Uygarlık hikâyesinin başladığı, yazıldığı ve binlerce yıl yaşandığı topraklardayız.

Âleme, Alfabeyi öğreten zürriyetin evlatlarıyız. 

İlk satırı (story) yazan üstatların diyarındayız. 

Kıssadan hisse, ezelden beridir merkez idik. 

Ebedi Merkez kalacağız. 

İlim insanı dürüstlük emsalidir. 

İlmi, siyaset, din veya ticaret amaçlarına kurban etmez. 

Yani vicdanı, cüzdana satmaz. 

Öğrendiklerini sorgular. 

İnsanı korur, ona ilmiyle kalkan olur. 

İlmiyle karanlığa ışık ve nur olur. 

Karanlığın katmerleşmesine katkıda bulunmaz. 

Basmakalıp ve papağan misali tekrarlanan hurafeleri, ilim diye sunmaz. 

Şeyh Google, Vikipedia ve benzeri sosyal medyada yer alan bilgileri, ilim ve akıl süzgecinden geçirir. 

Hero-dotos (Herodot) kimdir diye sorulduğunda konuşmaya, "antik Yunan tarihçisi ve yazar..." diye başlamaz. 

Alim, başta Anadolu ve çevre coğrafyalara Herodot’un ‘Küçük Asya’ ismini verdiğini söyler ama ‘Küçük Asya’ coğrafyasının Suriye olduğunu söylediğini saklamaz. 

Bilmiyorsa araştırır öğrenir. 

Hurafelere katkıda bulunmaz. 

Bilmediği için anlatmıyorsa utanmalıdır. 

Biliyor ve anlatamıyorsa hayâsız ve ahlaksızdır. 

Vicdanlı değil cüzdanlı ve cüzzamlıdır. 

Zehra Kartopu’nun “Güneş Doğudan Doğar’ başlığını taşıyan yazısında “Sabah Fakhri’nin sese olan hâkimiyeti, tonlardaki rahatlığı, derin, uzun ah’ larıyla Türkiye’ deki arabeskin başlamasına vesile olmuştur.

Buna örnek olarak İbrahim Tatlıses’in konserinde Sabah Fakhri şarkısı olan ‘yalel'i seslendirmesi gösterilmektedir.

Buna ek olarak yine Sabah Fakhri’nin şarkısı olan (Kadduk El Mayas) Ada Sahilleri Necmi Rıza’nın Türk Müziğine kazandırması gösterilmektedir.

Sesindeki tını, nağmeleri konserindeki insanların kendinden geçmesine sebep olacak kadar güçlü, cennetten getirilmiş bir kadeh gibidir” demişti. 

"Ada sahillerinde bekliyorum, Her zaman yollarını gözlüyorum." Putin, Erdoğan’ı Ada sahillerinde değil, Salı günü Moskova’da bekliyor. 

İdlib konusunda başta Şam’ın arzusu ve hukuku sağlanacak. 

Türki-Suri savaşı veya çatışması için heveslenenler avuçlarını yalayacak. 

Fırat’ın Doğusu İdlib’ten sonra ısınacak. 

Mesele Şam-Ankara kıskacında çözüm bulacak.

7 Şubat 2016’da kaleme aldığım, “Türkiye-Suriye Savaşında Allah ne Yapar?” yazısını okumanızı dilerim. 

Haftanın nüktesi;

Davutoğlu, "Geride bıraktığımız makamları bilenler makam beklemeyeceğimizi bilirler. İtirazımıza itirazla karşılık verebilirlerdi.

Ne dediler biliyor musunuz? Hain dediler. İhanetle tanımladılar söylediklerimizi. Milletin teveccühüyle göreve gelmiş, Başbakan olmuş birine kimse hain diyemez.

Bütün selefim başbakanları rahmetle anıyorum. Hiçbiri hain değildi. Bu ülkede hain Başbakan olmadı.

Bundan sonra da olmayacak. Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan insan yüzüne çıkamaz” demiş.

.

Prof. Dr. Mehmet Yuva, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir