Tarih, bugünün insanları tarafından -güncel bilgiler ışığında- ufkun görülmesiyle birlikte, yeniden tanımlanacak ve anlaşılabilecek bir döngüsel arka plandır.

Yer/Zaman ve Şahıslar itibariyle farklı olguları bize aktarmaktan mesul olan Tarih, tüm bu değişkenliklere rağmen değişmeyen bazı sabiteleri aktarmakta zorlanmıştır.

Farklı zamanlarda ve coğrafyalarda vuku bulmuş olayların kişi/yer/zaman bakımından tasnifine ilave olarak, olayların çıkışındaki tetikleyici unsur olan "Düşünce ve hissiyatlara" pek yer verilmeyişi, "geri dönüşümlü etkileşim/bildirim" sistemini yani bir nevi "kollektif empatiyi" engellemektedir. Kişiler ve Zaman değişse de, birtakım hissiyatların değişmez bir sabite gibi aktarımı, bizler için önemli bir irtibat noktası olabilir. 

Dolayısıyla tarihi olayların aktörlerinin tekrar tecessüm etmelerinin imkansızlığına rağmen, onları harekete geçiren hissi/düşünsel tetikleyici unsurları günümüz insanları yaşatmaktadırlar.

'Zaman'da yolculuk yapmanın fiziki imkanı olmasa dahi, fikri ve hissi olarak "geri dönüşümlü etkileşim/bildirim" sistemini kurabilenler, tarih öncesi insanların devrine kadar gidebilecekler ve onlarla aynı hissiyatta buluşabileceklerdir.

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Türk Evladı, ATA'larını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır" sözüne ilave olarak, Anadolu için "En aşağı 7000 yıllık Türk yurdu" sözünü de eklediğimizde, tarihsel arka planımıza net olarak ulaşamadığımızı görmeliyiz.

.

Cengiz Han Güven, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir