26 Eylül 2020 Cumartesi 12:06
132 Okunma
Tiyatroya adanmış bir ömür: Beklan Algan
İstanbul

Tiyatronun her alanında çalışmalar ve araştırmalar yapan, ömrünü tiyatroya adayan Algan, 31 Mart 1933'te Erzurum'da dünyaya geldi. Algan, liseyi Robert Kolej'de bitirdikten sonra tiyatro sanatçısı Ayla Algan ile evlendi.

Algan, maden mühendisliği eğitimi için gittiği ABD'de, eşiyle beraber Actor's Repertuary Theatre ve New York Actor Studio'da sahne ve tiyatro eğitimi aldı.

ABD'de çeşitli tiyatrolarda çalışan Algan, birçok profesyonel oyunda rol aldı. Usta sanatçı, 1960'da Türkiye'ye dönerek, 1961'de Muhsin Ertuğrul yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları’na girdi.

Muhsin Ertuğrul'un başlattığı yenileşme hareketinin içinde olan Algan, Fransız yazar Jean-Paul Sartre'ın "Sinekler", William Shakespeare'in "Macbeth" ve Bertolt Brecht'in "Sezuan'ın İyi İnsanı" adlı oyunlarını yönetti.

Yönetmenliğini yaptığı "Oppenheimer Olayı" adlı oyunla 1966'da "İlhan İskender Armağanı" kazanan Algan, 1966'da Muhsin Ertuğrul'la birlikte Şehir Tiyatroları'ndan ayrıldı.

Algan, tiyatro oyunculuğu, yönetmenliği ve eğitmenliğinin yanında sinema filmlerinde de rol aldı. 1964'te "Karanlıkta Uyananlar", 1965'te "Sevmek Seni", 1966'da "Karanfilli Kadın" ve 1993'te "Kız Kulesi Aşıkları" filmlerinde sinema oyunculuğu yaptı.

"Cesaret Ana ve Çocukları" oyunuyla "Avni Dilligil Ödülü"ne layık görüldü

Muhsin Ertuğrul yönetimindeki LCC (Language and Culture Center) Tiyatro Okulu'nda bölümünde dersler veren Algan, 1968'de Peter Weiss'in yazdığı "Marat-Sade" oyununu sahneledi. Bakırköy Halkevleri Deneme Sahnesi'ni 1970'de kuran sanatçı, aynı yıl "Hamlet 70" adlı oyunun yönetmenliği üstlendi.

Algan, 1971'de Grup Oyuncuları'nda Ali Taygun'la "Müfettiş" adlı oyunu yönetti ve 1974'te yeniden Şehir Tiyatroları'na katıldı.

Tepebaşı Deneme Sahnesi'nin yöneticiliğini de üstlenen usta sanatçı, 1975'de "Adsız Oyun", 1978'de ise "Cesaret Ana ve Çocukları" adlı oyunları yönetti. "Cesaret Ana ve Çocukları" oyunuyla "Avni Dilligil Ödülü"ne layık görüldü.

Şehir Tiyatroları'ndaki görevine 1980'de son verilen Algan, Almanya'ya giderek tiyatro araştırmaları yaptı. Berlin Schaubühne Tiyatrosu'nda Tuncel Kurtiz, Şener Şen ve Macit Koper'in aralarında olduğu sanatçılarla işçi tiyatrosu yaptı.

Algan, 1984'te Türkiye'ye geri dönerek BİLSAK Tiyatro Atölyesi'nin kurucuları arasında yer aldı. Sanatçı, 1988'de dönemin Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Gencay Gürün'ün daveti üzerine Ayla Algan, Erol Keskin, Haluk Şevket Ataseven ile tiyatro bünyesindeki Tiyatro Araştırma Laboratuvarı'nın (TAL) başına geçerek genç oyuncuları yetiştirme görevini üstlendi.

İBB Şehir Tiyatroları'ndan 1998'de emekli olduktan sonra da eğitmenlik yapmaya devam eden Algan, eğitim faaliyetlerinin yanı sıra "Laboratuvardan Prodüksiyona ve Prodüksiyondan Laboratuvara" ile "Geleneksel Tiyatro'dan Çağdaş Tiyatro'ya" isimli araştırmalarını sürdürdü.

Usta sanatçı, 27 Eylül 2010'da lösemi tedavisi gördüğü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde hayata gözlerini yumdu. Beklan Algan, Teşvikiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.

"Kendi de farkında değil tiyatroyu sevdiğinin"

Sanatçının eşi Ayla Algan, Anadolu Ajansı'na verdiği röportajda, eşiyle birlikte oyunculuğa nasıl başladıklarını, şu sözlerle anlatmıştı:

"Robert Kolejli, Boğaziçi'nde okudu. Orada Hamlet üzerine seminer vermiş kütüphanede. Kendi de farkında değil tiyatroyu sevdiğinin. ABD'de de gidiyor tiyatro kitabı satın almaya. O sırada Actors Studio'dan Michel diye bir çocuk vardı. 'Sen oyuncu musun?' diyor Beklan'a, tabii yakışıklı da... 'Ne kitabına bakıyorsun?' derken okulu öğreniyor, gidiyor ve yazılıyor. Tabii ben kıskanç, durur muyum? Ben çocukluktan beri step yapıyorum, şarkı söylüyorum filan. 'Sen gidersen ben de giderim ya...' dedim. Öyle girdik tiyatroya."

"Tiyatro Araştırma Laboratuvarı ve Beklan Algan" isimli yüksek lisans tezi hazırlayan Nesrin Yılmaz Karakoç ise Algan'ı "bir tiyatro dervişi" olarak tanımlayarak, "Beklan Algan, tiyatro sanatında çağdaşa ulaşma, yerelden hareketle kültürlerarası olabilme, bu yaklaşımla oyuncunun eğitilmesi ve tiyatroyu meydana getiren tüm unsurların bu yönde evrilmesi üzerine en çok düşünmüş, araştırma, deneme yapmış bir tiyatro adamı. Hep farklı kulvarda kalmış, hep yeniyi aramış, çok çalışmış, çok üretmiş, pek çok tiyatrocuya el vermiş, hep gençlerin arayışlarına destek olmuş bir tiyatro düşünürü, dervişi." ifadelerini kullanmıştı.

Kaynak: AA

dikGAZETE.com
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


sanalbasin.com üyesidir