Bazı hayatlar vardır…

Çok özel ve gerçekçi….

Rengârenk hayatların, rengârenk simaları…

Gelin bugün içimizdeki, bizden olan sıcacık bedenlere ve saçtıkları enerjiye yolculuk edelim.

İnsan hiç tahmin etmiyor bazen… Ummadığınız anda karşınıza çıkıyor.

Beklemediğiniz bir sefer de size gülücük dokunuşları bırakıp gidiyor.

Bakıyorsunuz ki hayat ve hayatın getirdikleri o insanda büyük potansiyellere ve deryalara etken oluyor. Bu yönün en güzel kısmı ise doğallık… İnsanlara “Ben de varım” derken ki sadelik…

Eee!.. "Bu kadar kelimelere karşılık, bu zat-ı efendi kimdir?" derseniz! Anlatmaya başlayalım….

Kan insanın özüdür. Kimliğini ortaya koyan, bedene ve ruha mana katan hayat kaynağıdır. Bir de hayatına yön veren, ailesinin geçmişini geleceğe yönlendiren, kıvılcımlarıyla bir soy ağacının meşalesini yakmaya devam eden sinerjidir. 

Sinerji deyip geçmeyin; hayata hayat katar!...

Sinerjiyi yakaladığınız vakit işte bu kahramanımızın özelliği gibi sesi titreşimle, titreşimi frekansla, iletişimi yetenekle buluşturursunuz. Bunun adı müzikaldir, ses sanatçılığıdır, nakaratın özümsenmiş ağzıdır.

Hayata gitmek gerek!..

Hayat o kahramana ne kazandırmış bilmek gerek!..

Daha çocuk yaştadır. Ailesindeki müzik bağlılığıyla, haşir-neşir olunca hayatına etki eder. Çalgı aletlerine olan sevgisiyle başlar bu serüven… Kanuni; darbuka v.s. ilgi duyar. Ve darbuka çalmaya başlar.

Ta ki…

Çocukluğunda geçirdiği bir tüfek kazası sonucu elinde kısmen sıkıntı oluşur. Ama o pes etmez. Evlenir, çocuklanır… 

Geçimin şartlarıyla yaşarken, akan bir hayat… Ama o müzik sevdasından vazgeçmez. Emekli olduğu vakit, tekrar darbukayla buluşur. Sanatla var olmaya, devam der…

Darbukayı iyi çalması kadar önemli bir faktör vardır. Darbukaya verdiği ritmi, ses ve ses tellerine de vermiştir. Evet, o tıngırdatan adam, kendine de o özelliği katmıştır.

Bu bize gösteriyor ki:

Yetenek ve beden bir bütün olmuş!..

Sesi titreşimle, titreşimi frekansla, iletişimi yetenekle buluşturmak…

O zaman bu yetenek ve sinerji insanıyla tanışma vakti!..

Dağın yamacına yaslanmış bir ilçede bir adam!..

O sesiyle nakarata anlam katan adam…

Şimdi kelam adama desin ki…

Isparta, Senirkent ilçesinin “dımbıl-dak ve dımbıl-datan dayı”sı; VELİ ÇELİKÖZ’e selam olsun!..

Kelam dımbıl-dak dayıya selam dursun!…

Vesselâm…

.

Muhittin Taha Çalık, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @TahacalikCal @dikgazete

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir