Türkiye'de 'yavaş hayat' arayışı ve kalıcılık sınavı

Türkiye'de 'yavaş hayat' arayışı ve kalıcılık sınavı

Küresel ölçekte yaygınlaşan alternatif yaşam arayışları, Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireyler arasında karşılık bulurken, bu eğilimlerin kalıcı dönüşüme mi yoksa geçici trende mi işaret ettiği tartışılıyor

İstanbul

"Alternatif Yaşam Arayışları" başlıklı üç bölümlük dosya haberin üçüncü bölümünde, bu küresel eğilimlerin Türkiye'deki yansımaları ve dünya çapında kalıcı trend olup olmadığı ele alındı.

Hızlı dünyaya karşı yavaş yaşantı

Hızın yorduğu hayatlar, yavaşlığın peşinde

Türkiye'de alternatif hayat tarzlarına yönelik ilginin özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde yaşayan kesimler arasında yaygınlaştığı görülüyor.

Büyük şehirlerdeki yoğun trafik, kalabalık, yaşama maliyetleri ve konut fiyatlarındaki artış, şehir hayatına alternatif arayışlarını beraberinde getiriyor.

Bu kapsamda son yıllarda doğayla iç içe yaşam alanlarına yönelim, kırsala taşınma ve "tiny house" gibi alternatif konut modellerine ilginin arttığı dikkati çekiyor.

Gayrimenkul ve yaşam trendlerine ilişkin çeşitli sektör raporlarında da Kovid-19 salgını sonrasında doğaya yakın yaşama alanlarına yönelik talebin arttığı, özellikle büyükşehirlerden çevre illere doğru hareketlilik yaşandığı belirtiliyor.

"Tiny house" ve alternatif yaşam girişimleri...

Türkiye'de son yıllarda "tiny house" üretimi ve satışına yönelik girişimlerin artması da bu eğilimin somut göstergeleri arasında yer alıyor.

Minimal hayat alanları sunan bu yapılar, daha düşük maliyet, doğayla iç içe yaşama ve sadeleşme arayışı sebebiyle özellikle gençler ve beyaz yakalılar arasında ilgi görüyor.

Bununla birlikte uzmanlara göre, bu yaşama biçimi, herkes için kalıcı bir çözüm olmayabilir. Bazı bireyler "tiny house" hayatını sürekli bir tercih olarak benimserken, bazıları için bu model daha çok geçici bir kaçış ya da ikinci yaşama alanı niteliği taşıyor.

Dijital minimalizm ve "yavaşlama" arayışı...

"Slow living" anlayışı Türkiye'de kentten kırsala göç edenlerin yanı sıra bireysel yaşam pratikleri üzerinden de kendini gösteriyor.

Özellikle büyükşehirlerde yaşayan bireyler arasında sosyal medya kullanımını azaltma, ekran süresini sınırlama ve daha sade bir günlük rutin oluşturma gibi eğilimler öne çıkıyor.

Bu kapsamda "dijital detoks" olarak adlandırılan uygulamalar ve sosyal medya kullanımına ara verme davranışları da son yıllarda daha fazla gündeme geliyor.

"Herkes için uygun olmayabilir"

ABD'den Danimarka'ya taşınan Brooke Black'e göre daha yavaş ve sade hayat tarzı her ne kadar cazip görünse de herkes için uygulanabilir olmayabilir.

Black, "Geçimini sağlamak için birden fazla işte çalışmak zorunda kalıyorsan, yavaş hayatın tadını çıkarma fırsatın pek kalmıyor" dedi.

Bu yaşama biçiminin bazı açılardan "ayrıcalık" boyutu da taşıyabileceğini ifade eden Black, bireylerin ekonomik şartlarının bu tercihlerde belirleyici olduğunu dile getirdi.

Büyük şehirler bireyler üzerinde baskı oluşturuyor...

ABD'den İtalya'ya taşınan Clara Hogan ise büyük şehirlerdeki hızlı hayatın bireyler üzerinde oluşturduğu baskıya dikkati çekti.

Hogan, ABD'deki yaşantılarında hayatın çok hızlı ilerlediğini ve üzerlerinde büyük bir baskı olduğunu söyledi.

İtalya'daki hayatın daha yavaş ve dengeli olduğunu savunan Hogan, "İtalyanların yavaşlamayı bildiğini düşünüyorum" ifadesini kullandı.

Ancak Hogan'a göre, bu tür bir yaşam değişikliği her zaman kolay değil.

Türkiye'de "slow living"

Uzman iş ve örgüt psikoloğu Nil Madi'ye göre, "slow living" yaklaşımı Türkiye'de de karşılık bulabilecek bir eğilim olmakla birlikte herkes için aynı ölçüde uygulanabilir değil.

Madi, modern hayatın bireyler üzerinde sürekli bir hız ve üretkenlik baskısı oluşturduğunu belirterek, bu durumun insanları alternatif yaşam arayışlarına yönelttiğini ifade etti.

Ancak bu tür yaşama biçimlerinin bireylerin ekonomik şartları, çalışma biçimleri ve sosyal imkanlarıyla doğrudan ilişkili olduğuna işaret eden Madi, bu nedenle söz konusu eğilimin toplumun tüm kesimlerine eşit şekilde yayılmasının sınırlı olabileceğini belirtti.

Trend mi, dönüşüm mü?

Uzmanlara göre "slow living", dijital minimalizm ve alternatif hayat tarzı arayışları küresel ölçekte giderek daha fazla konuşulsa da bu eğilimlerin kalıcı yaşama biçimine dönüşüp dönüşmeyeceği henüz netlik kazanmış değil.

Türkiye'de de benzer şekilde bu akımların bir kesim için kalıcı tercihlere dönüşmesi, büyük bir kesim için ise geçici arayış olarak kalması bekleniyor.

Gelecek yıllarda ekonomik şartlar, çalışma modelleri ve şehir hayatının dönüşümü, bu tür alternatif hayat tarzlarının yaygınlığını belirleyen temel unsurlar arasında yer alacak.

Hızlı dünyaya karşı yavaş yaşantı

Hızın yorduğu hayatlar, yavaşlığın peşinde

Kaynak: AA

.

dikGAZETE.com

ilgili haberler...
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR