USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Çevre-Hayat

Deniz kaplumbağalarının hayatına dokunmak için gönüllüler gece gündüz çalışıyor

Akdeniz'in kadim denizcileri deniz kaplumbağalarının korunmasına ve tedavilerine destek olmak için gönüllüler, gece gündüz çalışıyor

Deniz kaplumbağalarının hayatına dokunmak için gönüllüler gece gündüz çalışıyor
12-02-2022 11:55
13-02-2022 07:49
Google News
Ankara

Deniz kaplumbağalarının yaşamı, son 70 yılda plastik atıklar, petrol sızıntıları, termik santrallerin yarattığı kirlilik ve küresel iklim değişikliği nedeniyle tehdit altına girdi.

Anadolu Ajansı (AA) muhabiri Muğla, Hatay, Adana, Antalya, İstanbul ve Rize'de ayrı ayrı çevresel araştırmalar yürüten Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER), Samandağ Çevre Koruma ve Turizm Derneği (SAÇEVKO) ve Dünya Doğayı Koruma Vakfının (WWF) 2 yıllık verilerini derledi.

Projenin görselleri ise deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı olan Türkiye'nin en batı kıyısı İztuzu ve en doğu noktası Samandağ sahili arasında AA foto muhabirleri Özge Elif Kızıl ve Şebnem Coşkun'un 4 ay süren çalışmasıyla kayıt altına alındı.

Deniz kaplumbağalarının koruyucuları "gönüllüler"

Her yıl deniz kaplumbağalarını korumak için görev yapan birçok kuruluş, çok sayıda gönüllüye kapılarını açıyor. Kovid-19 salgını sebebiyle son yıllarda gönüllü kabulünde sayılar azalsa da gönüllüler koruma programlarına destek vermeye devam ediyor.

Çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturduğu gönüllülerin içerisinde birçok meslekten kişi bulunuyor. Veterinerlik fakültelerindeki öğrenciler için bu programlara katılmak meslekleri açısından tecrübe edinmelerini sağlıyor.

Muğla Sarıgerme sahilinde deniz kaplumbağalarını koruma gönüllüsü Perizat Yılmaz, yaşadığı yerin deniz kaplumbağalarına ait olduğunu ve onların yaşam alanını korumanın kendisini mutlu ettiğini söyledi.

Yılmaz, "10 yıl önce DEKAMER'e geldiğimde ilk defa deniz kaplumbağaları ile karşılaştım. Kaplumbağalardan biri suya batamıyordu, biri yemek yiyemiyordu. Onların hallerini görmek, onları korumam için bir başlangıç oldu. Ben de balık avlıyorum ama denize asla olta iğnesi bırakmam. Çünkü o iğnenin bir canlıya zarar vereceğini bilirim." diye konuştu.

"Gönüllüler, gerçekten deniz kaplumbağalarına yardım etmek için geliyor"

DEKAMER gönüllüsü Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencisi Ayşenur Akyol, merkeze yaralı gelen kaplumbağalara yapılan tedavilerde görev aldığı zaman çok mutlu olduğunu ifade etti.

Akyol, "Elimden geldiği kadar onlara nasıl yardımcı olabileceğimi düşünüyorum. Buraya gönüllüler, gerçekten deniz kaplumbağalarına yardım etmek için geliyor. Hepimiz onlara yardım etme isteği içindeyiz ve gece gündüz çalışıyoruz." dedi.

DEKAMER gönüllüsü, makine mühendisi Birol Çakıroğlu, 5 yıl önce mesleğini bırakarak tamamen doğa odaklı bir hayata geçtiğini, merkezde deniz kaplumbağalarını koruma çalışmalarında görev aldığını söyledi.

Başka canlı türlerinin koruma faaliyetlerinde de yer aldığını ancak kaplumbağalar özelinde en çok etkilendiği yerin İztuzu kumsalı olduğunu ifade eden Çakıroğlu, her gece yaklaşık 20 kilometrelik yürüyüş yaptıklarını, motivasyonlarının kaplumbağaların gönüllülere ihtiyaçlarını gördükçe arttığını kaydetti.

Koruma ve rehabilitasyon 2007'de başladı

Türkiye'de deniz kaplumbağaları ile ilgili çalışmalar 1988 yılına dayanıyor ancak tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin devam etmesi 2007'de kurulan DEKAMER ile başladı. Deniz kaplumbağalarının tedavilerinin yapıldığı, korunduğu, yaşamlarına dair araştırmaların yürütüldüğü bu merkeze yılda ortalama 50 yaralı deniz kaplumbağası tedavi amaçlı getiriliyor.

Merkezdeki veterinerler, yaralı kaplumbağaların tedavisini yapıyor, rehabilitasyonunu yürütüyor, iyileşerek kendi dünyalarına tekrar kavuşabilmeleri, özgürce tekrar yüzebilmeleri için çalışıyor.

DEKAMER'de görevli veteriner Koray Kabadayıoğulları, mezun olduğu Hatay Mustafa Kemal Üniversitesinde deniz kaplumbağalarına ilişkin çalışmalar yapan birimde çalıştığını ve kadim denizcilerle ilk tanışmasının böyle başladığını kaydetti.

Kabadayıoğulları, "Veteriner hekim olduğum için çok mutluyum. Dilsiz canlılara el uzatabilme şansım var ve bu şansımı kullanabildiğimi düşünüyorum. Ancak keşke böyle bir merkeze ihtiyaç duyulmasaydı, keşke doğa insanlar tarafından daha az kirletilseydi, keşke tekne pervaneleri deniz kaplumbağalarına ve diğer deniz canlılarına daha az zarar verseydi ya da hiç vermeseydi." diye konuştu.

Deniz kaplumbağaları, doğa için çok önemli birer temizleyici

Kaplumbağaların 110 milyon yıllık geçmişe sahip olduğunu, herhangi bir evrimsel gelişim gösteremediklerini ve ciddi manada toksik maddelere açık olduklarını dile getiren Kabadayıoğulları, şunları söyledi:

"Merkeze gelen deniz kaplumbağalarının ölüm sebebi plastikler ya da ciddi yaralanmalar. Merkezde, ateşli silahla yaralanmış, kafasına herhangi bir cisimle vurulmuş ve çok ciddi zarar gören kaplumbağalarımız da var. Özgürlüklerine kavuşmaları için sürekli bir çaba içerisindeyiz. Deniz kaplumbağaları, doğa için çok önemli birer temizleyici. Caretta caretta kaplumbağalar, deniz analarını tüketiyor, deniz analarının kirli denizlerde olduğunu hepimiz biliyoruz. Deniz analarının tüketerek besleniyor ve denizleri temizliyor. Yeşil deniz kaplumbağaları, tıpkı birer çim biçme makinesi gibi çalışıyorlar ve habitatın devamlılığını sağlıyorlar. Her iki kaplumbağa da ekosistemin ayrılmaz bir parçası."

Deniz kaplumbağaları için çalışmalar devam ediyor

Dünya, 8 milyon 700 bin canlı türüne ev sahipliği yapıyor. Türkiye'de en çok bilinen ve yaşamını sürdüren deniz kaplumbağası ise "caretta caretta" ve Doğu Akdeniz'i yuva yapmış yeşil deniz kaplumbağaları.

Özellikle Akdeniz'de varlığını sürdüren deniz kaplumbağalarının yaşamlarının, yuvalama alanlarının korunması konuları son dönemde mercek altına alınarak pek çok çalışma yürütülüyor.

Türkiye'de bu türler mevzuatlarla koruma altına alındı, çevre koruma alanları belirlendi ve koruma çalışmalarına devam ediliyor.

Kaplumbağaların yumurtalardan alınan örneklerinin değerlendirilmesi, kumsaldaki bazı yuvaların içerisine yerleştirilen ısı ölçen cihazlardan alınan verilerin toplanması, izotop çalışması ve uydu cihazı takılarak doğal ortamlarına bırakılan deniz kaplumbağalarının takibi bu canlıları daha iyi anlamak ve türlerinin devamı için yapılan koruma çalışmalarının geliştirilmesi açısından önem taşıyor.

DEKAMER Başkanı Prof. Dr. Yakup Kaska, deniz kaplumbağalarına yönelik pek çok çalışma yürütmeye devam ettiklerini söyledi.

Deniz kaplumbağalarının davranışlarını uzun zamandır izlediklerini belirten Kaska, anaç kaplumbağaların yumurtlama süreçlerinde kumsala birden fazla yuva yaptıklarını ifade etti.

Kaska, şu bilgileri verdi:

"Bu çalışma, tür popülasyonunda yeterince erkek var mı ya da o erkeğin genetik olarak bir rahatsızlığı mı var veya anormallik gözleniyor mu bakıyoruz. Kaplumbağalarda türün değişmesi genetik kombinasyonu değiştirmiyor. Bunların hepsinin anlaşılabilmesi için ortamdaki dişi bireylerin yanında erkek bireylerin genetik yapısı ve bunların da o popülasyonun devamlılığı açısından ne kadar katkı verdiklerini araştırıyoruz."

12 yılda 30 deniz kaplumbağası uydudan izlendi

Deniz kaplumbağaları beslenme, kışlama ve yuvalama alanları arasında göç eden canlılar olduklarından deniz yaşamı için büyük öneme sahip deniz kaplumbağalarının sadece yuvalama alanlarını korumak yeterli olmuyor.

Deniz kaplumbağalarının, göç sırasında uğradıkları ve üreme dönemi dışındaki dönemlerde hangi alanları, ülkeleri ziyaret ettiklerinin bilinmesi, o habitatlarının korunması ve koruma önlemlerinin alınması için önem taşıyor. Bu nedenle uydu izleme cihazları ile takip çalışmaları deniz kaplumbağası araştırmacıları tarafından sürdürülüyor.

DEKAMER, tedavi edilen veya yuvalama sonrasında denize dönen deniz kaplumbağalarını uydu izleme cihazları ile takip ediyor. Bu kapsamda, 2010'dan bu yana yaklaşık 30 deniz kaplumbağasını uydu cihazı ile takip çalışmaları sürdürülüyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile DEKAMER’in ortak yürüttüğü uydu cihazı ile takip projeleri kapsamında, 2020'de 8, 2021'de ise 10 deniz kaplumbağası denizsel ortamlarda izlenmeye başlandı.

DEKAMER Başkanı Prof. Dr. Yakup Kaska, deniz kaplumbağalarının korunabilmesi ve onların denizde nerelerde beslendiklerini, nerede kışladıklarını anlamak için uydu cihazlarının kaplumbağaların sırtlarına takıldığını belirterek, uydu takip cihazı ile kaplumbağaların nasıl izlendiğini şöyle anlattı:

"Sırt kabuklarına yapıştırılan bir cihaz nefes almak için yüzeye çıktıklarında uyduya her defasında sinyal gönderiyorlar. Bu sinyal sayesinde kaplumbağaların nerelere göç ettiğini anlayabiliyoruz. Bu takip sistemleri çok pahalı. Bir hayvanın bilgisini elde edebilmek için yaklaşık 4 bin, 5 bin avroluk bir masraf çıkıyor. Başlangıçta yuva yapan dişilere taktık, annelerin nerelere göç ettiğini öğrenmek için. Ülkemiz sularında küresel ısınmayla bağlantılı olarak hiç göç etmeyen bireylerinde olduğunu anlamaya başladık."

Trionyx yumuşak kabuklu Nil kaplumbağası "TT"

İztuzu Dalyan kanalında yaralı olarak bulunan ve dalma problemi yaşayan "TT" isimli Nil kaplumbağası da DEKAMER tarafından tedavi altına alınan türlerden biri oldu.

Prof. Dr. Yakup Kaska, deniz kaplumbağaları denince akla denizde yaşayan kaplumbağaların geldiğini ancak acı sularda, yani deniz ve tatlı suyun birleştiği bölgelerde yumuşak kabuklu Nil kaplumbağalarının görüldüğüne dikkati çekti.

Kaska, deniz kaplumbağası TT'nin tedavisine yönelik ilişkin şu bilgileri verdi:

"İlk olarak Nil nehrinde bilim alemine tanıtıldığı ve yumuşak kabuklu Nil kaplumbağası ismini verildiğinden dolayı biz de aynı ismi kullanıyoruz. Türkiye'de Dalyan, Dalaman bölgesinde yoğun bir şekilde, Ceyhan ve Seyhan nehirlerinde bulunuyor. Bu kaplumbağalarda zaman zaman olta çıkabiliyor çünkü böceklerle, suyun içerisindeki küçük omurgasızlarla besleniyorlar. Merkezimize 'TT' ismini verdiğimiz yaralı bir Nil kaplumbağası geldi. Bu hayvan beslenemediği için halsizliğini giderecek kadar serumla besledik. Daha sonra da midesine hortum takarak balık püresi ile besledik. Hayvan, tekrar doğal beslenme sürecine alışması içinde zaman zaman gölün içerisinde yüzdürüldü. Tedavisi tamamlandıktan 3 ay sonra da tekrar doğal ortamına bıraktık."

Kaynak: AA

dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV ARAMA
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ
Günün çizgisi
ANKET TÜMÜ