Allah (c.c); Kur’an-ı Kerim’de "… Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden umut kesmez" (Yusuf Suresi 87) buyuruyor. 

Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafâ (sav.); "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır" diyor.

"İmtihan dünyası" dendiği vakit, her ne kadar sağlık/hastalık, varlık/yokluk ve gençlik/yaşlılık akla gelse de yaşamadan anlaşılması bir yere kadar.

İçinde yer almadan tam idrak edilmediği gibi, yaşamamak için tedbir almak, başa geldiğinde kabullenip, nasıl üstesinden gelineceğini bilmek gerek.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mim Kemal Öke; "Engelli çocuklar belirli bir farkındalığın karşımıza çıkmasıdır. Farkındalığı kabul etmenin zenginlik olduğunu anlamalısınız. Benim çocuğum aslında bana barış içerisinde nasıl bir arada yaşanır bunu öğretmiştir.” diyerek, 28 yaşındaki down sendromlu bir kız çocuğu babası olarak düşüncelerini açıkça ifade etti.

Geçtiğimiz günlerde telefonla bize ulaşan ve iki çocuğunun down sendromlu olduğunu belirten anne, çocuklarının toplumun bir parçası olduğunu, halkı bilinçlendirmek, çocuklarını hayatın içerisine çıkarmama yanlışının içerisinde olan anne ve babalara örnek olabilme arzusunu dillendiriyordu…

HAYATIN BİR PARÇASI OLMANIN AŞAMALARI…

Hastalık ve yaralanma neticesinde, kas-iskelet ve sinir sisteminden kaynaklı değişimler, ‘engelli’ kelimesiyle tanımlanan imtihanın da başlangıç ve hayatın bir parçası olmaktadır. 

Engel türü ve derecesi ne olursa olsun, "kayıp" gibi görünen duygu, düşünce ve hareket becerilerinin kesintiye uğramasının hemen ardından, hayatın bir parçası olma imtihanı da yeni ve farklı bir hayatın başlangıcı oluyor. 

Bu sınav aşamaları da, engelliliği kabullenmek, sahip olunan imkânları sonuna kadar kullanıp ‘engelsiz’ bir hayat için günlük yaşantının içerisinde yer alma aşamalarından oluşmaktadır. 

İşte o vakit, içinden ‘çıkılmaz’ görünen dünyada, imtihanın başlangıcı ve ebedi hayat için bu imtihan sürecinin ne denli önem taşıdığını (insanın bu dünyada ektiğini, ebediyet hasat zamanı neleri biçeceğini) idrak etmiş oluruz. 

İnsan kendini iyi hissetmediği vakit, zorlukların üstesinden gelme imkânı da kolay olmuyor.

Tüm bunların bir arada olabilmesi, kişinin bedensel ve ruhsal açıdan zinde olmasını sağlıyor…

HER BİR KULAÇ, YÜRMESİ İÇİN BASTONU OLDU…

Kişinin ‘engelleri aşma' konusunda, engellilik durumuna göre, mesleki eğitimden doğru beslenmeye kadar, tedavi sürecinin aşamalarında, spor başlığı altında gerçekleştirilen hareket ve egzersizin önemini iyi idrak ederek, ona göre hareket etmesi gerekiyor. 

İnsan sağlığının kişinin sosyalleşmesinin önemli bir parçası olduğunu, günlük hayatın içerisinde karşılaşılan örnek hayatlarda görmek mümkün. 

Kişinin sağlıklı kalması adına, “Herkesin yapabileceği bir spor branşı vardır!” gerçeğini göz önünde bulundurursak, sporun etkilerinin sadece iki örnekle dahi ne manaya geleceği şu iki haberle daha iyi açıklanmış nitelikte olacaktır.

AA’nın dikGAZETE.com'a da yansıyan özel haberinde, dokuz yaşındaki Muhammet Tursun’un üniversite bünyesinde açılan engellilere yönelik yüzme kursuna katılarak, havuzda attığı kulaçlarla engelini nasıl aştığı gözler önüne seriliyor. 

Attığı her bir kulaç, attığı her bir adım için kendisine adeta ‘baston’ oldu ve 3 ay gibi kısa bir sürede yürümeye başladı.

Yine, Siirt’te yaşayan ve doğuştan iki bacağı olmayan bedensel engelli Şan Erten de benzer bir haberle gündeme geldi. Erten, bir yıl önce başladığı yüzme sporu sayesinde, kendi ifadesiyle “Küstüğü hayatın içinden sıyrılıp" adeta hayata yeniden tutundu…

.

Ahmet Gülümseyen, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @ahmetgulumseyen , @dikgazete

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir