Ensar’dan Evs b. Sâmit, bir sebeple kızıp hanımı Havle (veya Huveyle) bint Sa’lebe’ye, ‘zıhâr' yapmıştı (“Sırtın anamın sırtıdır” demişti).

Çok geçmeden söylediğine pişman oldu ve evliliğe dönüş yapmak istedi. 

Bu, Müslüman toplumun karşılaştığı ilk zıhâr uygulamasıydı. 

Kadın, geleneğe göre yasak olan bu ilişkiyi bu halde sürdürmeyi kabul etmedi. 

Sonunda duruma bir çare bulması için Resûlullah’a başvurdu.

Gençliğini kocası uğruna tükettiğini, ona çocuklar verdiğini ama şimdi yaşlanınca kapı dışarı edildiğini dertli dertli anlattı. 

Hz. Peygamber, bu konuda ilâhî bir bildirim almadığını ve bilinen hükümden (haramlık) başka bir çözüm söyleyemeyeceğini belirtti.

Kadın, durumun çok vahim olduğunu tekrar tekrar ifade ettiyse de farklı bir cevap alamadı.

Daha sonra kadın, Allah’a yalvarmaya ve halinden yakınmaya başladı.

Allah’ım! Çok yalnızım. Bu ayrılık bana çok acı verecek. Küçük çocuklarım var; onları babalarına bıraksam perişan olurlar, kendime alsam aç kalırlar. Halimi sana arzediyorum, beni bu sıkıntıdan kurtar; Resulünün dilinden bir vahiy inzâl buyur!” diye dua ediyordu.

Kısa bir süre sonra Onu rahatlatacak ayetler geldi.

Havle gibi olmak;

Yaşadığınız dönemde gördüğünüz haksız uygulamalar, bütün toplumun kabulü dahi olsa, sorgulayıp, bu haksızlıkları ıslah etmek için gidebileceğiniz en üst makam ve mercilere gitmek demekti...

Havle gibi olmak;

Yaşadığınız ülkede şiddet gören insanların yüzde 77’sinin evinde, en güvenli olması beklenen yerde şiddet gören kadınlar olduğu gerçeğini herkese ve herşeye rağmen söyleyebilmekti...

Havle gibi olmak;

Yaşadığınız dönemde “Müslümanım” diyen insanların, batı kökenli ecnebi sözleşmelerle ve kanunlarla yönetildiği, laik hukuk sistemi ile dinî hükümler arasında bocalayıp kaldığı, “çok haklar verilip şımartıldı” denilen kadınların gerçek hallerini korkusuzca söyleyebilmekti...

Süresiz nafaka mağduruyuz” diye onlarca dernek kuran erkeklerin yüzde 66’sının nafaka ödemediği, çok zengin olmasına rağmen kendini “asgarî ücretli” olarak gösteren erkeklerin sayısının bir hayli fazla olduğunu dile getirebilmekti...

Havle gibi olmak;

Onun adeta; “cahiliye adetiniz, batıl aile geleneğiniz zıhar yerin dibine batsın!” dediği gibi “töre, namus cinayetleriniz yerin dibine batsın!” diyebilmekti...

Havle gibi olmak;

Ailesini kurtarmak için halini bizzat  Allah'ın elçisine arz edip, çaresizliğini Allah’a havale ederek mücadele edebilmekti…

.

Sevim Korkmaz, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ömür Çelikdönmez 2020-06-26 14:10:49

İnsan olabilmekti. Kaleminize sağlık

Avatar
İrem 2020-06-26 22:45:11

Gönül sen çağlarmısın hep ağlarmısın

Avatar
Nurten Canbssoglu 2020-06-27 00:02:54

Kur-an kerim de kadınlara dönük hakları en iyi siz anlatırsınız, dertlerini ortaya koyan. İlmimizin hakkını varıyorsunuz. Teşekkürler


sanalbasin.com üyesidir