Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye'de Fırat'ın doğusunda, Türkiye sınırında 30 km. derinliğinde bir Barış Koridoru (Güvenli Bölge) oluşturmak için gerekli yığınaklanmayı tamamladı. 

Geçen hafta James Jeffrey başkanlığında Türkiye'yi ziyaret eden ABD heyetine Türkiye'nin operasyon kararlılığı iletildi. Bu operasyonun, ABD ile birlikte ya da onun desteğinde yapılabileceği hep tartışıldı. Fakat ABD, Türkiye’nin operasyonunu engellemek için oyalama ve zaman kazanma stratejisini takip etti. Çünkü ABD, Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi görmek istemiyor. 

Demek ki; ABD’nin Fırat’ın doğusunda müttefiki Türkiye’den ayrı bazı planları var. 

ABD, Münbiç’te de benzer oyalama ve zaman kazanma stratejisini izlemişti. 

Münbiç’te “Ortak devriye”nin ne işe yaradığını hâlâ anlamış değiliz. Benim kanaatim; ortak devriye, Münbiç’teki terör unsurlarını ABD güvenlik şemsiyesi altına almıştır.

Dün yapılan MGK toplantısında Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyon konusundaki kararlılık bir daha vurgulandı.

Bu konuda devlet mekanizmalarının kararlı, sağlam ve doğru adımlar attığı aşikâr.

Operasyonun eli kulağında!

ALLAH, Türk askerini muzaffer kılsın.

Bu operasyonun asıl maksadı sınır güvenliğini sağlamaktır. 

Sınırlarımızın hemen ötesinde, ABD destekli PKK/PYD/YPG terör örgütü mevzilenmiş durumdadır. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. 

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtları ile ABD destekli terör örgütünün kurmaya çalıştığı "terör koridoru"nun önü kesilmiş ve Akdeniz'e çıkışı engellenmiştir. 

Şimdi üçüncü adım Fırat'ın doğusunda bu temizliğin gerçekleşmesidir. 

Bununla birlikte Kuzey Irak'ta terör örgütü yuvaları da “PENÇE-1” ve “PENÇE-2 Harekâtları” ile bir bir çökertilmektedir. Malum Doğu Akdeniz'de de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı önemli görevler icra etmektedir. 

Kısacası Doğu Akdeniz-Suriye-Irak stratejik ekseninde ciddi bir askerî hareketlilik söz konusudur. Türkiye'nin BEKA meselesi buradadır. 

Bununla birlikte eş zamanlı (!) olarak son günlerde “Suriyeli sığınmacılar meselesi” iç kamuoyunu meşgul etmektedir. Evet, Türkiye'nin bir sığınmacılar sorunu vardır. Türkiye'deki sığınmacılar sadece Suriyeli sığınmacılar değil, aynı zamanda Afganistan, İran ve Irak'tan gelen sığınmacılardır. 

Bu sığınmacıların çeşitli iç ve dış odaklar ve istihbarat örgütleri tarafından kullanıldığı da aşikârdır. Bunu hepimiz görmekte ve yaşamaktayız. Kimse bunu inkâr edemez. 

FAKAT ŞU KONUYA DİKKAT ÇEKMEK İSTERİM;

NEDEN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN FIRAT'IN DOĞUSUNA YAPACAĞI HAREKÂT GÜNDEME GELİNCE SURİYELİ SIĞINMACILAR MESELESİ GÜNDEMDE İLK SIRAYA OTURDU? Bu konunun sağduyulu Türk kamuoyu tarafından takdir edileceği kanaatindeyim.

Ben, “Türkiye’nin sığınmacılar sorunu yoktur” demiyorum. Evet böyle bir sorun vardır ve bu sorunu çözmek için ciddi tedbirlerin acilen alınması da gerekmektedir. 

Fırat'ın doğusuna yapılacak harekâtla birlikte kurulacak barış koridoruna (güvenli bölge) Suriyeli sığınmacıların bir kısmı yerleştirilebilir. Afrin ve Cerablus'ta olduğu gibi.

Harekâttan sonra oluşturulan güvenlik bölgesinin sivilleştirilmesi yani sığınmacıların o bölgeye taşınmasının hem siyasi hem de askerî çok faydaları bulunmaktadır.

Herşeyden önce, askerî harekât bölgesi sivilleştirilecek ve ABD destekli muhtemel karşı saldırılar da engellenecektir. Türkiye bu konuda planlı ve hızlı hareket etmelidir.

Bu konuda diğer bir önemli mesele de şudur; ABD'nin Fırat'ın doğusunda, SDG (Suriye Demokratik Güçleri) çatısı altında teşkilatlandırdığı PKK/PYD/YPG terör örgütü ile ilgili bazı tedbirler aldığı da görülmektedir. 

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki ABD, 2017 yılında Fırat'ın doğusundaki terör gruplarını isim değişikliği yaparak “SDG” çatısı altında toplamış ve böylelikle Türkiye'nin karşı çıkışlarını engellemeye çalışmıştır. 

Bu hamle, Türkiye tarafından reddedilmiştir. 

Şimdi ise şöyle bir hamlenin ABD tarafından yapıldığı görülmektedir. 

SDG güçleri içerisinde PKK unsurlarının temizlendiği imajı ve mesajı Türkiye'ye ve Dünya kamuoyuna verilmektedir. Ama gerçekte böyle bir durum söz konusu değildir. 

Fırat'ın doğusundaki ABD destekli silahlı gruplar PKK terör örgütü ve onun türevi olan terör örgütlerdir. 

ABD'nin bu hamlesinden maksat, Türkiye'nin PKK/PYD/YPG terör örgütünden kaynaklanan sınır güvenliğini sağlama amacıyla icra edeceği operasyonu engellemek ve meşruiyetini tartışmaya açmaktır. 

ABD’nin hem Suriyeli sığınmacılar üzerinden hem de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Fırat’ın doğusuna yapacağı sınır güvenliğini sağlama (meşru müdafaa hakkına dayanan) maksatlı harekâtın meşruiyetini tartışmaya açmak için uyguladığı “Kamu Diplomasisi”nin derhal akamete uğratılması gerekmektedir. 

Bakıldığında ABD’nin Türkiye’ye karşı askerî literatüre 2006 Hizbullah-İsrail Savaşı ile giren “Hybrid Savaş” stratejisini takip ettiği görülmektedir. 

Hybrid Savaş stratejisi” kavramını daha sonraki yazılarımızda ele alarak okuyucularımızla paylaşmayı planlıyoruz. 

İşlerimin yoğunluğu dolayısıyla dikGAZETE.com’daki yazılarıma bir müddet ara vermek zorunda kalmıştım ama özellikle “Suriyeli Sığınmacılar” ve “ABD’nin Fırat’ın doğusundan aldığı tedbirler” konusunda düşüncelerimi paylaşma ihtiyacı hissetim. 

Hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum…

.

Dr. Ufuk Cerrah, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @cerrah_ufuk , @dikgazete

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir