"KON TV" netten baktım; 10 Haziran 1992'de kuruldu.

Herkes oradaydı; Adil Avaz, Hüseyin Goncagül belki Selika ve Ömer Karaoğlu elbet Necmeddin Erbakan hoca.

Önce TV’yi gezdirdiler bize…

Beklediğimi gördüm ve kırıldım doğrusu.

Bizim borç-harç yaptığımız video kasetler de vardı raflarda; çalıyorlardı her anlamda fütursuzca.

Açılış o zamanlar Şeb-i Arus törenlerinin yapıldığı spor salonundayapılıyor. Sonra bu törene, özel bir salon inşa edilecek. Ve törende bütün belli-başlı politikacılar buluncak... Eee tribünler dolusu oy!

Erbakan hoca, beni çok az dinlemiştir.

Hani yakıştırma ama tam ben çıkmadan sahneye, mekanı terkeder.

Hoca, "basket sahası"nı boydan boya geçti; çıkış tünellerinden birinde kaybolmadan, elini öpmek isteyenlere iki kolunu kaldırıp ayak parmaklarının ucuna kalkarak yardımcı oldu.

Tuhafıma gitti; politikada zayıfımdır.

Asıl olay daha önce olmalı.

Hepimiz sahnenin altında bekliyoruz.

Hüseyin Goncagül çıktı.

Tüm bilinen marşlardaki İslam… Cihad… Dava… Afganistan…" kelimelerinin yerine, Refah… Hocam… Erbakan... Adil Düzen…" gibi sözleri yerleştirip sundu.

İNer-inmez;

"-Sen şimdiye kadar sanatçıydın; Artık esnaf oldun! Bundan sonra senin çıktığın sahneye çıkmam; sen de benimkine gelme dedim.

HAyır; senin belli bir partin, çizgin olabilir…

Ama “İrani bilinirken, Refah goygoyculuğu ne?

Haa Goncagül bu; sonraları Milli Gazete’de yazmaya başladı.

O bir yana, “Reis"e; "Yahu TRT de tanıdığın var mı? diyip, Okkalı bir cevap aldığı, efsane gibi söylenir ya! Programı kapmıştı.

TRT’de hala sürdürüyor mu bilmem, ancak Goncagüllüğe devamdır kesin!

Not: 

"HG", bana cenazesini yasaklayanlardandır.

Gerek yok; ben onun da cenazesini gördüm. Sahnede.

-HAYATTA OYNAMAM adlı çıkacak kitabımdan-

***

HAKKIMDA YAYINLANAN "CENAZE BOYKOTU MANİFESTOSU" PARÇA PARÇA...

İsmail Yeşilbağ ellerinden… (Noktasına dokunmadan)

:

YERLİ DEĞERLERE BAĞLI KESİMLERE VE YÖNETİCİLERİMİZE VASİYETİMİZDİR

SN. ULVİ ALACAKAPTAN’DAN ÖNCE ÖLÜRSEK CENAZEMİZE GELMESİN, GELİRSE DE ALINMASIN

Bizler yerli değerlere bağlı kesimlerin içinden, uzun yıllar sonucu yetişen az sayıdaki 21 tiyatrocu ve iki yakınıyız. Ulvi Alacakaptan hepimizi karalayarak engellemeye çalışmaktadır. Bu yüzden ondan önce ölürsek cenazemize gelmesini bile istemiyoruz.

Üstün İnanç, Hüseyin Goncagül, İsmail Yeşilbağ, Ahmet Yenilmez, Ahmet Fadıl Güç olarak 1980 öncesi düşüncelerimize karşı olanların bomba ve kurşun tehditleri altında uzun yıllar ekiplerimizle tiyatro yaptık, mesajlarımızı verdik ve halen mesaj vererek tiyatro yapmaya devam ediyoruz.  

Birol Cürgül, Asalet Durmuş, Yasin Çetin, Sadi Beyazıt, Mehmet Fatih Koç, Sedat Baş, Kerem Yılmaz, Erkay Yavuz, Osman Doğan, İsmail Yağcı, Hale Canat Cürgül, Ahmet Yeşilbağ, Fatih Kılıç, Ömür Gökhan Daldık, Erdem Erdoğan, Zekeriya Eruzun olarak 1990’lı yıllarda tiyatroya başladık ve halen tiyatro yapmaya ve tiyatro dersleri vermeye devam ediyoruz. 

Tiyatrocu Ulvi Alacakaptan, 1985 öncesi yerli, milli, manevi değerlere karşı olan tiyatro grupları ile tiyatro yaparken 1985 yılında onlardan dönmüştür. Ulvi Alacakaptan döndükten sonra, özellikle Hasan Nail Canat’la ve diğer tiyatrocularla birlikte tiyatro yapmışlardır. Hasan Nail Canat ve Ulvi Alacakaptan Birlik sahnesinde ortak olmuşlardır. Ulvi Alacakaptan 1990'larda Hasan Nail Canat’ın yönetimindeki ekiple Almanya turnesine gitmiş ve Almanya'da ekibi zor durumlarda bırakmış, sonra da Hasan Nail Canat’la ayrılmışlardır. Ulvi Alacakaptan rahmetli Hasan Nail Canat’la ayrıldıktan sonra zaman zaman Hasan Nail Canat’ın arkasından olumsuz konuşmaktadır ve sosyal medya yaygınlaştıktan sonra da zaman zaman yazmaktadır. Bu tavrını ne yazık ki Hasan Nail Canat rahmetli olduktan sonra da sürdürmektedir. Çoğumuz bunun şahitleriyiz.

1990’lar dan beri yukarıda isimleri yazılı olan bizlerinde arkamızdan olumsuz konuşmakta ve sosyal medya yaygınlaştığından beri de yazmaktadır. Bu amaçla sosyal medyada farklı facebook hesaplarından yararlanmaktadır. (Ulvi Alacakaptan, H.Ulvi Alacakaptan, Ulvi H. Alacakaptan, Haldun Ulvi Alacakaptan, Ulvi Haldun Alacakaptan, U. Alacakaptan, Boyalı Kush gibi vd.) Yani sürekli bizi, oyunculuk, yazarlık ve yönetmenliklerimizi, tiyatro oyunlarımızı, özellikle de tarih konulu oyunlarımızı ve de tiyatro ile ilgili yaptığımız açık oturumlarımız dâhil her şeyi karalamaya çalışmaktadır. İsimleri yazılı olan bizler birbirimize diğer tiyatroculara ve Ulvi Alacakaptan’a yardımcı olduk. Ulvi Alacakaptan ise bizi sürekli karalamaya çalışmıştır ve çalışmaktadır. Bu yüzden sevgimizi tamamen kaybetmiştir.

Ulvi Alacakaptan yaptığımız tiyatro konulu açık oturumlara ve rahmetli Hasan Nail Canat gibi ustalarımızı, dostlarımızı ama programlarına çağırmadığımız için bize kızmaktadır. Bazen gelip programlarda kaba hareketlerle huzursuzluk çıkartmaktadır. Bizler huysuz ve geçimsiz olan Ulvi Alacakaptan’ı programlarımıza çağırmak zorunda değiliz. Onu programlara davet etmek bir yana buradan duyurarak vasiyet ediyoruz ki, ondan erken ölürsek cenazemize gelmesini bile istemiyoruz, gelirse de alınmasını istemiyoruz.  

Ulvi Alacakaptan Toder başkanı ve yönetiminde iken yerli değerlere bağlı tiyatrocular olarak bizler Toder’e kayıt bile olamadık. Çünkü sürekli arkamızdan konuşarak ve bizi karalamaya çalışarak Toder’den de uzak tutmuştur. (Ulvi Alacakaptan Toder’den (“ayrıldıktan sonra önce üye olduk, şu anda bazılarımız Toder yönetimindedir.)

Ulvi Alacakaptan dışarıdan gelip doğuştan beri içerde olan biz tiyatro emektarlarını dışarı çıkarmaya ve engellemeye çalışır tavırlar içindedir. Yüzlerce hatta daha fazla tiyatrocular içinde özellikle bizleri karalamaya çalışmaktadır. Kültür Bakanlığından bazılarımız bir süredir destek almaktayız ama o yardım alan ikiyüze yakın tiyatronun içinde büyük çoğunlukla özellikle bizim aleyhimizde sosyal medyada yazmakta, konuşmakta ve şikâyet etmektedir.

Ulvi Alacakaptan kendisine en çok yardımcı olanların başında gelen Ahmet Yenilmez’in de arkasından karalamak amacı ile konuşmakta ve sosyal medyada yazmaktadır

:

Bazı isimleri hiç tanımıyorum; bazılarının bu bildiriden haberi yok.

"12 EYLÜL 1980 öncesi tiyatro yaptık" diyenlerden AHMET YENİLMEZ, 14 YAŞINDAYMIŞ!..

Ben “karalıyormuşum, engelliyormuşum…” 

Niye ki!.. 

Tiyatro niteliği açısından ne yazık ki rakibim değiller

Ancak 3 yıl "TC KÜLTÜR BAKANLIĞI Özel Tiyatrolara Destek Koalisyonu"nda görev yaptım.

Elbet altında imzam olan oyunları denetleyeceğim; yanlışlıklara ve kollamalara engel olamadığım için ayrıldım; Bakanlık’tan gelen ısraralara rağmen geri dönmedim.

Tiyatro sanatçısı tiyatro yapar, dedikodu değil; daha devamı var, "Sen sonradan geldin, 'öbür mahalleden’e…" kadar varıyor.

HNCanat’la Allah huzurunda helalleşmiş biri olarak kesinlikle arkasından konuşmadım; sosyal medyada yazmadım. 

Beni noter tasdikli takip eden “İ.Y." çıkarsın delillerini bakalım! Bu kadar düşemez bir insan.

Ben ileri derecede Almanca biliyorum; Üniversiteye girecek kadar, dolayısı ile Almanya Turnesi’nin başında ben vardım. Rahatsızlanarak döndüm. 

Rahmetli anacığım doktordu, beni görünce; "Seni bu halde nasıl yalnız bıraktılar" dedi.

Ama nasıl bir "Birleşik Cephe” kurulmuş! 

Bu güçle yüklenseler ortada küffar kalmaz.

.

Ulvi Alacakaptan, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


sanalbasin.com üyesidir