Yerel seçimler öncesi siyasetin yükselen nabzı, seçim sonrasında da aynı tondan atmaya devam ediyor.

İstanbul’da her ne kadar Ekrem İmamoğlu mazbatasını almış olsa da “Olağanüstü başvurular” sonrasında, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) vereceği karar merakla bekleniyor.

YSK kararı ne olursa olsun, siyasi tartışmalar artarak devam edecek gibi görünüyor.

Ankara Çubuk’ta şehit cenazesine katılan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun şehit yakınları tarafından saldırıya uğraması seçmenlerin ruh halini anlatan önemli bir göstergedir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun şehit yakınlarının “Cenazemize gelmesin!..” tavrına karşılık, risk alarak katıldığı cenaze töreninin sonucu, siyasilerin seçim sonrası gerekli okumaları henüz doğru düzgün yapmadığını da gösteriyor.

Bir musibet bin nasihate bedel” olduğuna göre siyasiler, bu durumdan gerekli dersi çıkaracaktır umarım. 

PKK’nın saldırısına uğrayan CHP lideri” iken, “Şehit yakını tarafından saldırıya uğrayan kişi” haline dönüşmek ciddi sorgulanması gereken bir mevzudur. 

CHP, HDP ile mevcut ilişkilerini gözden geçirmek zorundadır! Aksi halde kaybetmeye başladığı “Kurucu parti” hüviyetinden hızla uzaklaşacak ve “Marjinal bir parti”ye dönüşecektir. 

CHP, bir şekilde milletin gönlüne girecek makro politikalar belirlemek zorundadır. 

Milletin gönlünden uzaklaşmaya başlayan AK Parti de ülke gündemini yüksek gerilim hattından uzaklaştırmakla yükümlüdür. 

AK Parti ile CHP, milli konularda ortak hareket edecek mekanizmalar kurmalıdır. 

Şehit yakınlarının CHP liderine saldırması hafife alınacak, hoş görülebilecek bir durum değildir. Mutlaka bu saldırının arka planı, failleri araştırılmalı ve varsa bu saldırıyı tahrik edenler tespit edilmelidir. Kamuoyu bu konuda aydınlatılmalıdır.  

Uzlaşmazlık ve kavga siyaseti toplumu germektedir ve ülkemiz adına bu durum hiç iyi değildir.

Toplumun acilen huzura ihtiyacı vardır. Toplum olarak bütünleşmemiz gerekiyor. Burada en büyük görev Cumhurbaşkanımıza düşüyor.

Gerilim siyasetinin bu ülke halkının huzuruna ve birliğine faydalı olmadığı açıktır. İnsanlar, ekonomik sıkıntı içinde bunalmışken bir de siyasi gerginlikleri kaldıracak güçte değildirler.

Eğer sayın Kılıçdaroğlu, başına gelecekleri bile bile cenaze törenine katılmışsa ve bundan siyasal kazanım elde etmeyi arzu etmişse çok büyük hata etmiştir.

CHP lideri, her ne kadar bu olayın mağduru olsa da şehit yakınlarını da anlamaya çalışmalı, ortalık biraz sakinleşince kendilerini ayrıca ziyaret edip onlarla gönül köprüsü kurmalıdır.  

İnsanların acıları üzerinden siyaset yapmak doğru değildir! Bu tür olaylar siyaset üstüdür. 

Cumhurbaşkanımızın bahsettiği “Türkiye İttifakı”nın niteliği yakın zaman içinde gün yüzüne çıkacaktır.

Eğer yenilenmesi muhtemel kabinede AK Partili isimler yerine, kendini kanıtlamış partisiz veya diğer partilere yakın isimler tercih edilecekse bu durum uzlaşmaya ve gerilimlerin azalmasına sebep olabilir. 

Ülkeyi hızla ekonomik darboğazdan çıkaracak bakanların ve yöneticilerin atanması, kısa-orta vadede ülke için büyük kazanım olacaktır. 

Cumhurbaşkanımız, yakın çevresinin telkinleriyle yaptığı atamaların negatif neticelerini, yerel seçimler sonucunda görmüş olmalıdır. 

Bindiği dalı kesmenin ne AK Parti’ye ne de Cumhurbaşkanımıza zerre miskal faydası yoktur. Aksine büyük zararları vardır. 

Sayın Devlet Bahçeli, muhtemel “Türkiye İttifakı”na gerekli desteği vermelidir. CHP’yi marjinalleşmekten kurtaracak her türlü ittifaka sayın Bahçeli’nin “Hayır” demesi doğru olmayacaktır. 

Siyasi partilere düşen görev, Genel Seçimler’e kadar ülke gündemini gerilimlerden uzak tutmaktır.

Ülkenin kutuplaşma ve yüksek gerilimden uzaklaşarak birliğe, kardeşliğe ve kenetlenmeye acil ihtiyacı vardır. 

.

Muhammed Işık, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @leyli_serd , @dikgazete

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir