12 Temmuz 2020'de yayınladığım "Bilinmeyen İskenderpaşalı Süleyman Demirel" yazım, neredeyse bir kaşık suda fırtına kopardı. 

Süleyman Demirel'in Abdulaziz Bekkine ve Mehmet Zahit Kotku ile İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilik yıllarına uzanan hukuku olmasına rağmen, cennet ve cehennemi kendi tekelinde görenler, bu hakikatin ifşasını hazmedemedi. 

Hatta bazıları, şahsımı merhum Erbakan'a kişisel öfke duymakla itham etti. 

Sözde tasavvuf terbiyesi almış tosuncukların bilmedikleri  şey,  Dergah, tekke ve zaviyelerin âyende ve revendeye/gelip geçen yolcuya hizmet vermesi için kuruldukları gerçeğidir. 

Ayende” ve “revende" kavramı vakıf ve tekke gibi yerlere gelen-giden misafirler için kullanılırdı. Dergah, tekke ve zaviyelerde bulunmak için insan olmak yeterli. 

Oysa Gümüşhanevi Dergahı, günümüzdeki popüler ismiyle İskenderpaşa Cemaati ile merhabası olanlar sadece Erbakan Hoca ve çevresinde kümelenmiş yol arkadaşlarından ibaret değildi.

-Alparslan Türkeş ve Mustafa Bağışlayıcı…-

Kotku, zamanında Demirel’den Türkeş’e sağ kanat siyasetçileri tarafından da ziyaret edilmişti. 

MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş de Abdulaziz Bekkine, Mehmet Zahit Kotku, Prof. Dr. Esat Coşan’la görüşürdü…

Merhum MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, Harp hem Abdulaziz Bekkine hem Mehmet Zahit Kotku hem de Prof. Dr.  Esat Coşan’la yakın ilişki içindeydi. 

Tüm bunlar bir kenara, Alparslan Türkeş resmi İskenderpaşalı çünkü nüfusa kayıt olduğu yer orası. 

İstanbul/Fatih Nüfus İdaresinden aldığı 27 Ocak 1934 tarihli nüfus cüzdanında yer alan bilgilere göre Alparslan Türkeş 1 Temmuz 1917’de Kıbrıs’ta dünyaya gelmiş görünmektedir.

Başbuğ’un doğum tarihi ile ilgili olarak ailedeki bilgi ve kendisinin esas aldığı tarih ise 25 Kasım 1917’dir. Babası Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey, annesi ise Zehra Hanım’dır. 

Rahmetli Türkeş, “çakma” değil, hakiki İskenderpaşalı…

Türkeş Bey, ilk ve orta öğrenimini Kıbrıs’ta tamamladıktan sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etmiş ve İstanbul ili, Fatih ilçesi, İskenderpaşa Mahallesi, Bali Paşa caddesi kütüğüne kaydolmuştur. 

Hatta görev yaptığı caminin isminden dolayı “İskenderpaşa Cemaati Şeyhi” olarak tanınan Mehmed Zâhid Kotku’nun İskenderpaşa’ya gelişi, Alparslan  Türkeş’ten çok sonradır. merhum 1 Ekim 1958'de, Fatih İskenderpaşa Camii Şerifi’ne naklolmuş ve vefatına kadar da bu vazifede kalmıştır. 

Alparslan Türkeş ve Kazanlı Şeyh Abdulaziz Bekkine…

1936'da Kuleli Askerî Lisesi'nden mezun olan Alparslan Türkeş, 1938'de Harp Okulu'nu bitirdiğinde, İstanbul'da birçok ilmi sohbetlere katılmıştı.

-Mehmed Akif Ersoy'un cenazesi-

27 Aralık 1936'da vefat eden İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un cenazesi Edirnekapı Mezarlığı'na efnedildiğinde, Türkçü arkadaşları ile iştirak etmişti.

Arusi/Nakşi Şeyhi Küçük Hüseyin Efendi’nin öğrencilerinden Abdulaziz Bekkine ile tanışmışlardı. Fevzi Çakmak'ın da Şeyhi olan Küçük Hüseyin Efendi, Gülhane Askerî Ambarı Esvap eminliği yapmıştı. 

1947'de 15 Türk subayıyla birlikte ABD Kara Harp Akademisi ve Piyade Okulunda iki yıl eğitim gören Alparslan Türkeş, gitmeden önce Abdulaziz Bekkine ile görüşür.

Kendisi ABD'de iken Gümüşhanevi Dergahının Şeyhi Abdullah Hasib Yardımcı’nın 15 Mayıs 1949'daki vefatını müteakiben, Abdulaziz Bekkine, cemaatin ve ‘tekke'nin başına geçip postnişin olur. Bekkine'nin vefat haberini de Amerika'da alır. 

Mehmet Zahit Kotku ve Alparslan Türkeş…

27 Mayıs 1960 darbesinin kudretli Albayı Alparslan Türkeş, 1965'te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) girerek fiilen siyasi hayata atılmış ve aynı yıl partinin genel başkanı olmuştu. 

İlk defa 1965 Türkiye Genel Seçimlerinde CKMP'nin Ankara milletvekili olarak meclise girer. 

10 Ekim 1965 tarihinde yapılan genel seçimler öncesinde bizzat Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı, Samsun’dan milletvekili adayı göstermek istediğini söylemiş, hatta Hoca’nın Şeyhi Mehmet Zahid Kotku'dan izin vermesi talebinde, Samsunlu Gümüşhanevi Dergahı müntesiplerinden Hacı Mustafa Bağışlayıcı aracılığı ile bulunulmuştu.

16 Mart 1951 tarihinde yayın hayatına başlayan ve haftalık olarak neşredilen “Büyük Cihâd Gazetesi”nin sahibi, İslam Demokrat Partisi kurucuları arasında yer alan, Türkeş ile Hindistan dönüşü tanışan aslen Gümüşhaneli olan Hacı Mustafa Bağışlayıcı, yakın çevresindeki dostlarının Türkeş'le irtibatını sağlar.

-Alparslan Türkeş ve Mustafa Bağışlayıcı-

Hacı Mustafa Bağışlayıcı ölünceye kadar “tepeden tırnağa beyaz giysileri ile” Türkeş dönemi MHP kongrelerinin protokol tribününün vazgeçilmez bir konuğu idi.

1965’te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan’ı partisinden Samsun senatör adayı göstermek ister. 

Ancak Erbakan’ın bağlı olduğu şeyhi Mehmet Zahid Kotku, izin vermeyince son anda adaylık gerçekleşmez. Aslında bu Türkeş ve partisine tepki değil, Erbakan’ı, Türk siyasetinden uzak tutmak içindir. 

Kotku, kabuğuna sığmayan Erbakan'ın siyasetten uzak durmasını tavsiye edince, Erbakan, CKMP listesinden adını sildirir.

-Üç İskenderpaşalı.. Erbakan, Demirel, Türkeş...-

Erbakan, CKMP’ye yalnız gitmez. Yanında yakın arkadaşı, Abdulaziz Bekkine'nin sohbetlerinden tanıdığı, Isparta Senirkentli Kemal Cabıoğlu’nu da götürür. 

Kemal Uysal Cabıoğlu, İktlsat Fakültesine devam ederken,  Senirkentli Ziya Uygur'un desteği ile 14 Mayıs Genel Seçimlerinde DP'den milletvekili adayı olan ve seçilen Dr. Tahsin Tola'yı desteklemek gayesiyle 29 Mart 1950 tarihinde İstanbul'da Senirkent gazetesini neşretmiş, bu mevkutede Abdulaziz Bekkine'nin Cuma Hutbeleri, köşe yazısı gibi tab edilmişti. 

Yıllar sonra Cabıoğlu, Erbakan’la birlikte daha sonra MHP adını alacak Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne gidişlerini şöyle anlatır: "Vaktiyle beni Türkeş'in partisine Erbakan götürdü, kendi girmedi, beni orada bıraktı…”

Daha öğrencilik yıllarından itibaren ilgi duyduğu Gümüşhanevi Dergahı Cemaati ile ilişkisini sürdürmeğe özen gösteren Alparslan Türkeş'in, vefatına yakın günlerde M. Zahid Kotku’yu iki kez ziyaret edip, helalleşerek gönlünü aldığı söylenir. 

Ne kadar doğru olduğu tahkike muhtaç bir rivayette, MHP’nin efsane Başkanı Alparslan Türkeş vefat ettiğinde üzerinden çıkan ve M. Zahid Kotku'nun yazdığı iddia edilen "koruyucu muska’’, kefeni içerisinde, birlikte kabrine konmuştur.

Kotku sonrası, Türkeş ve Esat Coşan…

7 Temmuz 1992'de "içinde bulunduğu partinin siyasî anlayışıyla uyuşamadığı" gerekçesiyle beş milletvekili arkadaşı ile beraber 29 Ocak 1993'te MÇP'den ayrılan bir grup arkadaşı ile Büyük Birlik Partisi'ni (BBP) kuran ve partinin genel başkanı olan merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun, MÇP/MHP tabanında eski partisini, gayri İslami çizgisi olduğunu ileri sürerek eleştirmesi, MHP genel merkezinde rahatsızlığa yol açmıştı. 

Bunun üzerine MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, yanlış anlaşılmaların önüne geçmek, İslami cemaat ve gruplara işin aslının anlatılmasını sağlamak üzere, 1991-1997 arası MHP Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ve Basın ve Propogandadan sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan, 1991-1995 arası 19. Dönem Milletvekili Rıza Müftüoğlu ile 28 Mayıs 2019'da vefat eden, 1993’teki MHP Kongresi’nde Yürütme Kurulu’nda yer alan Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirilen Bayburtlu Naci Memiş'i görevlendirir.

-Rıza Müftüoğlu, Türkeş ile birlikte ABD’de…-

Rıza Müftüoğlu ile Naci Memiş'in vazifeleri merhum Türkeş'in kanaat önderleri ile ilişkisinin amir-memur ve mürit-mürşit ilişkisi olmadığını, Mü’min ve muvahhid insanlarla istişare maksatlı olduğunu anlatmaktır. 

Bu kapsamda görüşülen isimlerin başında o dönem İskenderpaşa müntesibi milyarder Korkut Özal’ın, dirsek temasında bulunduğu Muhsin Yazıcıoğlu'nu desteklediği var sayılan Prof. Dr. Mahmut Esat Coşan vardır.

Rıza Müftüoğlu’nun ifadesine göre, Esat Coşan’a tarikat ve cemaatlerin asli vazifelerinin devlet yönetimine, siyasete  müdahale etmek olmadığı, kamil iman ve ahlak sahibi bireylerin yetiştirilmesi olduğu, siyasilerin ve devlet adamlarının da görevlerinin bu konuda din alimlerine zemin hazırlamak olduğu ifade edilir. 

Esad Coşan bu görüşmeden çok memnun kalır ve kendisinin de Refah Partisi’nden Erbakan’ın biat istemesi üzerine ayrıldığını belirtir. Hatta kalkar Rıza Müftüoğlu ve Naci Memiş'in boyunlarına sarılır. 

Mahmud Esat Coşan, misafirlerine Türkeş'in, 1960'lı yılların ortalarından itibaren İskenderpaşa Cemaati'ne gidip geldiğini, Mehmet Zahit Kotku Hocaefendi'yle görüştüğünü, Erbakan Hoca'yla da o yıllardan gelen bir dostluğu olduğunu anlatır. 

Ziyaretten memnuniyetini, Rıza Müftüoğlu'na, Naci Memiş'e ve MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’e verilmek üzere, yerli üretim “Zülfikar” marka pompalı tüfek hediye ederek gösterir. 

1995 Genel Seçimleri öncesinde gerçekleşen bu görüşmede dostluk nişanesi olarak Esat Coşan’ın damadı Ali Yücel Uyarel'in MHP’den Milletvekili gösterilmesinde mutabık kalınır. 

Evdeki hesap çarşıya uymaz!..

Bu görüşme sonrası 24 Aralık 1995 tarihinde yapılan 1995 Türkiye Genel Seçimlerinde İskenderpaşa Cemaati Şeyhi Prof. Dr. Esat Coşan'ın damadı Prof. Dr. Ali Yücel Uyarel MHP listesinden aday gösterilmiş ancak Ali Yücel Uyarel, üniversitedeki görevinden istifa süresini geciktirdiği için kesinleşmiş listede yer alamamıştı. 

Aslında sürecin arka planı biraz farklıdır. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, 1991 seçimlerindeki ittifakın bir benzerini Refah Partisi ile yapmak istemiş ancak Alparslan Türkeş’in hatırını gözeten Erbakan, bu ittifak teklifini geri çevirmişti. 

RP ile ittifak planları suya düşen rahmetli Yazıcıoğlu, soluğu kendisine arka çıkan Korkut Özal’ın yanında almış, yardımını talep etmişti. 

Korkut Özal ve Esad Coşan'ın, Mesut Yılmaz’ı, ANAP ile BBP’nin seçim ittifakı yapmasına razı etmesi üzerine Cemaat, MHP’ye vereceği desteği, ANAP/BBP ittifakına kanalize etti. 

Prof. Dr. Ali Yücel Uyarel'in  MHP’den aday olmamak için üniversitedeki görevinden istifa sürecini geciktirmesinin asıl nedeni sonradan anlaşılmıştı. 

Türkeş zamanında gelmeyen destek, Bahçeli döneminde geldi…

12 Haziran 2011'de yapılan genel seçimler öncesinde MHP, okyanus ötesi güçlerin operasyonu ile tanıştı. 

Bazı parti yöneticilerinin seks kasetlerini medyaya servis eden FETÖ, MHP seçmen tabanını partisinden uzaklaştırıp AK Parti’ye yönlendirmeyi planlamıştı. 

Tam da bu süreçte Avustralya’dan “İskenderpaşa Cemaati” adına cemaatin önderi Muharrem Nureddin Coşan’dan gelen 1 Haziran 2011 tarihli açıklama ortalığı allak bullak etti. 

Bu açıklamada, bugüne kadar görülmemiş bir açıklıkla cemaat müntesibleri, seçimlerde MHP’li bozkurtları oylarıyla desteklemeğe davet ediliyordu.

Esat Coşan’ın yerine geçen oğlu Nureddin Coşan "Şimdi silkin, şimdi uyan, dengeleri boz… Bozkurtlara fırsat ver, yol ver, oy ver. Çeki düzen versin, destek olsun dostlara, fayda versin, tek yürek olsun iyiler…” gibi ifadeleri içeren açıklaması ile MHP’nin zor gününde yanında yer aldı. 

Dostlar; kimin eli kimin cebinde belli değil! Tarikat mı ticaret mi siyaset mi belli değil? 

Ama belli olan bir şey var. 

Gümüşhanevi Dergahı, günümüzdeki popüler ismiyle İskenderpaşa Cemaati, Erbakan’ın tekelinde değilmiş!

Biz yine de erler demine destur alalım. Erenlerin sağı-solu belli olmaz!

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @oc32oc39 , @dikgazete

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ramazan Topraklı 2020-07-14 10:02:24

Refah Partisi Antaya eski il başkanlarından Mak.Müh. İbrahim Aktaş'ın güzel bir tesbiti söylemeyi unuttum: Biz, birer birer oy topluyoruz, tarikat ve cemaatler ise toptan pazarlayicilar diyordu. Aslında her tayfa ve parti birer toptan pazarlayıcıdır. Bu hususu akıldan cıkarmamak lâzım vesselâm.

Avatar
Uskumru 2020-07-14 08:15:39

Hocam sen yazdıkça tarihin karanlığı aydınlanıyor

Avatar
Ramazan Topraklı 2020-07-14 09:42:41

Ömür Beyin son iki yazısı bizi eski günlere götürdü. 1980 darbesinin ardından Süleyman lı yurtlarindaki temizliği gören Kenan Paşa Süleyman lı cemaatine sahip çıkmıştı. Merhum Ecevit de ülke menfaati için Fetullah cemaatine sahip çıkmış, onlar da seçimlerde DSP'yi desteklemisti. Bence partiler açık siyaset, tarikat ve cemaatler de ince ve derin siyaset yapıyorlar.

Avatar
Bir bilen 2020-07-15 10:34:34

2011 seçimleri öncesi FETÖ MHP kaset olayını AK Parti oy alsın diye değil tam tersi AK Parti'ye tehdit için gözdağı kullandı. Burada bir bilgi eksikliği var.

Avatar
Ramazan Topraklı 2020-07-15 12:38:45

Tekke ve zaviyelerle ilgili kültürümüze ait güzel bir söz duydum. paylaşmak istedim. İki kişinin dini sorulmazmış:1. Mazlumun 2. Yoksulun

Avatar
Ekrem 2020-07-15 14:01:21

Süleyman Demirel de Alparslan Türkeş de Necmeddin Erbakan da Turgut Özal da bu ülkeyi bugünkü doğru çizgisine oturtan bir çok kişi de bu kapıdan gelmiş geçmiştir
Kimisinin bağlılığı kalıcı kimisinin geçici olmuştur
Ama bu insanlar asla gayr ı milli olmamışlardır
Senin karnının ağrısı ne
Ruslar’ın Ayasofya nın açılmasının intikamını almak sana mı ihale edildi
Ha bu kadar malumat ancak istihbarat örgütlerinde olur şu halde Rus istihbaratı da iyi çalışmış hani

Avatar
Hüseyin 2020-07-17 21:30:28

Erenlerin sağı solu belli. Yönü olmayan nasıl anlasın ki


sanalbasin.com üyesidir