Yesrib/Medine şehrindeki farklı inançlara mensup toplulukları biraraya getiren Hz.Muhammed, ortak bir deklarasyon niteliğindeki bu sözleşmeyi hazırlatmıştır.

Bu sözleşme, Kamusal alana ilişkin “Ortak yaşama prensibi"nin benimsendiği Anayasal bir metin/Medeni Kanun gibidir,

Başta toplumsal/sosyal konular olmak üzere, ticari ilişkiler ve ibadet özgürlüğünün teminat altına alındığı bu sözleşmenin hukuki bir niteliği de vardır.

Peygamber, Yahudi'ler başta olmak üzere putperest kabilelerin dahi katıldığı bu sözleşmeye Kur’an'ı hukuki/şer'i dayanak olarak göstermişse,

Kur’an'ın Yahudi/Hristiyan gibi farklı inançlara dair böyle bir uzlaşıyı aykırı gören ayetlerini nasıl yorumlamak gerekir?

Çelişki gibi görünen bu durumun elbetteki mantıklı bir izahı var. 

Kitabın ayetleri, akla/vicdana/çağdaş yaşama yönelik doğru/tutarlı şekilde yorumlanabilir. 

Fakat bizden istenen esas şey, hiçbir kitaba bağlı kalmadan bizzat hayattan ilham alarak bu "Medeni/uygar sözleşme"yi kurabilmektir.

Sözleşmeye konu edilen şehrin gerçek ismi “Yesrib" iken, neden sonra "Medine" olarak anıldığını buradan da anlayabiliriz;

Medeni /Medeniyet gibi sözcükler "Medine" sözcüğü ile aynı kökten türemiştir.

Dolayısıyla her kim "Medeni Kanun"'a ve "Laik/Uygar yaşama modeli"ne karşı çıkıyorsa, İslam’a/ Kur’an’a/ Peygamber’e de karşı çıkmış olacaktır.

.

Cengiz Han Güven, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir