insanlar çıkarları uğruna ürettikleri maddi dayanaklarını zamanla putlaştırma hastalığına neden tutulurlar?

İnsanoğlunun iktidar olma, iktidarda kalma ve hüküm etme dürtüsüne bağımlı olma hastalığının temellerini tetikleyen nedir? 

Tarih serüveni boyunca idarenin/kontrolün kendi ellerinden çıkmaması için uğraşanlar, iktidarlarının yıkılmaması için bariyerler oluşturma hatasını kendi iktidarlarını korumak için yaptıklarını zannetseler de, bu davranış hayatın içinde zamanla insanlığın gelişmesini engelleyen bariyerlere dönüşür.

Bu devinimlerin ürettiği karakter ve kimlikler ikiye ayrılabilir.

1-) Üreten ve paylaşanlar.

2-) Üretenin paylaşmasından beklentisi olanlar.

Üreten ve paylaşanların herhangi bir puta sahip olması söz konusu olamaz. 

Lakin üretenden beklentisi olanlar, üretilenden pay alabilmek için gerekçelere ihtiyaç duyarlar. 

Bu davranış şekli ise psikolojileri ve stratejilerinin alt yapısını şekillendirmektedir.

Nasıl mı?

Kolay olan yöntem; Kandırarak alacaksın…

Olması gereken yöntem; Karşılığını vererek ihtiyacın olanı alacaksın…

Üretmedikleri için imkanlara sahip olmayanlar, kolay olan yolu, kandırmayı seçtikleri için, toplumda karşılık bulan bazı putları sürekli olarak algılar üzerinde canlı tutmak zorundadırlar.

İnsanlık tarihinin şahitlik ettiğiPUT’lar, iktidarların devamlılığını ve çıkarlarını korumak amaçlı üretilen gerekçelerin vücut bulmuş son hali midir?

Put’ları elitler oluştururken, neden putlara toplumların tapınması şart koşulur?

Elitlerin çıkarları, sömürü üzerine inşaa edildiğinden dolayı ve sömürülecek olanın da insanlık mirası olması hasebi ile kandırılması gereken taraf hep toplumlar olagelmiştir.

Bundan dolayıdır ki toplumun refleks ve tepkilerini nötralize edebilme etkisine sahip olan PUT, GÜÇ, İKTİDAR, MECRASINDAN SAPTIRILMIŞ KUTSALLAR, vb. tüm gerekçeler, insanlığın önüne koyulmuş olan aldatmacalardır.

İnsanlığı inandırmak üzere yazılan yalan tarihler, kutsallaştırılan bir takım akıllıca hazırlanmış kurgular, hatta dinin dahi saptırılarak kutsallaştırılıp putlaştırmalar, insanlığın tarih boyunca birikimini yaptığı mirasının üzerine konabilmek için uydurulan gerekçeler manzumesidir…

İnsan beyni, kolay olanı ve rahat olanı seçer” kavramı üzerinden gidildiğinde, insanlığın birer üyesi olan fakat kolay olanı seçenlerin, bu mirasın üzerine konmak ve sahip olmak istemeleri, kolay ve rahat bir yaşantı sürmek istemelerinden kaynaklanmaktadır.

Denir ya hep, “ağacın kurdu, kendinden olur” diye; işte insanlığın düştüğü bu paradoksu anlatan cümle tam da bu cümledir.

Geçmişte yaşanan karşı koyuşlar ve günümüzde gelinen son süreçte verilen mücadele, yani putların yok edilmesi mücadelesi, insanlığın ilerlemesi yönünde önünün açılması anlamını taşıyan gelişmeler ve karşı duruşlardır.

Öyle ya, sadece elitlerin çıkarlarının korunması demek, insanlığın gelişmesini sağlayacak girişimlerin ortadan kaldırılması anlamını taşımaktadır. 

Bu mücadelenin adı; insanlığın topyekün her alanda sıçramalar yapması ve gelişmesi gerekliliğinden ve mecburiyetinden kaynaklanmaktadır.

Çözüm;

İnsanlık mirasının başına musallat olanların, sadece kendi şahsi çıkarları adına tüm insanlığın önünü tıkamaları kabul edilir bir durum değildir.

Halimiz böyle iken, insanlığın parçası olan çıkarcı kimlik sahipleri, kendi geleceklerini de insanlık ile birlikte tehlikeli bir tünele soktuklarının farkına neden varamıyorlar.

İnsanlık mirası, insanlığa aittir.

Yoksa kişisel hırs ve menfaatler, gören gözleri kör mü ediyor!..

"Allah onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür (hatem) vurmuştur, gözlerinde de perde vardır, onlara büyük bir azab vardır." (Bakara 2/7)

.

Ali Karani, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @KARANIAli , @dikgazete

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir