Aşağıdaki tabloda verilen ve karışık gibi görünen 1142-1146 arasında vukûbulan olayları, iki kaynağı birbiriyle karşılaştırarak, mümkün olduğu kadar takdim tehirleri kaldırarak açıklamak ve olayları araziyle yüzleştirmek istiyoruz. Çünkü Kinnamos’un, 1143 yılında vukûbulan bazı olayları, 1146 yılına kaydettiğini fark etmiştik.

Jan Komnen, 1142’de Eski Eğirdir Gölü’ndeki adalara saldırdı ve zaptetti; adaları (Nasibine/Yeşilada ve Gülistan/Can), Şubat 1403’de de Timurlenk zaptetti. Honiyates’in Türkleştiğini söylediği ada (Yeşilada) halkı, zaten Türk idi ve 50 yıl önce (29 Nisan 1091) Lebounion (Küçük Aslan) harbinde Uz (Eğirdir) Gölü’ne kaçan Peçeneklerdi. Can Ada’nın adı, 1142’de adada ordugâh kuran imparator Jan (John)’dan gelir. İmparator Jan, adaları zaptettikten sonra Firikya kenarından ve Beyşehir-İbradı yoluyla Eski Antalya’ya (Side) inmiş, oradan Adana’ya gitmiş ve 8 Nisan 1143’de de orada ölmüştü.

Adana’da babası tarafından imparator atanan Manuel, aynı yoldan; Antalya (Side), Selukule (Seleukeia) yoluyla İbradı (Prakana)’ya geldi ve burayı zaptetti; izin almadan Derebucak, Beyşehir, Gelendost arasındaki Türk toprakları üzerinden Menderes kaynağındaki ordugâha geldi (Haziran ayı) (Kinnamos, 2001: 52). O sırada Türk-Roma hududu Senirkent’ti ve 1146 sonundaki antlaşmayla Senirkent-Kemer Boğazı arası ve İbradı Roma’ya verilecekti.

Manuel, burada (Apameia civarı) avlanmak istedi ve Türk hududunda hayvanlarını otlatan Raman (Rahman) Beye saldırdı (Kinnamos, 2001: 50). Manuel, taç giymek üzere, Roma Askerî Yolu’nu takiple Afyon, Yalova yoluyla İstanbul’a dönmüş olmalıdır.

Sultan, imparator Manuel’e misilleme olarak, iki göl arası; Menderes civarındaki (Thrakesia temi, Asya Eyâleti) Rum kalelerine saldırdı (1143 sonu ~1144). Bunun üzerine Manuel, Senirkent ovasına geldi; Türklere saldırdı ve Yassıören (Melangeia)’yı tahkim etti ve İstanbul yolunu tuttu. Bu kale, imparator Aleksios’un 1115 Akrokos (Eğirdir) seferi ile 1116 seferinde Malagina kaydedilmiştir (Anna, 1996: 460 ve 481). 

Bazı isimler birden çoktur. Üstte zikredilen Mysia Olimpos’u Barla Dağı, Pithekas Barla, Rhyndakos, bir adı da Lampes olan Uluborlu Papa çayıdır (Remsi, 1960: 175-176). Lopadion, Akkeçili köyü yanında bir kale olmalıdır. Kemer Boğazı’ndaki Yenice Köyü Köprüsü, Lopadion Köprüsü ve Pithekas yakınındaki köprü zikredilir (Anna, 1996: 480; 487). Deniz denilen yer, Eski Eğirdir Gölü’dür. Kelbianon ise Akrokos (Eğirdir) ile Filâdelfiya (Yalvaç) arasında ve Eski Eğirdir Gölü’nün kuzeyini kaplayan ovadır (Anna, 1996: 442, 451, 462).

Kanaatimce (2)’de anlatılan olaylar, (1)’in devamındaki ve Honiyates’in (s.35)’de verdiği olaylardır. Olay şöyle anlaşılmalıdır: Manuel, 1144’de Senirkent ovasına gelmiş, Melangeia (Yassıören) kalesini tahkimle Mysia Olimpos’u üzerinden Pithekas’a (Barla) giderken, Garip köyü ile Barla arasındaki çamlı yolda hastalanmıştır. Bu arada kumandanlarını, çok yakında ve Barla ile Gelendost arasında; Thrakesia’daki Türkler üzerine göndermiştir. Kinnamos’a göre onlar ganimetle dönmüşlerdir. Bundan sonra Manuel, İstanbul’a dönmüştür.

