Dünden bugüne mahyalar
1/53 Ramazan-ı Şerif’in süsü mahyalar. Gelenek halini aldığından sürdülen ve işin içine tekno yenilikler de katılınca son zamanlarda değişik türden örnekleriyle de karşılaşılan mahyalar. Selatin camilerin çift minaresi arasına gerilen kandillerdeki yazılarla ışık saçan ve bir gelenek halini alan mahyalar. Kimi zaman bir siyaset aracı, kimi zaman propaganda, kimi zaman da faşizmin ruhuna alet olarak -mesela İnönü dönemi, mesela 28 Şubat dönemi- asılan mahyalar. Dört minareli bir caminin 3 minaresine birden asılması akıl edilen, hatta bazı tek minareli camilerde işe hayal gücünü de katarak o tek minarenin şerefesinde bile kendini gösteren mahyalar. İşin bir de “fotoşop” boyutu var. Şimdilerin zıpçıktıları tarafından mahyada dile getirilen cümleler... İşte birbirinden değişik örneklerle eskiden yeniye, hayranlıkla bakılanından hayret uyandıranına kadar mahyalar. 2/53 “İlk” olarak en eskisinden başlayalım. Eski yazı ile iki minare arasına gerilmiş şişelerde yanan kandillerle yazılmış bir yazı. İstanbul’da Sultanahmet Camii Şerifi. Yazı net olarak okunamamakla birlikte harfler seçilebiliyor. Okunabildiği kadarıyla “Aman ya…” ya da “Ah ya…” diye başlayıp, “…âlemin” diye bitiyor gibi görünüyor. 3/53 Bir başka “Eski Yazı Mahya”da ise “Muhammed” -Aleyhisselât-ü vesselâm- açıkça okunabilirken üst kısımdaki yazı net değil. Yer İstanbul Aksaray’da Pertevniyal Valide Sultan Camii Şerifi. 4/53 Geçen senelerden İstanbul'da Ramazan-ı Şerif'i karşılayan mahya... 5/53 Ve yokluk yıllarında mahyadan verilen mesaj: Para biriktir!.. 6/53 Sultanahmet Camii Şerifi ve minareleri... 7/53 6 Ekim... İstanbul'un Kurtuluş'u için de yine Sultanahmet minareleri... 8/53 "Allah" demekten sakınan İnönü için de Camii Şerif ve Ezan sesinin susturulduğu minarelere "Mahya" diye asılan bir cümle... Edirne, Selimiye 9/53 Ve iki minare arasında "ATA TÜRK" hiç bu şekilde yazılmışını görmüş müydünüz! Neden acaba bir satıra "Atatürk" diğerine başka bir ifade kullanmamışlar!.. "Ne kadar büyütebilirsek o kadar" diye mi.. Ya da... "İnönü'den büyük olsun da ne olursa olsun" diye mi düşündüler acaba! Yoksa karşıda Bulgar sınırı... Onlar da iyice görüp bellesinler diye mi Edirne'de Selimiye Camii'nden işte böyle.... 10/53 Herşeye rağmen "HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN" 11/53 Türk Hava Kurumu'nun adı var kendi yok! Devlet propagandasının en şiddetli olduğu ama kendi üretimi bir uçağının bile olmadığı zamanlar... 12/53 Kurban derileri nereye gidecekse fitreler de oraya! "Fitre Tayyarenindir" öyle uzatmaya falan gerek yok! 13/53 "Muhtaç olana el uzat" 14/53 Ve Sultanahmet bu işin tam yeri... 15/53 O eski usül yazılar geleneği elektrik ampülleriyle sürdüren camiler için şimdilerde böyle hazırlanıyor. 16/53 Böyle bir prova ile kontrol ediliyor... 17/53 Böyle de asılıyor... 18/53 Ve... 19/53 Bu da yeni bir camiin iki minaresi arasındaki akan yazı ile "Dört mevsim" mahyalarından... 20/53 Işıklı tabela"da çığır açan bir örnek Mahya! 21/53 Gene bir "Akan yazı..." Her daim "ALLAH" 22/53 Ve "La İlahe İllallah" 23/53 Namaz... 24/53 Gelenek sürdürülürken verilen "Mesaj" amma... Bir sonraki "Mesaj"da "Fotoşopçu"nun biri bakın ne yapmışé 25/53 Ve "Fotoşop" sonunda mahyalardan da böyle "ses" verdi. 26/53 Bir "caps" daha!.. "Mahya" diye yazıldı... 27/53 "İçki kötüdür" amma.. Bunu da "fotoşop mahya sanmayın!.. Bu gerçek!.. Gene o zamanlar... 28/53 Bu gerçek bir mahya örneği... Kim bilir hangi zaman!.. 29/53 Cumhuriyetimizin kutlaması da yapıldı mahyalardan ya!.. 30/53 28 Şubat darbesinin propagandası da ki "Ordumuza Şükran Borçluyuz..." "Tabikide!.." 31/53 Işıltılar içindeki manzaraya katkı sunan mahya... 32/53 Bulgar'a karşı sınırdan Selimiye'den verilen mesaj: "TÜRK YILMAZ" Bunun "Türk Malı Al..." olanı da var! Dikkat! Piyasada Türk malının bile çeşitsiz, niteliksiz olduğu yıllar... Nerede kaldı "Gâvur Malı!.." 33/53 Edirne Selimiye Camii Şerifi'nde Sinan'ın "Ustalık Eseri"nde "Tayyare" uçurulan zamanlar... 34/53 Ve işte bu da mahyada son nokta... "Tek minare de olsa bize yeter!.." 35/53 Bu kimin aklına gelmişse büyük bir perspektifi varmış! Yani bravo!.. 36/53 Modern içre bir mahyamız!... 37/53 "Besmele"yi, "Kelime-i Tevhid'i bilmeyenler var! Hatırlatmalı!.. Bakıp minareler arasından ışıklar içinde akan yazıyı mahyadan okusun!.. 38/53 Ve de bu!.. Dikkat! Piyasada Türk malının bile çeşitsiz, niteliksiz olduğu yıllar... Nerede kaldı "Gâvur Malı!.." 39/53 İşte "dublu VE'li" bir mahya Ramazan'a değil kime diyor! "Hoş geldin coni!.." Yıl 1946 tabii ki mahyalara yine "baş rol" düşüyor... 40/53 Ama aslında "RAMAZAN BEREKETTİR" 41/53 Ve "İSRAF -her zaman- HARAMDIR" 42/53 "YA ŞEHRİ RAMAZAN" yani diyor ki: - Ey Ramazan Ayı... Gerisini ona bakan getirsin... 43/53 "Sevelim sevilelim" 44/53 Sultanahmet'e yolu düşmüş, camiye ibadet için girmemiş banklarda oturan bir yabancı da olsan... "Bu ayın kıymetini bil" 45/53 "Hakkın Rızasını kazan" 46/53 "En değerli miras ahlaktır" 47/53 "Günümüzde Ensar Olmak" diye bir hatırlatma da geçen yıl Eminönü Yeni Camii'den Mahya ile yapıldı... Suriye'den Misafir olarak gelenler için... 48/53 "Hiç kimse kimsesiz kalmasın" diye çağırırken Sultanahmet minareleri arasındaki gergi... 49/53 Ve Süleymaniye... "Kimsesizlerin kimsesi olmak" ne demek onu hatırlattı sanki... 50/53 Muhacirliğin boyutları göz önüne döküldü, çocuk cesetleri kıyılara vurdu... Peki "GÜNÜMÜZDE ENSAR OLMAK" ne demek iyice anlaşıldı mı!.. 51/53 Ama ne olursa olsun! Da... "Allah İman'dan Kur'an'dan ayırmasın!.." Ve "ORUÇ TUT SIHHAT BUL" derken, şunu sıklıkla söylemeyi de unutma: 52/53 "EY ORUÇ TUT BİZİ" 53/53 MERHABA YA ŞEHRİ RAMAZAN : 03.06.2016