2020 yılında ilk kazmanın vurulacağının açıklanması öncesi ve sonrası Kanal İstanbul tartışması gündemde yerini koruyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, projeyi yaptırmayacağını ısrarla söylüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, nasıl yapacaklarını İmamoğlu’nun da göreceğini ifade ediyor.

Burada dikkat çeken, İmamoğlu’nun karşı olmasından daha çok, devletin yapacağı bir yatırımı engelleme gibi bir yetkisinin olup olmadığıdır!..

İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapan bir kişinin, devlet ve devlet başkanına hangi kanunun hangi maddesine dayanarak böyle bir çıkışta bulunması doğrusu merak edilmektedir.

Ya da ülke yararına yapılacak her projeye karşı olan Mimarlar Odası’na mı güveniyor?!.

Esasında sadece Ekrem İmamoğlu değil, partisi CHP, HDP ve SP’de paralel düşünüyor…

Kemal Kılıçdaroğlu; “Para verip geçecekler oradan. Boğaz’dan bedava geçiyor zaten, neden para versin? Akıl var, mantık var. Her türlü akılcılıktan uzak… Amaç Kanal İstanbul’u yapmak değil, amaç halkı gündeminden kopararak farklı bir konuda tartışma zeminine çekmektir” diyerek yine bilgisizce konuşurken; Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Biz iktidara geldiğimizde Kanal İstanbul için kredi veren bankalara para ödemeyeceğiz ve onları kara listeye alacağız şeklinde tehdit savuruyor!..

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da;

Montrö lobisi beni hiç ilgilendirmiyor. Ben onlardan dolayı değil, yani buranın beklenilen karı vermeyeceği kanaatinde olduğum için ve oradaki ekolojik yapıyı da bozma tehlikesinin olmasından dolayı Kanal İstanbul projesini doğru bulmuyorum. Yoksa Montrö lobisi nedir bilmiyorum. Kanal İstanbul projesi bir yatırım. Bu yap-işlet-devret modeline göre yapılır, oradan gemiler geçmediği için de orayı yapanlara devlet kesesinden, milletin kesesinden para verilirse bu haram olur.

Boğazlardaki hakimiyetimizin artması, eksilmesi söz konusu değil. Bu onunla alakalı iş değil. Bunlar boş laflar diyor!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, bütün bunlardan sonra bir açıklama yaparak şunları söyledi:

“Bugüne kadar bu konularda önemli mesafeler aldığımız ortada. Tabiri caizse ezberleri bozduk, hayalleri gerçek yaptık. Hayallerin gerçek olması herkesi sevindirirken, ezberleri bozulanlardan bugüne kadar çok da iyi şeyler duymadık. Çünkü biliyoruz ki; önyargıları, ezberleri bozmak, atomu parçalamaktan daha zor. Ama olayın bir de şu yönü var. Hayata ezberleri üzerinden bakanlar, dünya ölçeğinde ses getiren her projemizi, her eserimizi engelleme girişiminden de geri durmadılar.

Marmaray’da bunu gördük. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde, İstanbul Havalimanı'nda bunları gördük. Şimdi de Kanal İstanbul projemizde bunu görüyoruz.

Biliyorsunuz, İstanbul Boğazı’na alternatif sağlayacak mal ve can güvenliğinin teminatı olacak Kanal İstanbul’un tüm hazırlıkları bitmek üzere, inşallah yakında kazmayı vuracağız.”

Devletin bu projeyi, başlamadan önce bütün olumsuzlukları dikkate alıp, fizibilitesini hesap ettirmeden ortaya atmak gibi bir durumu elbette olamaz.

Kanal İstanbul, an azından İstanbul Boğazı’nda bugüne kadar yaşanmış kazaların önüne geçeceği gibi, Boğaz’da korkuyla yaşanmasını da önleyecektir.

CHP ve bu konuda aynı minval üzere gidenler 1973’de ilk defa yapılan ‘Boğaz (15 Temmuz Şehitler) Köprüsü’ne, daha sonra yapılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne karşı oldukları gibi, Marmaray ve ülkemizi büyük fayda sağlayacak bütün projelere karşı çıktılar…

Hesap-kitap yaptıkları filan yok…

Onlar macera peşinde… 

İstiyorlar ki, büyük gemiler, tankerler Boğaz’dan geçmeye devam etsin, hatta geçerken de tankerler patlasın (geçmişteki gibi) biz de çıkıp provoke edelim!.. 

.

Ali Mevlüt Kaya, dikGAZETE.com

Twitterda bizi takip edin: @alimevlutkaya  @dikgazete

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


sanalbasin.com üyesidir