Honiyates’in başşehre döndü dediği olay, bu olay olmalıdır. Manuel, Ocak 1146’da Alman Eirene ile evlenmiş, Türklerin Prakana’yı (İbradı) alması ve Thrakesia veya Eski Eğirdir Gölü’nün kuzeyini kaplayan Kelbianon ovasına saldırması üzerine de 1146’da tekrar sefere çıkmıştır. O, askerî yolu takiple Kemer Boğazı’na gelmiş, Menderes’in doğu kıyısında bulunan Türkleri yenmiş ve Sultan Mesud’a bir mektup yazmıştır. Sultan’ın Akşehir’de buluşalım demesi üzerine de Manuel, Bozdurmuşbeli yoluyla Akşehir’e yürümüştür. Şöyle ki,

Türkler, Menderes civarındaki (Thrakesia temi) kalelere tekrar saldırdı; İbradı’yı geri aldılar; Manuel bunu, Konya kuşatması için sebep saydı. Manuel, her an için huduttaki kaleleri tahkimle, Türklere karşı hazırlanmakta, fakat Türklerin küçük bir hareketini savaş sebebi saymaktadır. Hâlbuki babası imparator Jan Komnen’in, 1142 yılında Adana’ya giderken, Türk topraklarından geçtiği sırada Sultan’dan izin aldığı ima edilmektedir. Dönüş yolunda Manuel, hiçbir sebep yokken İbradı’yı zaptetmiş ve güç gösterisi yaparak, izin almadan Türk toprakları üzerinden ve Yukarı Firikya’dan yürümüştür (Kinnamos, 2001: 28-29 ve Honiyates, 1995: 34). 

“İmparator, Lidya içinden, Menderes kenarında ve Firikya’da bulunan şehirlere kadar ilerleyerek bunları, kendilerini tehdit eden tehlikeden kurtardı ve Türkleri mağlup ederek izledi. Bundan sonra Manuel, Akşehir’e kadar ilerledi ve burada Türklere karşı bir savaş verdi. Bu savaş esnasında topuğundan yaralandı” (Honiyates, 1995: 36) kaydının daha doğru olduğunu düşünüyorum. Buna göre Manuel, Akşehir’e Kemer Boğazı’ndan yürümüş olup, Kalograia Tepesi bu yolda aranmalıdır. Kinnamos’un, olayları, sıralarını ve olayların zamanını karıştırdığı ve1146 yılında Çay’ın Rumlar, Akşehir’in de Türklerde olduğu anlaşılmaktadır.

Kalograia’daki galibiyetten sonra Manuel, Akşehir'deki Sultan'a mektup gönderdiğine göre bu yer, Akşehir'e çok yakın olamaz. Türkler de, huduttan çok uzağa gidemezler. Onun için Kalograia Tepesi, Rum toprağında ve Sultandağı sırtlarının Afyon tarafında ve Senirkent-Ulağı (Ulaş) Tepe ile Çay arasında aranmalıdır. Kalograia Tepesi muhtemelen Şuhut-Arızlı ile Çay-Geneli (Çayıryazı) köyleri arasındaki tepelerdir. Manuel’e bu tepede saldıran Türklerin beyi, Uc Beyi Süleyman’dır (Solymas). 26 Şubat 2021 Ramazan Topraklı

SONUÇ: 1142-1146 ARASINDAKİ OLAYLARIN VUKÛBULDUĞU YERLER VE SIRASI

1. 1142 yılında imparator Jan Komnen, Eğirdir-Can Ada’ya ordugâh kurmuş, Yeşilada’daki Hıristiyan Peçeneklere saldırmış, adayı zaptettikten sonra Şarkîkaraağaç, Beyşehir, İbradı ve Selukule (Seleukeia) üzerinden Side’ye (Eski Antalya), oradan da Adana’ya gitmiş, küçük oğlu Manuel’i yerine imparator ilan ettikten sonra 8 Nisan 1143 tarihinde orada vefat etmiştir.

