Ankara
Türkiye, hava sahasına yönelik çeşitli tehditlere karşı alçak, orta ve yüksek irtifa katmanlarını kapsayan milli entegre hava savunma mimarisi Çelik Kubbe’yi güçlendirmeye devam ediyor.
Proje, sensörlerden komuta kontrol merkezlerine, hava savunma füzelerinden yakın hava savunma sistemlerine, elektronik harp unsurlarından lazer tabanlı çözümlere kadar geniş bir kabiliyet setini aynı ağ yapısı altında buluşturmayı hedefliyor.
Çelik Kubbe, yalnızca bir hava savunma sistemi olarak değil, farklı kurumlar ve savunma sanayisi şirketleri tarafından geliştirilen sistemlerin ortak komuta kontrol anlayışıyla çalıştığı bütünleşik bir savunma ağı olarak öne çıkıyor.
ASELSAN, ROKETSAN, TÜBİTAK SAGE, MKE ve ilgili kurumların geliştirdiği sistemler, Türkiye’nin hava savunmasında katmanlı yapının ana unsurlarını oluşturuyor.
Proje kapsamında radarlar, haberleşme altyapıları, veri bağları ve komuta kontrol merkezleriyle hava sahasındaki tehditlerin tespit edilmesi, sınıflandırılması, takip edilmesi ve uygun önleyici sistemlerle bertaraf edilmesi amaçlanıyor.
Başlıklar
Tehditler yeni çözümleri zorunlu kıldı > Türkiye neden Çelik Kubbe’ye ihtiyaç duydu? > Hava savunmasında yıllara yayılan birikim > Bir sistemden fazlası: Entegre savunma ağı > Katmanlı savunmanın omurgası > Dünyadaki benzer sistemlerle karşılaştırma > Savunma sanayisinde yerli ekosistemin ürünü > Çelik Kubbe’nin Türkiye’ye sağlayacağı kazanımlar > Gelecek aşama: Tam entegre milli hava savunma mimarisi
Tehditler yeni çözümleri zorunlu kıldı...
Modern muharebe sahasında İHA, SİHA, kamikaze dron, seyir füzesi, roket, topçu mühimmatı ve balistik tehditlerin birlikte kullanılması, hava savunmasında çok katmanlı yapıları zorunlu hale getirdi.
Özellikle düşük maliyetli ve yoğun kullanıma uygun insansız sistemler, kritik tesislerin, askeri birliklerin ve şehirlerin korunmasında yeni tedbirleri öne çıkardı.
Yakın coğrafyadaki çatışmalar, hava savunmasının yalnızca yüksek irtifa veya uzun menzilli tehditlere karşı değil, çok alçak irtifadan gelen küçük ve hızlı hedeflere karşı da güçlü olması gerektiğini ortaya koydu.
Bu doğrultuda Çelik Kubbe bünyesinde KORKUT, TOLGA, GÜRZ, GÖKBERK, İHTAR, EJDERHA ve ALKA gibi farklı görev alanlarına sahip sistemler tamamlayıcı unsurlar olarak konumlandırıldı.
Türkiye neden Çelik Kubbe’ye ihtiyaç duydu?
Türkiye’nin kara, deniz ve hava sahasındaki güvenlik ihtiyaçları, geniş coğrafi sorumluluk alanı ve çevresindeki kriz bölgeleri, hava savunmasında milli ve bütünleşik bir mimariyi gerekli kıldı.
Çelik Kubbe de bu ihtiyaca yanıt olarak geliştirilen sistemleri ortak ağ yapısı altında birleştiren yeni nesil savunma yaklaşımının merkezinde yer alıyor.
Sistem, farklı kuvvet ve kurumların bünyesindeki hava savunma unsurlarının ortak operasyonel resim üzerinden koordineli şekilde çalışmasını sağlayacak ağ merkezli bir mimariyle geliştiriliyor.
Çelik Kubbe’nin geliştirilmesi, Türkiye’nin savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltma hedefiyle de doğrudan bağlantılı.
Yazılım, donanım, radar, füze, komuta kontrol ve elektronik harp unsurlarının yerli imkanlarla geliştirilmesi, sistemin sürdürülebilirliği açısından stratejik önem taşıyor.
Hava savunmasında yıllara yayılan birikim...
Türkiye’nin hava savunmasındaki mevcut mimarisi, kısa sürede ortaya çıkan tek bir proje değil, yıllara yayılan yerli savunma sanayisi birikiminin sonucu olarak şekillendi.
KORKUT, HİSAR, SİPER, ALKA, TOLGA ve benzeri sistemler, farklı tehdit katmanlarına yönelik kabiliyetlerin aşamalı olarak geliştirilmesini sağladı.
SİPER Ürün-1’in envantere girmesi, uzun menzilli bölge hava savunmasında önemli bir eşik oluşturdu.
Sistem, savaş uçakları, seyir füzeleri, hava soluyan hedefler ve havadan karaya mühimmatlara karşı angajman kabiliyetiyle üst katman savunmanın ana unsurlarından biri haline geldi.
Siper Ürün-2'nin manevra yapma kabiliyeti ile hedefe tam isabet sağlaması ise Türkiye’nin daha uzun menzil ve daha yüksek irtifada görev yapacak sistemlere yönelik çalışmalarını ileri aşamaya taşıdı.
