- haberler son dakika
18 Nisan 2021 Pazar 12:06
41 Okunma
Ayasofya dünyaya örnek olabilecek bir modelle restore ediliyor

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz, Ayasofya-i Kebir Camisi'ndeki restorasyon çalışmaları hakkında yaptığı açıklamada, tarihi yapının Roma İmparatorluğu döneminde taç giyme törenleri, Osmanlı döneminde ise önemli merasimlerin düzenlendiği protokol mabedi olduğunu söyledi.

Ayasofya'nın 1500 yıllık bir geçmişi olduğunu, bu süreçte yaşanan siyasi, sosyal, kültürel ve doğal afetlerin de yapıyı etkilediğini ve izler bıraktığını belirten Yılmaz, "Ayasofya, Nika İsyanı'nda yakılmış, Latin istilasını yaşamış, büyük depremlerde yıkımlara maruz kalmış, yangın ve diğer afetlerden etkilenmiştir.

Tarihi boyunca pek çok zorluğu aşarak günümüze ulaşmış ve insanlık tarihinin en önemli mabetlerinden birisi olarak yaşamaya devam etmektedir." dedi.

Yılmaz, İstanbul'u 1453'te fetheden Osmanlı'nın Ayasofya'ya büyük önem verdiğini, Fatih Sultan Mehmet'in ilk işlerinden birisinin de burayı korumaya almak olduğunu dile getirdi.

"Mimar Sinan'ı, Ayasofya'nın mimarları arasında zikretmek mümkün"

Sultan 2. Selim ile 3. Murad döneminde Ayasofya'nın büyük bir bakım ve restorasyondan geçirildiğini anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

"Minareler ekleniyor, istinat duvarları, payanda ilaveleri yapılıyor. Aslında Ayasofya'yı 16. yüzyıldan bugüne taşıyan hatta gelecek asırlara taşıyan destek, bakım ve onarım çalışması Mimar Sinan'ın eliyle gerçekleştirilmiştir.

Bütün mimarlar, 'Eğer Mimar Sinan'ın eliyle onarım ve destek çalışmaları olmasaydı bugün harap olmuş bir Ayasofya'yı konuşurduk' der. Bu sebeple Mimar Sinan'ı, Ayasofya'nın mimarları arasında zikretmek mümkün."

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Yılmaz, Mimar Sinan'dan sonra en büyük bakımın önemli bir bütçe ayrılarak, Sultan Abdülmecid tarafından mimar Fossati eliyle yaptırıldığını söyledi.

Ayasofya tarihinde Osmanlı katkılarının sadece bakım ve onarımla kalmadığına dikkati çeken Yılmaz, Osmanlı'da külliye geleneği olduğunu söyledi.

Yılmaz, Fatih, Sultanahmet ile Süleymaniye külliyelerini örnek vererek, "Osmanlılar fetihten sonra yapmış oldukları ilavelerle Ayasofya'yı bir Osmanlı külliyesine dönüştürmüşlerdir. Osmanlıların külliyeye dönüştürme çalışmalarını anlamaz, anlatmazsak Ayasofya'ya katkılarını eksik anlatmış oluruz." diye konuştu.

Külliyenin ilk ilavesinin minare ve medrese olduğunu dile getiren Yılmaz, Fatih devrinden başlayarak minareler, medrese, imarethaneler, en büyük hanedan haziresi, türbeler, şadırvan, sıbyan mektebi, muvakkithane ile caminin içerisine yapılan kütüphanesiyle Ayasofya'nın bir Osmanlı külliyesine dönüştürüldüğünü bildirdi.

Restorasyon çalışmaları hakkında bilgi veren Yılmaz, "Tamiratlara yaklaşık 20 yıldır büyük bir titizlikle, sabırla, ilmi hassasiyetle hiçbir maddi fedakarlıktan kaçınmadan Ayasofya'nın 1500 yıllık geçmişine uygun bir şekilde devam edildiğini söyleyebiliriz. Ayasofya'nın Sıbyan Mektebi ve bazı yapıları lojman ve benzeri amaçlarla kullanılıyordu.

Başta bunların boşaltılması olmak üzere, türbelerin, kubbenin, iç cephenin tamiratı, medresenin ihyası olmak üzere çok ciddi çalışmalar yürütüldü." ifadelerini kullandı.

Fatih'in yaptırdığı medrese ihya edildi

Yılmaz, Fatih'in inşa ettirdiği, 1934'te yıkılan medresenin aslına uygun olarak yeniden yapıldığını, 1980'li yıllarda yapılan kazı çalışmalarında medresenin temeline ulaşılarak, ortaya çıkarıldığını aktardı.

2017'de başlayan süreçte de bu medresenin ihya edildiği belirten Yılmaz, "Burası aslına ve kuruluş amacına uygun olarak Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi tarafından eğitim hizmetlerinde değerlendirilecek." dedi.

Yılmaz, çalışmaların Kültür ve Turizm Bakanlığının mimar ve restoratörleri başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde hem dönem hem de Ayasofya üzerine araştırmaları olan akademisyenler tarafından yürütüldüğünü söyledi.

Ayasofya'nın, restorasyon, bakım ve onarımında birinci derecede uzmanlığın esas olarak benimsendiğini vurgulayan Yılmaz, "1500 yıllık yapının geçirmiş olduğu tarihi sürecin ve oluşturduğu kültürel mirasın korunması yolunda hangi uzmanlık seviyesi, türü, hangi hizmet gerekiyorsa bu büyük bir hassasiyetle yürütülüyor." diye konuştu.

Ayasofya'daki restorasyon çalışmasını iğne ile kuyu kazmaya benzeten Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bazen bu yapının bir mermerini tamir etmek ve parçalarını bir araya getirmek için 3-5 ayrı yöntemi değerlendirip kullanmak gerekiyor. Belki size garip gelebilir ama toplu iğne başı kadar küçük bir mermer parçası bile tespit edilip fotoğrafı çekiliyor, milimetrik hesap ve çizimleri yapılarak yerine yerleştiriliyor. Bazen o mermerin yapışması için bir ay, bir buçuk ay gibi bir süre bekleniyor.

Bu kadar titiz bir çalışma yürütülüyor. Bu işlere ilgili bir tarihçi ve Ayasofya'ya meraklı pek çok mimarı, diplomatı, uzmanı ağırlamış birisi ve onların ortak görüşü olarak şunu söyleyebilirim:

Ayasofya'da yapılan çalışmalarla en iyi uzmanlar, dünyanın en gelişmiş tekniğiyle bu tür yapıların tamiratında uygulanması gereken en iyi sonuca ulaşmıştır.

Ayasofya, dünya restorasyon tarihinde örnek olarak incelenebilecek ve model olarak ortaya konulabilecek bir metodoloji, hassasiyet ve uzmanlıkla tamir edilmiştir. Bu herkesin ortak kanaatidir.

Ayasofya üzerinden Türkiye, dünyaya farklı inanç ve medeniyetlere ait kültürel mirasın nasıl korunacağına dair örnek bir sistemi, modeli ve yapıyı ortaya koymuştur. Bu bizim tarihi köklerimizden ve uygulamalarımızdan gelen bir gelenektir.

Yakın zamanda görüştüğüm farklı diplomatlar da bu hakkı teslim etmişlerdir."

Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gerek müze döneminde gerekse yeniden camiye dönüştürülmesi sürecinde Ayasofya'daki restorasyonlarla yakından ilgilendiği belirterek, "Kimi zaman gelip bizzat yerinde takip etti.

Bu da Ayasofya'ya en üst düzeyde verilen önemi gösteriyor." şeklinde konuştu.

Kaynak: AA
.
dikGAZETE.com

Anahtar Kelimeler:
Kültür
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Her türlü yorum, editör onayı gerekmeden anında yayınlanır. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlâka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir. Talep edildiğinde "IP no" ilgili mercilerle paylaşılır. Kısa yorumlarınızı, sayfa yenilenme süresi dolmadan “yorum gönder” butonuna tıklayıp kaydetmelisiniz; uzun yorumların, farklı sayfada yazılıp, kopyala-yapıştır şeklinde eklenmesi sayfa yenilenmesi halinde oluşan kayıpları önleyecektir.


sanalbasin.com üyesidir