Dalga denizde güzeldir, dalga nehirde güzeldir, dalga ormanda güzeldir, dalga saçta güzeldir. Ancak dalga yollarda hoş olmaz…

İnsanların hayatına dokunmak, devletimizin görevleri arasındadır. 

Devletimizi yönetenler ise halkımızın oylarıyla “bizleri yönetin” diye gönderdiğimiz liyakat sahibi kişilerdir.

Ülkemizde seçimler, kampanyalarla ve seçim sonrasını kapsayan vaatlerle yapılır. Seçim sonrası seçilen yetkililer, verdikleri sözleri yerine getirmek adına faaliyette bulunurlar maalesef.

Başlığımız “Estetik ve Dalgalı Yollar”dır. Bütün insanların ortak yaşam alanı olan yollarımızdaki estetik hatalar nelerdir? 

Şehirlerarası yollarımız için söyleyebileceğim çok şey yok. Ancak şehir içi yollarımızın durumları içler acısı. 

Seçim vaadi yerine gelsin” diye, toprak üzerine asfalt dökülüp “alın size hizmet” kabilinden icraat yapılmaktadır. 

Yıllar önce görüştüğüm bir yetkili “bir yere asfalt dökeceğinize çeyrek altın dökün daha iyi” demişti.

Peki dökülen bu asfaltın parasını kim ödüyor? 

Belediye ödüyor. 

Peki Belediye kimin parasını ödüyor? 

Cevap yok!

Ben cevabını bilmiyorum. 

Belediyelerin kimin parasını harcadığını ben bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var Belediye Başkanı, kendi parasını harcamıyor…

Yazık ve günah.

Toprak üzerine asfalt dökülür -hem de üzerinde renkli çizgileri bile var-, üç gün geçmeden deniz dalgası gibi oluyor yollar. 

Bu asfaltın bu şekilde dökülmesi gerek. Çünkü bir daha seçim olacak. 

O başkan yine bu halkın karşısına çıkacak. 

Yemin etse karnı ağrımaz bir önceki seçimdeki vaatleri için. Çünkü sözünü tuttu!

Bunun adını koyduk.

Ortak yaşam alanlarımızdan olan yollar ve kaldırımları hem belediyeler ve hem de diğer hizmet sektörleri kullanmaktadır. 

Yolların altında bulunan alt yapı çalışmalarının yol ve kaldırım üzerindeki bacaları vardır. 

Kanalizasyon, su, telekomünikasyon ve diğer ihtiyaçlar için yol ve kaldırımların altları kullanılıyor ve kullanılacak da.

Yollar ve kaldırımların üzerinde bulunan kapakların tam bizim ülkemize has özellikleri vardır. 

Bu tür altyapı kapakları ile asfalt arasında uyum yoktur. 

Ya bu tür kapaklar asfaltın üzerine sivrilmiş, ya çukurda kalmış ya da kapaklar ile asfalt arasındaki çukur boşluklar.

Bu kapaklar ile asfalt arasındaki bağlantıyı sağlam bir şekilde, aynı seviyede olacak şekilde yapabilecek insan yok mu bu ülkede!

İnsanların ekonomik durumu belli. 

Sahip olduğu aracının bakımını yaptırmaktan aciz bir durumda. Aracının lastikleri eskimiş, değiştiremiyor. Ancak bu bakımsız araçlar, dalgalı, kasisli ve çukurlu yollarda yoruluyor ve bir gün, içindekilerle bir yere giriyor ve sonuç gözyaşı.

Sayın yöneticim, sizin bunda hiçbir sorumluluğunuz yok mudur?

Estetik” deyince anladığımız, insanların vücutlarında cerrahi müdahale ile yaptırdıkları düzenleme değildir sadece.

Şehir estetiği ile ilgili hemen hemen bütün belediyelerimizde birimler var ancak liyakatli kişilerden yoksun olan bir kadronun başarılı olması da mümkün değildir.

Bu yazdıklarım, yollarımızın çok kötü olduğu anlamına gelmesin. 

Yapılan güzellikleri görünce, benim bahsettiğim basit hatalar yakışmıyor. 

Başka bir deyişle, büyük bir sosyal faaliyete katılıyorsunuz. En lüks takım elbisenizi giymişsiniz ancak ayağınızda sandalet var. 

Başka bir konu daha var. 

Asfalt yola, layıkıyla dökülmüş ve işaretlemeleri de yapılmış ancak altyapı çalışmasına ait bir kapağın düzgün olmaması araca zarar vermektedir. 

Biz aracımıza verilen zararı karşılamak için yurt dışına döviz veriyoruz. Ve bizim verdiğimiz bu dövizler dolaylı olarak ülkemizin aleyhine silah olarak iade ediliyor maalesef.

Estetik dedik…

Kaldırımlarımızın yol ile uyumu. 

Duraklardaki düzenlemeler, engelli vatandaşlarımızın belediye otobüsüne binmesine müsait değil. 

Aslında bir anket yapılsa ve engelli vatandaşlarımıza sorulsa; “niçin dışarı çıkmıyorsunuz?” diye. 

Alacağımız cevap, yol ve otobüs düzenlemelerinin buna engel olduğu yönündedir. 

Bunu başaran ülkelere iyi bakmak lazım. 

Hep ‘Avrupa’ diyoruz!

İnşallah bir gün bütün Avrupalılar, hep Türkiye’yi örnek gösterirler. 

Avrupa’da engelli bir vatandaş, hiç kimseden bir destek almadan evinden çıkıp durağa ulaşıyor, otobüse biniyor ve ihtiyacını kendi başına görüp evine rahatlıkla geri dönebiliyor.

Bizim bu ülkelerden aşağı kalır hiçbir yanımız yok.

Sadece liyakat ve vizyon sahibi yöneticilere ve bunları adil bir şekilde denetleyen sisteme ihtiyacımız var. 

Kişisel menfaatlerimizi ülkemizin geleceğine tercih etmediğimiz sürece kazanırız.

Seçim kazanmak için vaatlerde bulunulacaktır. Çünkü insanlar bu vaatlerden, kimleri seçeceğine karar verecektir. 

Bir iş, bir defa yapılmalıdır.

Aslında bir şansımız var ülke olarak. 

Şu anda ülkemiz, tek parti iktidarı tarafından yönetilmektedir. 

Belediyeler, bir yere yol ve asfalt çalışması yapacakları zaman ilgili bütün bakanlıklara yazı yazmalı ve “bu güzergahta bir altyapı çalışması yapılacak mı?” diye sormalıdır. 

Önce, yolu asfaltlayalım ve bir hafta geçmeden, su için kazalım, sonra fiber optik kablo için kazalım, daha sonra da kanalizasyon ve elektrik için aynı yolda işlemler yapalım. 

Bunların hepsi kaynak israfıdır. 

Planlama, başarıya giden yolun başlangıcıdır.

Belediye sınırları içerisinde, belediyeler tarafından mesire yerlerinin oluşturulması ve bütün insanların gönül rahatlığı ile gidebileceği yerler halinde getirilmesi ve bunun da muhafaza edilmesi de insanların hayatına dokunmak adına yapılması gereken estetik faaliyetlerdendir.

Ülke insanının, kendisine devletin dokunduğunu hissetmeye ihtiyacı vardır. 

Kuralları koymak önemli ancak konulan kuralları uygulamak ise çok daha önemlidir. Bunu da uygulamak sistemin oluşması anlamına gelmektedir.

Ne güzel demiş Şeyh Edebali: “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın”.

İnsanın yaşaması için de devletin desteğine ihtiyaç vardır.

Bırakalım dalga denizde güzel olsun, bırakalım dalga saçlarda güzel kalsın. 

Ama...

Yollarımız dalgasız, düz olsun. Olmaz mı?

Düşünebilmek güzeldir.

.

Seyfi Turan, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet KAYA 2020-08-12 11:31:00

Kaleminize sağlık yine çok ama çok haklısınız keşke ülke olarak haklarını arayan bilinçli vicdanlı ve bencillik peşinde koşmayan adaletli ve toplumsal düşünebilen insanlar olsak maalesef bu yapılanları görmezden gelmek şöyle dursun,destekleyenler bile var...ne denir ki...düşünebilmek güzeldir.yüreğinize,kaleminize sağlık.yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyoruz,saygılar,sevgiler.


sanalbasin.com üyesidir