Devlet üzerine…

Murray N. Rothbard, “Devletin Anatomisi” (2000) adlı eserinde, devletin tanımını yapmak için “Devlet ne değildir?” sorusunu sorarak yola çıkar.

Rothbard’a göre Devlet aslında halkı (“biz”) temsil eden basit bir örgütlenme olarak görülemez.  Devlet akademik olarak da kabul görmüş tanımına göre; toplumun içinde yer alan ve belli bir toprak üzerinde meşru güç ve şiddet kullanımı konusunda tekel iddiasında bulunan bir örgütlenmedir.

Devletin tarihsel gelişimine bakılacak olursa, Avrupa’da feodalizmin zayıfladığı döneme  tekabül eden geç ortaçağlardan itibaren otoritenin tek bir merkezde toplanmaya başlaması ve kilisenin de üstünlük söylemini yitirmesiyle, özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda ideal bir devlet yapılanmasının ne şekilde olması gerektiğine yönelik tartışmaların başladığı görülür, bu anlamda “Westfelya sistemi” önemlidir. 

1700’lü yılların sonlarında ortaya çıkan anayasacılık hareketlerinde de kendisini göstermiştir. Bu noktada, her ikisi de birer devrimin tezahürü olan ABD Anayasası’nda federal devlet yapısı, Fransa Anayasası’nda ise üniter devlet yapısı modern dünya devletleri önünde örnek olarak ortaya çıkmıştır.

Yapılarına göre devletler, “tekli/üniter devlet” ve “bileşik devlet” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 

Bileşik devletler de kendi içinde “devlet birlikleri” ve “devlet toplulukları” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 

Devlet toplulukları da “konfederasyon” ve “federasyon” şeklinde olmak üzere ikiye ayrılır. Tarihe karışmış bazı istisnai tipler bir kenara bırakılırsa, günümüzdeki devletlerin üniter devlet ya da federal devlet şekline sahip oldukları görülmektedir. Bununla birlikte az sayıda da olsa, üniter devlet ile federal devlet arasında yer alan bölgesel/bölgeli devlet modelini benimseyen devletler de bulunmaktadır.

Bölgesel (Bölgeli) Devletin Tanımı ve Özellikleri

Tarihi tecrübelere bakıldığında şekli olarak devletlerin en başta tekli devletler ve bileşik devletler olmak üzere iki kategoriye ayrıldığı görülmektedir. 

Tekli devlet denince, akla doğal olarak üniter devlet gelmektedir. Ancak buna 20. yüzyıl ile birlikte bölgeli (bölgesel) devlet modeli de eklenmiş bulunmaktadır.

Bölgesel devlet modeli, klasik üniter devlet ile federal devlet arasında bir ara-formül olarak görülebilir. 

Bölgelere ya da topluluklara siyasal özerklik tanınmış olmasından ötürü, üniter devletten farklılaşmakta; özerk yönetimlerin / bölgelerin kuruluş ve işleyişiyle, yetkilerinin anayasal güvencesi açısından federal devletten farklılıklar göstermektedir.

Bölgeli devletler, çok merkezli federasyonlardan farklı olarak siyasal bölgelerin yetkilerini tek bir merkezden yani devletten aldığı ve dolayısıyla merkeziyetçi olan yapılardır. Ancak bölgeli devletler, bölgeli olmayan üniter devletlerden ulusaltı birimlere politik özerklik tanıyıp merkeziyetçiliği esnettikleri için ayrılmaktadırlar. 

Bölgeli devletlerde de üniter devletlerde görüldüğü gibi, siyasal iktidarın tekliği esastır ve siyasal bölgenin yetki kaynağı devlettir; ancak, ulusaltı birimler olan milliyetler ya da bölgelere de yetki devredilmesi söz konusudur.

Bölgeli devlet modelinde, anayasayla etnik, kültürel, ekonomik v.b. nedenlerle bazı bölgelere yasama ve yürütme alanlarında özerklik tanınmıştır. Ancak belirtmek gerekir ki bölgeli devlet modelinde özerk bölgelerin kendi anayasaları yoktur, kuruluş kanunları vardır ve bu kanunlar merkezi yasama organı tarafından yapılır. 

Bölgeli devletlerin en çok bilinen örnekleri, İspanya, İtalya ve  Birleşik Krallık’tır.

Federal Devletin Tanımı ve Özellikleri

Arend LijphartÇağdaş Demokrasiler” adlı çalışmasında, federalizmi, merkezî yönetim ile federasyonun kurucu birimleri (federe devletler, eyaletler) arasında anayasayla güvence altına alınmış yerel düzeyde bir yetki paylaşımı olarak tanımlamaktadır. 

Federal yapılanmanın merkezinde, devletin işlevlerinin birden fazla siyasi ve idari yönetim alanına dağıtılması kuralı yer almaktadır. Bu anlamda devlet iktidarı, birden fazla ve çok düzeyli yapılanmalar arasında bölüşülmüştür. 

Federalizmde birden çok devletin bir araya gelerek oluşturduğu bir birlik bulunmaktadır ve bu birlik kendisini oluşturan devletlerden ayrı bir devlet statüsüne sahiptir.

Farklı devletlerin bir araya gelerek oluşturdukları devlete federal devlet, federal devleti oluşturan devletlere de federe devletler adı verilmektedir.

Bileşik devlet tipleri içerisinde, günümüzde varlığını muhafaza edebilmiş yegâne tip olan federasyonların en belirgin özelliği, siyasi yapı içerisinde, devletin egemen olma vasfını ifade eden üç temel fonksiyonunun, anayasal sınırlar dâhilinde, tek bir merkezde toplanmayıp, ikiden fazla odak arasında hassas ve dengeli bir şekilde paylaştırılmasıdır.

Federal devlet, federe devletlerin yazılı ve katı bir anayasayla bir araya gelmesinden meydana gelir. 

Federal devlet modelinde, federe devlet ile federal devlet arasında yetki paylaşımı mevcuttur. 

Federal devletlerin en bilinenleri Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Kanada, Avusturya, İsviçre ve Avustralya’dır. 

.

Dr. Begüm Burak, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @begumburak1984 , @dikgazete

:

Yararlanılan kaynaklar:

-Çavuşoğlu, N. ‘Bölgeli Devlet’de Egemenlik/Yetki Paylaşımı’, e-Akademi HAZIRAN/4 2002.

-Gözler K, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, (Ekin Yayınları, Bursa), 2014. 

-Lijphart, A. Çağdaş Demokrasiler, Çev: Ergun Özbudun - Ersin Onulduran, (Türk Demokrasi Vakfı Yayınları, İstanbul), 1986

-Murray N. R. “The Anatomy of the State”, Egalitarianism as a Revolt Against Nature and Other Essays (Auburn: Mises Institute, 2000), ss. 55-88. (Çeviren: Mustafa Erdoğan Devletin Anatomisi, Murray N. Rothbard, Liberal Düşünce, Sayı 36, Güz 2004.)

-Nalbant A, ‘Bölgesel Devlet: Yeni Bir Devlet Biçimi mi?’, Amme İdaresi Dergisi 29/2 1996

-Yüksel M, Burak Erece, “Bölgeli Devlet ve Federal Devlet Mukayesesi: İspanya ve Federal Almanya Örneği”. 2016.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


sanalbasin.com üyesidir