2. Babasının na’şını deniz yoluyla İstanbul’a gönderen Manuel, 30 gün bölge işleriyle ilgilendikten sonra geldikleri yoldan, Side (Eski Antalya), Selukule (Seleukeia), İbradı (Prakana), Beyşehir ve Şarkîkaraağaç (Yukarı Firikya) yoluyla Haziran ayında Menderes’in kaynaklarının bulunduğu manzarası güzel Kemer Boğazı’na gelmiştir. Manuel, bu arada güç gösterisiyle İbradı kalesini almış ve izin almadan Türk topraklarının ortasından yürümüştür. Bu arada orduya av eti getirmek isteyen iki yakınını da Sultan Mes’ûd’un adamlarına esir vermiştir. Kemer Boğazı ve Apameya civarında avlanmak isteyen Manuel, Türk topraklarında hayvanlarını otlatan Raman (Rahman) Beyle çatışmaya girmiştir. Kinnamos bu olayları, 1146 Konya ric’ati sırasındaki olaylar arasında kaydetmiştir.

Kemer Boğazı’ndan sonra Manuel, muhtemelen Roma Askerî Yolunu takiple Bozdurmuşbeli, Afyonkarahisar ve Yalova yoluyla İstanbul’a geldi ve 1143 yılı Temmuz ayında kendi atadığı Patrik Mikhail elinden taç giydi.

Sultan Mes’ûd, Manuel’in yaptıklarına bir misilleme olarak, 1143 yılı Sonbahar aylarında Honazlı’nın (Honiyates) dediğine göre devletin doğu arazisine (Asya Eyâleti) ait Gelendost-Barla (Pithekas) arasında ve iki göl arasındaki ırmağın yakınında (Thrakesia Themi ve Kelbianon ovasında) bulunan Rum kalelerine saldırmıştır.

3. İmparator Manuel, yarım kalan Antakya işleri için 1144 yılında Porsuk’u deniz yoluyla Antakya’ya gönderdi. Kendisi de Senirkent ovasına geldi ve Türklere esir düşen iki yakınını fidye ödemeden kurtardı. Manuel sonra Melangeia (Malagina) veya Yassıören civarında bulunan Türklere saldırdı. Manuel, Melangeia kalesini tahkim ettikten sonra Senirkent-Garip (Garb?) köyüne geldi ve sonra Mysia Olimpos’u (Barla Dağı) üzerindeki çamlı yoldan Barla (Pithekas) kalesine giderken (bk. Harita) başı döndü ve kendinden geçti. Pithekas adının Türkçe “Eski veya Yorgun” manasına “Bitik” kelimesinden geldiğini düşünüyorum. Çünkü Barla’nın bir adı da Eski Tralleis’tir. Barla Peçenekleri, muhtemelen “Bitik” adını kullanmışlardır. Manuel, gece yarısı ayıktı ve sabaha kadar sessizce yattı. Sabah olunca kumandanlarını Thrakesia’daki Türkler üzerine gönderdi ve onlar ganimet ve zaferle döndüler. Bundan sonra Manuel, İstanbul’a dönmüştür.

4. Porsuk’un Antakya’daki başarıları üzerine Antakya Prinkepsi Raymond, 1145 yılında İstanbul’a gitmeye mecbur oldu. Manuel, İstanbul’da bu işlerle uğraşırken Türkler, İbradı’yı (Prakana) aldılar ve tekrar Thrakesia’da ve Pithekas (Barla) önünde bulunan denize (Eğirdir Gölü) yakın Kelbianon ovasına kadar ilerlediler.

5. 1146 Ocağında Eirene ile evlenen Manuel, Türk saldırısını duyunca aynı yıl Rhyndakos (Papa/Popa çayı kıyısındaki Senirkent) ovasında ordugâh kurdu. O, Türk topraklarını işgal için babasının kurduğu (Senirkent-Akkeçili köyü yanındaki) Lopadion’da ordu topladı (Lopadion kalesi dedesi Aleksios devrinde de vardı). Honazlı’ya göre İmparator, Lidya içinden, Menderes kenarında ve Firikya’da bulunan şehirlere kadar ilerleyerek bunları, kendilerini tehdit eden tehlikeden kurtardı ve Türkleri mağlup ederek izledi. Bundan sonra Manuel, Akşehir’e kadar ilerledi ve burada da Türklere karşı bir savaş verdi. Kinnamos ise Türkler, Afyonkarahisar (Akroenos) yakınındaki Kalograia Tepesi’nde Manuel’e hücum ettiler ve mağlup oldular der. Bu olay, Afyonkarahisar-Akşehir arasında değil, Manuel’in, Kemer Boğazı ve Bozdurmuşbeli yoluyla Akşehir’e yürürken vukûbulmuş olmalıdır. 

6. Türkler, I. Haçlı Seferi sonunda İznik, Eskişehir, Uluborlu, Eğirdir (Laodikya), Barla, Gelendost ve Yalvaç’ı kaybettiler; Bolvadin ve Yalvaç’ın şarkına atıldılar. Türkler, kaybettikleri bu yerleri geri alabilmek için Şarkîkaraağaç-Uluborlu arasında ve Eğirdir Gölü civarında iki Asır mücadele ettiler. Bursa-İznik 1331 yılında ancak kurtarıldı. Onun için bu olaylarda zikredilen Menderes, deniz, Kelbianon, Thrakesia, Pithekas, Melangeia, Lopadion vs gibi daha onlarca isim, aklen ve mantıken mücadele alanında aranması gerekmez mi? 06 Mart 2021

.

Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Her türlü yorum, editör onayı gerekmeden anında yayınlanır. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlâka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir. Talep edildiğinde "IP no" ilgili mercilerle paylaşılır. Kısa yorumlarınızı, sayfa yenilenme süresi dolmadan “yorum gönder” butonuna tıklayıp kaydetmelisiniz; uzun yorumların, farklı sayfada yazılıp, kopyala-yapıştır şeklinde eklenmesi sayfa yenilenmesi halinde oluşan kayıpları önleyecektir.
Avatar
Muttalip Keskin 2021-03-21 17:38:53

Ramazan bey Menderes kaynaklarının Eğirdir çevresinde olduğunu kanıtlayan tarihsel kaynak hangisidir?

Avatar
Ramazan Topraklı 2021-03-21 23:07:17

Muttalip Bey, Büyük ve Küçük Menderes’ten gayri, Eski Hoyran Gölü’nden Eski Eğirdir Gölü’ne doğru akan 14-15 km uzunluğunda ve derin bir Menderes daha vardır. Osman Turan 1998: 743 sayfada verilen Menderes nehri, Menderes vadisi, Menderes geçidi, Menderes havzası gibi 28 ayrı yerde zikredilen Menderes’in Büyük ve Küçük Menderes ile hiçbir ilgisi yoktur. İşte bu Menderes’in kaynakları Kemer Boğazı’ndadır. Kaynaklar, Herodotos, Ksenofon, Kinnamos, 2001: 52, Honiyates, 1995: 45-48 arası ve 123 hemen aklıma geliverenler. İlginize teşekkür ederim. RT

Avatar
Prof. Dr. Emre Keskinci 2021-03-22 10:50:01

Ramazan Bey, sözde tarih çalışan akademisyenlerin korkulu rüyası. Kitabi bilgileri TARİHİ KAYNAKLARI mukayese ediyor, sahaya uyguluyor. Korkmasında ne yapsınlar ?

Avatar
Ömür Çelikdönmez 2021-03-22 10:52:55

Ramazan Topraklı nakilci olmadığını, bilgileri birbirleri karşılaştırarak ortaya koyuyor. o nedenle bir çok araştırmacıdan ayakları daha sağlam yere basıyor.

Avatar
Ömür Çelikdönmez 2021-03-22 10:54:57

Ramazan Topraklı, ayakları yere basan bir araştırmacı. Mühendislik disiplini tarihe bakış açısını şekillendirmiş.

Avatar
Ömür Esen 2021-03-22 11:32:36

Yazdıklarınızı takip ediyorum. Tetkik edip incelenmesi gereken bilgiler veriyorsunuz...


sanalbasin.com üyesidir