Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından Fransızlar, İngilizlerle yaptıkları Osmanlı Devleti'nin Ortadoğu'daki topraklarının paylaşılmasını içeren Sykes-Picot mutabakatı kapsamında Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Maraş, Mardin, Diyarbakır ile Suriye kıyılarını işgal ettiler.

Ancak milli davaya baş koymuş birileri vardı ve Türk topraklarına ayak basan işgal güçlerine gün yüzü göstermediler; adeta kan kusturdular.

Fransız işgal güçleri de Ermeni terör örgütleri Taşnak ve Hınçak  komitelerinden devşirdikleri eli kanlı katillerle bölge halkına zulüm ve işkence yaptılar. Yüzlercesini öldürdüler.

Fransız ordusu, gerek Milli Kuvvetlerin bölgedeki direnişi, gerekse sömürgeciliğin kitabını yazmış İngiliz emperyalizmi ile boy ölçüşemeyeceği ortaya çıkınca, 20 Ekim 1921'de Sakarya Zaferi’nin ardından, Ankara TBMM Hükümeti ile Fransa arasında Ankara Anlaşması imzalandı.

Fransızların Cezayir halkına yönelik soykırımı…

Bu  domuz çobanları, İkinci Dünya Savaşı sırasında bir gecede 75 bin Yahudi'yi, gözlerini kırpmadan, Nazilerin sabun fabrikasına göndermediler mi? 

Şimdide kalkmışlar İslam dinine hakaretlerini sözde demokrasi havariliğine soyunarak örtbas etmiyorlar mı, insanın çıldırası geliyor. 

8 Mayıs 1945'te Cezayir’in Sétif ve Guelma şehirlerinde İşgalci Fransız Ordusu, 45 bin Cezayirliyi öldürdü.

Hem de neden biliyor musunuz? 

2. Dünya Savaşı’nın sona ermesi üzerine Cezayir bayrakları ile kutlama yapan tüm Müslüman Cezayirlilerin üzerine, Fransız ordusu ve polisi tarafından makinalı tüfeklerle ateş açılmış ve silahsız 45.000 sivil Cezayirli, görüldükleri ve yakalandıkları yerde katledilmişti.

Cezayirliler, 1945'te meydana gelen ve 1968'e kadar süren toplu saldırıları "soykırım" olarak ifade ediyor. Çok sayıda insan işkence ve kötü muameleden geçti, binlerce kadın ve kız çocuğuna sistematik şekilde tecavüz edildi.

Fransa, Cezayir'in bağımsızlığını ilan ettiği tarihe kadar sivil Cezayirlileri katletmeye, kadın ve kızlarına tecavüzü sürdürdü. Fransa'nın 132 yıl süren işgali sırasında 1 milyondan fazla insan can verdi.

Emperyalizm, ölümdür, zulümdür, kandır… Bekle çocuğum, seni kurtaracak İslam’dır!

İşte bu nedenle Radikal İslamcıların “emperyalizm ölümdür zulümdür kandır, bekle çocuğum seni kurtaracak İslam’dır” söylemi çok geniş bir coğrafyada yankılandı, binlerce inanmış, adanmış insanı emperyalizme karşı savaşmaya yöneltti.  

Lakin Emperyalistler ona da fırsat vermediler. Emperyalizme karşı çıkanlar emperyalistlerin piyonu olmaktan kurtulamadı. Taliban, El Kaide, DAEŞ/IŞİD, HAMAS ve Hizbullah gibi. 

Günümüzde Avrupa ve ABD’de oluşan İslamofobinin kaynağı, küresel emperyalizmin uyguladığı soykırım, katliamlar, tecavüzlerdir. Sömürü sisteminin insanlık dışı uygulamaları günümüzde onlara yol su elektrik olarak geri dönüyor. Etme bulursun, inleye inleye ölürsün! 

Tüm bunları neden yazdım?

Fransız sömürgeciliği, kendi çıkarlarını korumak için her türlü süfli, aşağılık metotları deneyebilir. Kendi halkını zerre miskal acıma hissi duymadan giyotine gönderen bir ülkeden söz ediyoruz.

Bir de çıkmışlar “devrim kendi çocuklarını yer diyorlar. 

Devriminiz batsın sizin!

Fransa, günümüzde İslam karşıtlığını, Türkler üzerinden götürüyor. Eski Rothschild bankeri olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adını duyunca, eli ayağına dolaşıyor, geceleri kabus görüyor. Bulduğu ilk fırsatta bu bilinçaltı korkusunu dışa vuruyor.  

Benden tavsiye, "Eyyy Macron, korkulu rüya görmektense uyanık kalmak iyidir!

Hatırlarsanız Beyrut’taki patlama sonrası Türkiye’nin Lübnan halkının aleyhine kendi jeopolitik ve ekonomik çıkarları için Lübnan’ın iç işlerine karıştığını söylemişti. 

Emmanuel Macron’un kendi çalıp kendi oynadığı 'Radikal ve ayrılıkçı İslam’la mücadele planı’  çoğumuz biliyor. Macron, “Fransa’nın kendi imamlarını yetiştireceğini” söylüyor. 

Onu tutan yok!

Bu konuda Mısır’ın El Ezher’i ile Vehhabiler kendisine yardımcı olmaktan utanmayacaktır.

Nasıl olsa bu paydaşları “aç kalan erkek karısının etini yiyebilir, ölen eşle kocası cinsel ilişkiye girebilir veya dünya dönmüyor, biz onun döndüğünü sanıyoruztüründen abuk-subuk açıklama yapmasını, fetva vermesini biliyorlar. 

Fransa, kendi topraklarında boy veren terör olaylarının failini görmek istiyorsa, boy aynasına baksın.

Fransa İstihbaratının  cemaziyelevveli, yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır.

Sonuçta ortaya çıkan küresel ölçekli terör örgütleri, şimdilerde onları düğün bayram demeden buldukları yerde öpüyor. 

Fransız topraklarında Türk kanunları olamaz" diyen Macron, neden İslamofobiyi körüklüyor?

Fransa’nın ‘La Marseillaise’i Fransa Ulusal Marşı. 1792’de yazıldı ve kısa sürede tüm Avrupa’ya yayılarak Yunanistan ve Rusya’daki devrimlere ilham kaynağı oldu. Hatta Çin’in Tiananmenj Meydanı’ndaki protesto gösterilerinde de söylendi. 

La Marseillaise’, “Allons enfants de la Patrie / Le jour de gloire est arrivé” sözleriyle başlar. Bu Fransızca sözcüklerin Türkçe’de “Haydi vatanın evlatları Zafer günü geldi gibi anlamı var. 

İstiklal Marşı’mızla karşılaştırıldığında, ‘La Marseillaise’ ulusal bir ant değil sanki mezbahada hayvan boğazlayan kasapların nakaratı gibi. Aslında 1789 Fransız İhtilali sonrasının politik yapısını yansıtır.

Giyotin belki de bu ihtilalin simgesi denilebilir.

Fransa şimdi terör giyotinine başını uzatmış bir Ortaçağ kahramanı Jeanne Darc. Fransa sömürgeci geçmişinin baskısı altında eziliyor.

Her seçim döneminde ülkede yaşayan Müslümanlar, ötekileştirilerek, kampanya sürecinin başlıca gündem maddesi oldular. Macron dahi  bu yangına körükle gidenlerden. 

Tesettür mayo, başörtüsü, sünnet, helal gıda, camilerin finansmanı ve Müslümanların, Fransa Cumhuriyeti ile uyumu tartışmalarıyla geçen seçim atmosferinde, yaklaşık 5 milyonluk nüfusla Fransa’nın ikinci dini olanı İslam, tüm partiler için ana seçim malzemelerine dönüştürülüyor. 

Macron’un İslam’la mücadele planı ve başı kesilen tarih öğretmeni…

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a bakılırsa bu proje, “Radikal ve ayrılıkçı İslam’la mücadele planı” imiş. Macron'un, Fransa topraklarında yabancı öğretmen ve imamların görev yapmasına ve yabancı ülkelerden finansman akışına son vereceklerini açıklamasından sonra, Paris'te tarih öğretmeni Samuel Paty'nin kafasının kesilerek öldürülmesi ne tesadüf?

Geçtiğimiz Cuma günü Paris'in kuzeybatısında Conflans Sainte-Honorine'de bulunan bir okul yakınında saldırıya uğrayan, 47 yaşında ve bir çocuk babası tarih öğretmeni Samuel Paty'nin kafasının kesilmesinin  faili olarak, Rusya doğumlu, 18 yaşında ve Çeçen uyruklu bir mülteci gözaltına alınmıştı. Daha önce de Fransa’da yaşayan Araplarla Çeçenler  çatışmıştı.

Tarih öğretmeni Paty'in, sınıfta Hz. Muhammed’i aşağılayan ve çıplak olarak çizilmiş Charlie Hebdo karikatürü gösterdiği ve bazı öğrenci  velileri tarafından, okul yönetimine ve adli mercilere şikayet edildiği biliniyor.

Terör kurbanı Samuel Patty'de Fransız değil.

Patty, Fransızca değil Çekçe bir sözcük, Çekçe’de “beşinci” anlamına geliyor. “Samuel” zaten İbranice, Arapçaİsmail” ile aynı.

Adamlar yani domuz çobanları, yani Fransız istihbaratı, Çek asıllı  Yahudi, bir kaç kuşak öncesi mülteci birini  öldürüyor. Suçu da Rusya Federasyonu vatandaşı Çeçen asıllı bir mülteciye yıkıyorlar!  

Bir taşla kaç kuş vuruyorlar, hesaplayın!

Yahudilerle Müslümanları kışkırtıyorlar. Ruslara terörist muamelesi çekiyorlar. Ayrıca  bu saldırıyı bahane edip Müslümanların camilerine, eğitim kurumlarına, derneklerine kilit vurmayı, kamuoyu nezdinde kolaylaştırıyorlar. 

Onlarca “radikal İslamcı terör saldırıları”nın yaşandığı, yüzlerce Fransa vatandaşının öldüğü bir ülkenin güvenlik güçleri, eğitim bürokrasisi, eğer Tarih öğretmeninin ölümüne sebep olmadılarsa  ben bir şey bilmiyorum. 

Eceli gelen köpeklerin cami duvarına işemesi” atasözünün, bizim kültürümüzde ne anlama geldiğini biz biliyoruz da lakin bu domuz çobanları bilmiyor. 

En iyisi mi, Yeniçeri Ocağı’nın Yirmi Sekizinci ortasına mensup bulunduğundan “Yirmisekiz Çelebi” diye anılan 28 Çelebi Mehmet Efendi’yi, Lefkoşe’de Sinan Paşa Camii’nin hazîresinde bulunan mezarından kaldırıp, yeniden Paris’e elçi göndermeli? Anlatsa anlatsa o anlatır, ne dersiniz!

Ziya Paşa’nın Terkib-Bend'inde yer alan ölümsüz beyitinde dediği gibi, “Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir, Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir

Son söz, “küresel emperyalizme karşı savaş” görmek isteyen Türkler’e baksın!

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @oc32oc39 , @dikgazete

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Her türlü yorum, editör onayı gerekmeden anında yayınlanır. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlâka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir. Talep edildiğinde "IP no" ilgili mercilerle paylaşılır.
Avatar
Mehmet Sarsmaz 2020-10-22 23:38:40

İnsanın usuna şu soru geliyor bu durumda: Humeyni de "proje" miydi yoksa?

Avatar
Germany 2020-10-22 12:46:46

Domuz çobanları ifadesini beğendim

Avatar
Hasan gül 2020-10-23 01:07:32

Hamas a terör örgütü diyemezsiniz.


sanalbasin.com üyesidir