ZAMAN’ın ilk günleri.

İsmailağa çevresinden haber geldi; “Ferhan’ın tiyatrosundan bir hanım, mebzul miktarda çarşaf almış.

Ben de “F. Şensoy Kapanıyor mu?” diye bir yazı yazmışım.

Provaya gittim. 

Şan’da inşaat var, sahneye de bir oda tiyatrosu yapılıyor.

Hayret ettim, Egemen zamanından biliyorum Surp Agop Ermeni Vakfı’na aittir salon, hatta o ada.

Ve azınlık vakıflarına ait gayrimenkullerde 500 TL’yi aşan tamirat, Bakanlar Kurulu iznine tabidir.

Egemen, her sıkıntıda yanına bir ünlü alıp direkt Evren’E giderdi.

Derya Baykal paten kayıyor sahnede.

Anımsadığım kadarla oyunda kullanmayı düşünüyorlarmış.

Oyuna gittim sonra, seyircili prova da olabilir. 

Şahlar” gibi başlıyor; herkeste çarşaflar sonra atıyorlar üstlerinden kızlarda rujenuar gepiyerler jartiyerli file çoraplar…

Adem, elma satıcısı yanında Havva; “Hayydi Amasya elmasi…” diye bağırırken hecelere bölüp, aralarda uzun ‘es’ler veriyor.

Oyun kötü, bir tek “DİBA KUAFÖR” hoş, “Şahları da Vururlar”dan; Halit Akçatepe ile zorla çıkartmıştık Ferhan’a.

Gazete’de yazdım, “Gitmeyin!..” diye uyardım seyircileri.

Anlık bir tepki, kışkırtma, felakete neden olabilirdi.

Ancak tiyatroya telefonlar geliyor; “Abi şöyle edelim… Böyle yapalım!..” diye.

Yatıştırıyorum.

Bir ara, iki genç oyun sırasında ayağa kalkıp sahneyi protesto ediyorlar, yatışıyor olay, sonra da sahneye çıkıp bağırıp çağırınca sahne görevlileri önce seyircinin gözü önünde sonra kuliste sopalıyorlar gençleri.

Bir yandan da bağırıyorlar; “Sizi Ulvi mi gönderdi?” diye.

Hatta Beşiktaş’ta ahbabım bir tabelacı telefon etti:

- Abi hiç uğramıyorsun, özledik, gel bir çayımızı iç.

Gittim.

Adam kararlı:

- Abi sen bilirsin, bu adamın evi nerede nasıl buluruz onu?

- Saçmalamayın hiç gerek yok. Sakın ha!..

Bunu Ferhan yeni duyacak.

Marifet diye söylemiyorum, hakikati bilsin.

Bir ay filan geçti.

Hafta Sonu”nda manşet:

“Şan tiyatrosu sabotajını aydınlatana 101 Milyon veriyoruz!”

Bir de Ferhan’dan açıklama:

“Ulvi Alacakaptan şizofrendir. Hep bize karşı kışkırtıcı yazılar yazdı. Şan Tiyatrosu’nu damından kulislerine kadar iyi bilir. Orada çalışmış!”

Mış" ne Ferhan!..

Matinede “Şahlar”ı oynayıp, Elmadağ’da Şan’a taksiyle yetişmiyor muydum?

Ben üstünde durmayacaktım; Fer’han, “Badtrip”lere girmiştir diye.

Amcam Uğur Alacakaptan:

- Ver bir vekaletname de şuna bir dava açalım dedi.

5.000.000 TL’lik manevi tazminat davası açıldı.

Mahkeme, 750.000 TL’ye hükmetti.

Aldık yedik.

20 yıl sonra Ferhan iddiasını güncelledi;

“Ulvi Alacakaptan önce Şizofren sonra Müslüman oldu” dedi.

Suçu tekrar ve katmerlendirme var; bu kez ben amcama, “Dava açalım” dedim, ilgilenmedi.

Ben “ŞAN TİYATROSU”nu nasıl yakarım!..

4 yıl orada Şener Şen, Adile Naşit, Ayşen Gruda, Altan Erbulak, Sezen Aksu, Emel Sayın, Şevket Altuğ, Ahmet Gülhan, İlyas Salman’la paylaşmadım mı?

Hatta “İnsanlar ve Soytarılar”ın veda galasını orada yapmadım mı.

Dahası var; orada unutulan 4 tüfeğimiz, yangında kül olmadı mı?

Ve gece bekçimiz Niyazi efendi, kapı üstüne kitlendiği için yitip gitmedi mi?

30 yıl olacak hala orada-burada “Ekşimiş sözlük”lerde de bana laf çarpılır.

Yıllar önce Savaş Ay, Tuncay Özkan canlı yayınlarda bana bu karayı sürmeye çalıştılar.

Oysa varsa bir sorumlu, içeride izinsiz ve yasaya aykırı tadilat, inşaat yapanlarındır!

Ve veya elektrik kontağıdır.

Ben değilim.

.

Ulvi Alacakaptan, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


sanalbasin.com üyesidir