Bireyin doğuştan ve sonradan özel gereksinimli (engelli) olması, ona karşı nasıl davranılması, hayatına sağlanacak katkının ne olması gerektiğinin önemini de ortaya koymaktadır. 

Tecrübenin bize kazandırdığı, bu sorumluluğu kendisinde hisseden kişilerin, vicdan ve imkân sahibi olmaları gerektiği noktasında ortaya çıkıyor. 

Bu gerçekleri iyi anlamak, detaylandırmak ve harekete geçebilmek için, ya kendimizin bu durumu yaşaması ya da yakın çevremizde bu durumda olan kişilerden gözlemleyip, durumu iyi anlamamız gerekiyor. 

Bu bilgiye ulaşmanın bir diğer yöntemi ise okuyarak öğrenebilmek.

İlahiyatçı Ahmet Bulut’un, Nesil Yayınları’ndan çıkan “Allah’ın özel kulları engelliler” başlıklı, aynı zamanda bizim başucu kitabımızda yer alan ve aşağıya kısaltarak aldığımız Müberra’nın örnek hayat hikâyesi, konuyu o kadar güzel özetliyor ki…

MEŞAKKATİN MÜKÂFATI…

“İşte, bu imtihan hikâyesinin kahramanı da on bir yaşında, ismi Müberra olan bir kızmış. Henüz akıl baliğ olmadığı için, ismi gibi temizmiş, beriymiş günahlardan, ceza değilmiş başına gelen ama -doğrusunu Allah bilir ya- belki de ilerideki bazı günahlarına kefaret olsun diye zor sorular çıkmış ilk olarak karşısına… 

Bilmeden, Allah rızasını gaye edinmeden güzel işler yapmak da hiçbir işe yaramazmış, saymadan salih amelleri bilmek de. 

Bildiğim için yapmakla yükümlü olduğum doğruları, güzellikleri yapmaya çalışmazsam kitap yüklü merkeplere (Cuma sûresi, 5) bildiğimle amel edersem Allah’ın bana hem ecir vereceğini, hem de bilmediklerimi bildireceğini öğrenmiştim... 

Sonradan öğrendim ki, imtihan yurdu olan dünya hayatı da bir oyun ve oyalanmadan ibaretmiş (Ankebût sûresi, 64). Çok zor olurmuş bazı oyunları, ama ne olursa olsun hepsi bir oyun ve oyalanmaymış. 

Herkes başrol oyuncusuymuş bu oyunda. En zor rollerden biri de hastalıkmış. Ama bu rol iyi oynanırsa ücreti de çokmuş. 

Ve duydum ki Allah, böyle zor rolleri, sevdiği oyunculara verirmiş. İyi oynasın da çok mükâfatı hak etsin diye. 

Yirmi yıl boyunca Rabbimin beni bu soruyla sınamaya devam edeceğini bundan sonra, bu ve benzeri zor sormamasını dilemek için her daim; …Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.(Bakara suresi, 201) ve …Ey Rabbimiz! Bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Affet bizi, mağfiret et bize, rahmet et bize…(Bakara suresi, 286) ayetlerini okumam gerektiğini bilememiştim o zaman…

Bilmem kaçıncı menenjit tedavisinden sonra, bilmem kaçıncı beyin ameliyatı olmam gerektiğini duyduğumda; akan gözyaşlarımı ayıplayıp teslimiyeti sorgulayan annem sayesinde, yattığım yerde, Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz eksiltme ile deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar ki, başlarına bir musibet gelince ‘Biz Allah’a aidiz ve biz O’na döneceğiz’ derler. İşte Rablerden mağfiretler ve rahmet hep onlaradır. Ve hidayete erenler de onlardır”. (Bakara sûresi, 155, 156, 157) ayetlerini öğrendikten sonra kendini ayıplayacağımı ve sabra devam edeceğimi bilemezdim.

Şüphesiz her zorlukla beraber kolaylık vardır” (İnşirah Süresi, 5) ayet-i kerimesinin tecellileri olduğunu da hiç unutmamaya çalışıyorum ki, şükrüm galip gelsin, geçmişime hayıflanma cehaletime…”

HALEN Mİ "NE YAPABİLİRİZ?"

Müberra” gibi, sesleri duyurulması ve yaşadıklarından ders almamız gereken birçok insanın, hayat hikâyesi var. 

Bu özel (engelli) bireylerin hayatlarını kaliteli bir şekilde sürdürmeleri hususunda, kendi kendimize görev ve sorumluluklar yüklememiz gerekiyor. 

Hangi yaşta, başımıza nerede ve ne geleceğini bilme şansımız olmadığına, iyiliğin yayılması için “Sizin en hayırlınız, insanlara en faydalı olanınızdır” (Hadis-i Şerif) mesajının yer aldığı bir dinin-inanışın mensupları olarak hareket etmek gibi bir sorumluluğumuz var. 

Bilmemiz gerekenler ise bulunduğumuz konumlarda, özel gereksinimli (engelli) bireylerin, hayatlarını nasıl kaliteli hale getirebileceğimiz hususu. 

Bedensel ve ruhsal açıdan düşünüldüğünde, kendi uğraş alanımız da olan beden eğitiminin özel (engelli) bireylerin hayatlarında ne denli önem taşıdığını her defasında yazdık ve dillendirdik. 

Bu doğrular, üzerinde vakit kaybedilmemesi o kadar değer taşımaktadır ki…

O nedenle hatırlatıyoruz; “Biraz hassasiyet, biraz duyarlılık, biraz vicdan, tüm bunlarla birlikte, bildiğimizle amel, yani icraat lütfen!.”

.

Ahmet Gülümseyen, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Selim kabil 2020-07-26 16:09:02

Kalemine sağlık kardeşim

Avatar
Muzaffer 2020-07-26 16:18:28

Cok güzel yazı olmuş ellerine sağlık

Avatar
İlyas Görgülü 2020-07-26 17:33:08

Kalemini ze yüreğinize sağlık


sanalbasin.com üyesidir