Dağıtık mimaride görev yapacak sistem, Çelik Kubbe’nin üst katmanındaki caydırıcılığı artıracak unsurlar arasında yer aldı.
Bir sistemden fazlası: Entegre savunma ağı...
Çelik Kubbe’nin en belirgin özelliği, farklı menzil ve irtifa sınıflarındaki sistemleri tek bir savunma anlayışı içinde buluşturmasıdır.
Bu nedenle proje, yalnızca bir füze veya radar sistemi değil, hava savunmasında “sistemler sistemi” yaklaşımının karşılığı olarak değerlendiriliyor.
Mimarinin temel amacı, hava sahasında oluşan tehdidin en kısa sürede tespiti, ortak operasyonel resme aktarılması ve en uygun önleyici unsurla etkisiz hale getirilmesidir.
Çelik Kubbe içinde HAKİM, RADNET, T-LINK ve komuta kontrol merkezleri gibi unsurlar, algılayıcılar ile silah sistemleri arasındaki veri paylaşımının omurgasını oluşturuyor.
TSK Bulut Bilişim Sistemi Projesi de büyük veri ve ağ merkezli harekat ihtiyaçları açısından bu yapının dijital altyapısını destekliyor.
Katmanlı savunmanın omurgası...
Çelik Kubbe’nin savunma yaklaşımı, tehdidin hangi irtifa ve menzilden geldiğine göre farklı sistemlerin devreye girmesine dayanıyor.
Çok alçak ve alçak irtifa tehditlerine karşı yakın hava savunma ve dron karşıtı sistemler, alçak irtifada HİSAR-A ve orta irtifada HİSAR-O, daha yüksek irtifa ve uzun menzil ihtiyaçlarında ise SİPER sistemleri görev üstleniyor.
Yakın hava savunma katmanında TOLGA, KORKUT, GÖKBERK, İHTAR ve EJDERHA gibi sistemler öne çıkıyor.
Alçak, orta ve üst katmanda HİSAR ve SİPER sistemleri, hava savunma mimarisinin daha geniş alanlara yayılan caydırıcı unsurlarını oluşturuyor.
SİPER Ürün-1’in envantere girmesi ve SİPER Ürün- 2 testlerinin başarıyla sürdürülmesi, Çelik Kubbe’nin uzun menzilli hava savunma ayağını güçlendiren gelişmeler arasında yer alıyor.
Dünyadaki benzer sistemlerle karşılaştırma...
Dünyada modern hava savunma anlayışı, tek bir sisteme dayalı yapıların aksine, farklı menzil ve irtifa katmanlarında görev yapan unsurların entegre şekilde çalıştığı çok katmanlı mimariler üzerine kurulmaktadır.
Benzer şekilde ABD ve birçok NATO ülkesi de Patriot (Alt Katman), THAAD (Orta Katman) ve Aegis (Üst Katman) gibi sistemleri birlikte kullanarak çok katmanlı hava ve füze savunma yaklaşımlarını uygulamaktadır.
ABD ve İsrail gibi ülkeler kendi geliştirdikleri sistemlerle yerli çözümlere sahip olsalar da Çelik Kubbe’yi ayrıştıran temel nokta, Türkiye'nin çok alçak irtifadan (dron ve lazer sistemleri) yüksek irtifaya kadar geliştirdiği tüm farklı hava savunma unsurlarını, tek bir ağ merkezli komuta-kontrol mimarisi altında bütünleşik olarak çalıştırma yaklaşımıdır.
Bu entegrasyon, radar, füze, komuta-kontrol, haberleşme, elektronik harp ve yönlendirilmiş enerji kabiliyetlerini tek bir şemsiye altında birleştirerek dışa bağımlılığı en aza indirmeyi hedefler.
Savunma sanayisinde yerli ekosistemin ürünü...
Bu geniş yapıda ASELSAN radar, komuta-kontrol, haberleşme, elektronik harp ve yakın hava savunma sistemlerini sunarken, ROKETSAN hava savunma füzelerini, MKE yakın hava savunma çözümlerini, TÜBİTAK SAGE ise mühimmat teknolojilerini sağlayarak mimarinin temel taşlarını oluşturuyor.
Projenin tasarım aşamasını geride bırakıp seri üretim ve sahadaki yaygınlaşma sürecine geçtiğini gösteren en somut adım ise Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile ana yükleniciler arasında varılan dev anlaşmalarla ortaya konuyor.
Çelik Kubbe’nin Türkiye’ye sağlayacağı kazanımlar...
Çelik Kubbe’nin Türkiye’ye sağlayacağı en önemli kazanımlardan biri, hava sahasına yönelik tehditlere karşı erken tespit, hızlı karar alma ve uygun önleyici sistemle angajman kabiliyetinin güçlendirilmesi olacak.
Çelik Kubbe’nin gelişmesi, savunma sanayisi ihracatı açısından da yeni fırsatlar oluşturabilecek. Yerli hava savunma sistemlerinin farklı ülkelere sunulması, Türkiye’nin savunma sanayisindeki teknoloji üreticisi konumunu güçlendirecek.
Gelecek aşama: Tam entegre milli hava savunma mimarisi...
Çelik Kubbe’nin gelecek aşamasında, mevcut sistemlerin daha geniş alana yayılması, yeni nesil sensörlerin ağa dahil edilmesi ve yapay zeka destekli karar destek kabiliyetlerinin güçlendirilmesi bekleniyor.