ST. PETERSBURG

Rusya, geçtiğimiz günlerde dünyada kayıtlara geçen ilk COVID-19 aşısını bulduğunu açıkladı. 

Hem de ne açıklama! 

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bizzat dünyaya duyurduğu aşıyla, aslında ince bir mesaj da verildi.

Nasıl İmparatoriçe II. YekaterinaÇiçek Aşısı”nı, ilk kızına yaptırdıysa Putin de ilk aşı için “kızım oldu” dedi.

Buna ek olarak 1957 yılında uzaya fırlatılan ilk Sovyet Uydusu Sputnik’in adının aşıya verilmesi de batıya karşı bir gövde gösterisiydi.

Şimdi gelin “SPUTNIK-V” adı verilen aşıyı biraz inceleyelim.

Ruslar, aşıyı açıkladığından bu yana genel olarak dünyadan aşıya karşı olumsuz bir tepki geliyor. 

Birçok insan, aşının bu kadar çabuk piyasaya sürülmesinin imkânsız olduğunu; çünkü bunun için gereken tüm kontrollerin daha fazla zaman istediğini iddia ediyor. 

Kimisi de aşıyı “devasa bir insan deneyi” olarak nitelendiriyor. 

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi bilim adamlarından, Pastör’ün öğrencisi, ünlü mikrobiyolog ve epidemiyolog Nikolay Gamaleya’nın adının verildiği Ruslar’ın Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü, gezegendeki geliştirilmekte olan diğer tüm COVID-19 aşılarının kullanıldığı temellerden teknolojik olarak farklı bir teknoloji ile aşı yarattığını duyurduğunda, tüm dünya şaşkınlık geçirdi. 

BBC, CNN gibi kaynaklar başta olmak üzere, Batı merkezli birçok haber kuruluşuna açıklamalarda bulunan Batılı uzmanlar, Rusların COVID-19 aşısının klinik denemelerini, bilerek es geçtiğini iddia etti. 

Aşının bu kadar çabuk piyasaya sürülmesi imkânsız!

Bu sav, çok kritik. 

Neden?

Çünkü sadece biz değil, dünyanın büyük bir kısmı Rus hukukunu tam olarak bilmiyor. 

Rusya Federasyonu’nda yeni bir aşının “üçüncü faz” olarak belirtilen, yani risk gruplarını içeren, aşaması Rusya Federasyonu Sağlık Bakanlığı’nın “geçici iznini” almadan başlayamaz. 

Bu izin ise geliştirilen yeni aşının zararsız olup olmadığını, ne gibi riskler oluşturup oluşturmadığını ortaya koyan “birinci” ve “ikinci” klinik fazlardan sonra verilir.

Rusların geliştirdiği aşı, şimdiye kadar sadece bu 2 aşamayı tamamladı. 

Yani virüsü kapmayı önlemeye yardımcı olup olmadığını görmek için henüz test edilmedi. 

Sadece COVID-19’a karşı antikor seviyesini ve bir dizi başka bağışıklık parametrelerini kontrol ettiler.

Tam da bu sebeptendir ki Ruslar, “SPUTNIK-V” aşısını yalnızca ve geçici olarak 1 Ocak 2021 tarihine kadar tescillediler. 

Bu süre zarfında, üçüncü aşamanın yürütülmesinde hukuki olarak bir engel olmayacak ve bu klinik araştırmalar devam edecek.

Ağustos ayı içerisinde de birinci ve ikinci aşamalarda nelerle karşılaştıkları zaten kamuoyuna belgeleriyle açıklanacak.

Konuyla alakalı açıklama yapan Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü Müdür Vekili Denis Logunov ise şunları belirtiyor:

Devletten alınan resmi ruhsatın onaylanması üzerine, ki bu ruhsat aşının kullananlar üzerindeki olası risklerin oranını değerlendirmek için temel oluşturan bir ruhsattır, klinik araştırmalara devam edip beklediğimiz faydayı almayı planlıyoruz.

-Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü Müdür Vekili Denis Logunov-

Logunov, kendisine yöneltilen “Aşı cidden milyonlarca kullanıma uygun mu? sorusuna yanıt olarak:

İlk olarak risk altında bulunanlara karşı sınırlı düzeyde aşı yapılması planlanıyor. Aşı gönüllülerini tespit edip, onlara aşı uygulamak, şu an önceliğimiz değil” dedi. 

Bunun da temel sebebi, Rusya’daki aşı geliştirme ve uygulamadaki izlenen prosedür.

Rusya, devlet tescilinin teyidini henüz vermedi. 

Bu daha önce bahsettiğim gibi klinik denemelerin üçüncü aşamasından sonra gerçekleşecek.

Peki o zaman aşının seri üretiminin neden Eylül ayından itibaren başlayacağını açıkladılar?

Cevabı basit…

Birincisi, Rusya Sağlık Denetim Ajansı Roszdravnadzor 2.000 kişinin 3 ay boyunca, üçüncü aşamaya katılacağını belirtti. 

Bu insanların yüzde 10’unun COVID-19 ile enfekte olması gerekli.

Burada akıllara şu soru geliyor: Aşılanan insanlar, gündelik hayatlarında ya virüse maruz kalmazlarsa?

İşte bu yüzden, daha fazla aşı dozunun hazır olması gerekiyor

İkincisi ve bence daha da önemlisi, “SPUTNIK-V”i geliştiren bilim insanları, aşıya o kadar güveniyorlar ki aşının üçüncü aşaması tamamlanmadan risk grubundaki insanlara mümkün olduğunca çok aşı yapmayı planlıyorlar.

Milyonlarca aşı” belki bir hayal. 

Bilemiyoruz. Ancak Ekim’e kadar milyonlarca aşı yapmak olanaksız değil.

Peki kim bu risk grupları?

Bu insanların başında tabii ki sağlık çalışanları geliyor. 

Salgının başından beri yalnızca Rusya’da değil, ülkemizde ve tüm dünyada vaka ve ölüm yüzdesinin en yüksek olduğu grup, sağlık çalışanları. 

Onlardan sonra da eğitim sektörü çalışanlarına aşı yapılacağı belirtildi. 

Ek olarak Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kiril Dimitriyev, Ağustos ayı sonuna kadar bu risk gruplarından on binlerce insanın aşılanacağını söyledi.

-Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kiril Dimitriyev-

Aşı uygulamaları tabii ki gönüllülük esasına göre yapılacak.

Dolayısıyla “devasa bir insan deneyi” gibi “etik mi değil mi” tartışmaları bu açıdan anlamsız geliyor. 

Aşı uygulaması, gönüllülük esasına dayalıysa ve ilk aşıların sağlık çalışanlarına yapılacağı göz önünde bulundurulursa bu durum daha da açıklayıcı olacaktır. 

Bir sağlık çalışanı, aşının ne olduğunu ve onu neden kullanıp kullanmayacağını sıradan bir vatandaştan daha iyi biliyordur.

Ayrıca öğretmenler, üniversite hocaları gibi insanların da karar mekanizmalarının da genel nüfusa oranla daha akılcı olduğu aşikardır.

Gamelaya Enstitüsü, aşıların daha sonra 60 yaş üzeri gruplara uygulanabileceğini vurguluyor. 

Enstitü Müdürü Aleksandr Gintsburg da 70 yaşında ve aşıyı ilk olanlardan birisi. 

Ancak bu uygulamanın üçüncü aşamadan sonra olacağını hesaplıyorlar. 

-Gamelaya Enstitüsü Müdürü Aleksandr Gintsburg-

Enstitüye göre, 18 yaş altı gruplar ise 60 yaş üstünden sonra aşılanmaya başlayacaklar

8-18 yaş arası 3 farklı grup olduğunu belirten enstitü, bu grupların 2021 yılının ikinci yarısında aşı olacağını söylüyor. 

Bir diğer ilginç gelişme ise BAE, Suudi Arabistan, Filipinler ve Brezilya, Rusya Federasyonu’na resmi olarak başvurup SPUTNIK-V aşısının üçüncü aşamasına katılmak istediklerini belirttiler.

Merak edilen konular arasında aşının yan etkileri de bulunuyor…

Bazı uzmanlar Rusya’nın medyaya servis ettiği görüntülerde aşı uygulanan yerlerde “Defibrilatör”, yani elektro şok cihazlarının bulunduğuna dikkat çektiler. 

Burada yine, Rusya’yı tanımamaktan ve Rus sağlık sistemine hâkim olamamaktan kaynaklı bir çıkarım söz konusu

Rusya Sağlık Bakanlığı’nın sağlık mevzuatına göre, aşı uygulaması yapılan her odada “Defibrilatör” bulunmak zorundadır. 

Bu durum, sadece COVID-19 aşısı için değil, standart bir grip aşısı için de geçerlidir.

Aşı uygulanan kişilerin vücut sıcaklıklarının 38/39 dereceye çıktığı açıklandı. 

Bu noktada sağlıklı değerlendirme için İngilizlerin geliştirmekte olduğu COVID-19 aşısının merkezi Astra Zeneca’nın paylaştığı birinci faz verilerini incelemek gerekiyor. 

Bu verilerde, aşı uygulamalarındaki gönüllülerin yüzde 51’inde vücut sıcaklıklarında ciddi oranda artış gözlendiği yazılıyor. 

Ek olarak aşı olanların yüzde 60’ı aşının uygulandığı bölgede kas ağrısı yaşarken yüzde 56’sında beklenenden uzun süreli titreme gözlemleniyor. 

Rus muadili olan “SPUTNIK-V” aşısında ise sadece vücut sıcaklığındaki artışın gözlemlendiği açıklandı. 

Hatta Rusya Devlet Başkanı Putin de kızının aşı olduktan sonra ateşinin kısa süreli yükseldiğini ve daha sonra normale döndüğünü belirtti. 

Bir diğer kritik konu ise aşının ücretlendirilmesi…

Ruslar, aşıyı ücretsiz olarak piyasaya sürüyor.

Batıda geliştirilmekte olan aşılara bakarsak durum tam tersi.

İngiliz Astra Zeneca’nın ürettiği “AZD1222” aşısı Avrupa’da 2,5 Avro’ya uygulanacak. 

ABD’li ilaç devi “Moderna” ise aşının bir dozunun 50 ABD Doları olduğunu açıkladı. 

Pfizer ve Alman “BioNTech”in geliştirdiği aşının ise 39 ABD Doları olduğu konuşuluyor.

Peki Ruslar aşılarına neden bu kadar güveniyor?

Ruslar, aşılarına o kadar güveniyorlar ki önce risk gruplarına aşı uygulaması yaparak başlıyorlar. 

Bunun temel sebebi, aşının klinik deneylerini yapan Gamelaya Enstitüsü’nün 1900’lü yıllardan bu yana alanında kazandığı başarılar.

Örneğin geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkan ve Batı Afrika’da başarılı sonuçlar elde eden Ebola aşısı

Gamelaya Enstitüsü, tüm aşamalarını tamamladığı Ebola aşısı ile Afrika’da bu hastalıkla mücadelede öncü oldu. 

Tabii ki Ebola ile COVID-19 hastalıkları temel olarak birbirinden farklı hastalıklar olsa da enstitünün aşı uygulamalarındaki güncel başarıları yadsınamaz bir gerçektir.

Gamelaya Enstitüsü, 2020 yılının sonunda ayda 3 ile 5 milyon dozluk “SPUTNIK-V” aşısı üretimi planlıyor. 

Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini hep birlikte göreceğiz. 

Bilimsel gelişmelerin ışığında duruma siyasal olarak yaklaşmamak da tabii ki imkânsız. 

Batı dünyası ve dahi Türkiye’deki bazı kesimler, Rus aşısına soğuk yaklaşıyorlar. 

Politik olarak bu aşıyı tehlikeli buluyorlar. 

Ancak her şeyden önce aşı, yukarıda da belirttiğim gibi, klinik aşamalarının tamamlanması için geçici olarak 1 Ocak 2021 tarihine kadar tescillendi. 

En büyük ve en temel klinik testler çoktan tamamlandı. 

Büyük risk altında bulunan gruplar belirlendi ve hepsine kademe kademe aşı uygulamalarının başlanacağı söylendi.

Eğer politikacı değilseniz, politik oyunları gerçeklerden ayırmak zorundasınız. 

Gerçek şu ki Rusya, dünyadaki herhangi başka bir ülkeden önce belirlediği öncelikli risk gruplarına aşı sunabilecek. 

Kaldı ki Çin de Temmuz ayında aşı geliştirdi. Ancak onlar bu aşının sadece ordu tarafından kullanılmasını onayladılar.

- İnsanlık için önemli olan şu an ne? 

Milyonlarca insanın hayatını kurtarma olasılığı mı; yoksa şu anda bilinmeyen olası (belki de yaşanmayacak) yan etkileri tartışmak mı?

Elbette, aşı olmamayı seçenler olacaktır. 

Öte yandan, dünyadaki aşı karşıtlığı da bilinen bir gerçektir. Ancak “SPUTNIK-V”e politik gerekçelerle karşı çıkmak aşı karşıtlığından da vahim bir durumdur.

.

İlber Vasfi Sel, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


sanalbasin.com üyesidir