Hz. Musa'nın hayatını anlatan bir animasyon film izlemiştim yıllar önce.

Mısır Prensi” adı.

Peygamberlerin hayatı” kategorisinde animasyon olarak bir numaradır bence, müzikleri de harikadır.

Hz. Musa, bilindiği üzere, Firavun'un sarayında büyür, kendisini oraya ait hisseder. 

Fakat birgün acı gerçekle yüzleşir. 

Babası” bildiği kişi, aslında Musa’nın asıl mensubu olduğu topluluğu yok etmek için, yeni doğmuş erkek bebeklerin öldürülmesi emrini veren bir canidir. 

Musa, bu gerçeği öğrenmesinin üzerine, kendi ırkdaşına zulmeden bir Firavun askerini yanlışlıkla öldürür.

Tacı-tahtı terk eder, üstelik katil de olmuştur, kendini çöllere vurur…

Yorgunluktan bitap düşmüş halde, içinde bulunduğu durumu şöyle arz eder Rabbine:

"Allahım! Göndereceğin her hayra muhtacım…"

Bu tarifi imkansız bir acziyetin ilanıdır.

Dua” değildir bu, zira duada neye ihtiyacımız varsa onu isteriz Rabbimizden; fakat Musa’nın hiçbirşeyi yoktur, isteyebileceği hiçbirşeyi olmayacak kadar bile acizdir…

Tam bu sırada, uzakta bekleyen  görür, hayvanlarını sulamak için erkek çobanların gitmesini bekleyen iki genç kız…

Konu iki genç kızın içinde bulunduğu zor durum ise Musa’nın acziyetinin bile bir önemi yoktur. 

Kızların hayvanlarını sular, eve döndüklerinde kızlar babalarına kendilerine yardım eden delikanlıdan bahsederler. Babaları Şuayb Peygamber’dir.

Musa’yı evine davet eder, sekiz yıl çobanlık yapması karşılığında kızlarından biriyle evlenebileceğini söyler; Musa kabul eder bu teklifi. 

Ne ilginçtir ki bebekken suda sürüklenen Musa’ya kendini ilah eden Firavun ailesinden merhametli Asiye sahip çıkmışken, gençliğinde çölde sürüklenen Musa’ya bu sefer bir peygamber ailesi sahip çıkmıştır. 

Öz annesi onu suya, büyüttüğü annesi çöle bırakmış.

Annelerinin duası onu peygamber evine damat etmiştir, kim bilir…

İşte tam bu sırada, bahsettiğim filmde Şuayb Peygamber, kızlarına yaptığı iyilikten dolayı Musa’ya teşekkür eder. 

Musa, mahçup olur ve yaptığının çok önemli bir iyilik olmadığını söyleyince, Şuayb Peygamber şu öğütleri verir O’na; aslında hepimize...

ALLAH'IN BAKIŞIYLA BAK HAYATINA!

Kumaşın içinde parlayan tek bir iplik,

Büyük desenin içinde amacını asla anlayamaz,

Büyük desenin tarzında…

Dağın zirvesindeki bir taş, dağın ortasındaki taşlardan ya da en alttaki taşlardan daha önemli olduğunu düşünür mü?

Nasıl ölçeceksin hayatın değerini?

Değerlerinin neler olduğunu?

İnsan gözüyle baktığında, asla göremezsin bunu…

Hayatına bir göz at, Tanrı’nın gözüyle bak!

Çölde altından bir göl, daha değersizdir serin bir pınardan,

Kayıp bir koyun için çoban, daha büyüktür zengin kraldan…

Sahip olduğu her şeyi kaybeden kişi, yitirir mi gerçek değerini?

Yoksa bu sadece bir başlangıç mıdır, daha parlak bir doğuşun başlangıcı için?

Nasıl ölçülür insanın değeri, servet, güç ya da boyuyla mı?

Ne kadar kazandığı ya da ne kadar harcadığı ile mi?

Cevap gelecektir, cevap gelecektir deneyene…

Hayatına Tanrı’nın gözleriyle bakmayı dene…

Bu yüzden paylaşıyorum seninle, yoksa bile fazla bir şeyimiz.

Hiçbir şeyin olmadığında daha kolaydır dağıtmak.

Yapacak daha çok şey var, hiç kimse değişim ve şans rüzgarına kapılmaktan kaçamaz.

Bütün adımları bilmesen de dansa katılmayı öğrenmelisin.

Nasıl anlaşılır insanın değeri, inşa ettikleriyle mi satın aldıklarıyla mı?

Dünya gözüyle göremezsin, Allah'ın bakışıyla bak,

Allah'ın baktığı yerden...

Hayatına bak, baştan sona bak hayatına!

**

Şimdi herkes Rabbinin bakışıyla baksın hayatına...

Ve çıkarsın bütün ilahî dokunuşları…

.

Sevim Korkmaz, dikGAZETE.com

-İlgili video -İngilizce- link: Through Heaven's-

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


sanalbasin.com üyesidir