Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı doğalgaz savaşı başladı

SASAM Uzmanı Umur Tugay Yücel:

Türkiye’nin yeni mücadele alanı: Doğu Akdeniz...

SASAM Uzmanı Siyaset Bilimci Yücel, Türkiye’ye karşı Doğu Akdeniz’de ABD’nin başını çektiği İsrail, Fransa, İtalya, Yunanistan, Mısır’dan oluşan ittifakın, Rumlar üzerinden doğalgaz savaşını başlattığını söyledi.

Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi (SASAM) Uzmanı Siyaset Bilimci Umur Tugay Yücel, Doğu Akdeniz’de Levant olarak adlandırılan sahada Kıbrıs Adası’nın jeopolitik önemini ve yaşanan siyasi-ekonomik olaylar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

2000’li yıllardan itibaren bölgede enerji kaynaklarının keşfedilmesi, özellikle doğal gazın bulunmasıyla Doğu Akdeniz'in yeni bir kriz ve mücadele alanına dönüştüğünü ifade eden Yücel, “Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de bir uçak gemisidir. Hem Türkiye’nin Güney sahillerini korumaya alır hem de Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya hakim bir konumdadır” dedi.

Doğu Akdeniz’in Doğalgaz Potansiyeli...

Yaklaşık 1,7 milyar varil petrol ve 122 trilyon fit küp gaz potansiyeline sahip olan Doğu Akdeniz, bölge ülkelerinin yanı sıra dünyanın önde gelen enerji şirketlerinin ve enerji ihtiyacı yüksek devletlerin de dikkatini çekmeye başladı.

Bölgenin doğalgaz rezervinin yüksek olması, bölgeyi yeni bir mücadele ve kriz alanı haline getirdi.

Bölge ülkeleri olmak üzere, uluslararası enerji şirketleri ve yeni bir enerji jeopolitik merkezi olma yolunda ilerleyen bölgede söz sahibi olmak isteyen tüm aktörler çeşitli politikalar ve ittifaklar oluşturuyor. SASAM Uzmanı Yücel’e Doğu Akdeniz’de baş gösteren doğalgaz krizinin sebeplerini sorduk.

KKTC’nin doğal hakları...

- Bu jeopolitik önem içinde doğalgaz neden önemli hale geldi ve burada KKTC’nin hakları nelerdir? Bölgelerin doğalgaz rezervi nedir?

- Öncelikle Ortadoğu dünya petrolünün rezerv olarak yüzde 47, doğalgazın ise yüzde 43’üne sahip.

Akdeniz’in Ege’ye, Karadeniz’e ve Atlantik’e açılan kapısıdır. Bundan dolayı Kıbrıs adası da bu alana hâkim olduğu için stratejik bir öneme sahiptir.

Zaten hem siyasi hem de askeri alanda bir öneme sahipti ama şu an tamamen bir enerji üssüne döndü.

Enerji profilini de kendisine kattı. Şu an belirlenen kaynaklar Doğu Akdeniz ve Kıbrıs çevresinde 10-15 trilyon metreküp doğalgazın bulunduğu ama bunun yanında da daha 10 trilyon metreküp rezervlerin de keşfedilmeyi beklendiği söyleniyor.

İlk araştırmalar İsrail’in 1998 yılında Leviathan bölgesiyle başladı. 2008 yılından sonra bu kaynaklar ABD jeolojik araştırma kurulu tarafından ortaya çıkartıldı.

- Türkiye ve KKTC Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB) neresidir, doğalgaz arama bölgeleri bu ekonomik münhasır bölge içinde mi?

- Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) denen kavram 1982 yılında deniz sözleşmesiyle sisteme girdi.

Burada söylenen şey, her egemen devletin kıyılarından itibaren 200 deniz mili yani kabaca 370 km alana kadar deniz kaynaklarının araştırılması ve kullanması su ve rüzgâr enerjisi de dahil olmak üzere özel haklara sahip olduğu bölge olarak tanımlanıyor.

Türkiye bu sözleşmeyi, Kıbrıs’la birlikte 21 Eylül 2011’de New York’ta, o zamanlar Cumhurbaşkanımızın başbakan olduğu dönemde imzaladı.

Türkiye, gerçekten geç kaldı bu konuda. Yunanlar ve Rumlar gerçekten hızlı bir şekilde davrandı.

Buraları Afrodit bölgesi alanı /sahası adı verdiği 13 parsele ayırdı.

Rum Kesimi buraları, uluslararası katılımın olduğu bir ihaleye açtı. 2011’den sonra Türkiye bu angajmana entegre oldu. Yeniden Kıbrıs’la parselleme yaptı. Yalnız şu an parselleme yapmasına rağmen Türk Deniz Kuvvetleri'yle, Rum tarafı ve özellikle küresel şirketler karşı karşıya geliyor.

Burada unutulan bir şey de var.

Bölgede Türkiye, Güney Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Mısır, Lübnan, İsrail ve Filistin’in hak payı var ama ne yazık ki konuşulan konuda Filistin yok.

Tamamen Rum kesimi, Yunanistan, Avrupa Birliği ve İsrail arasında geçiyor.

Bu konuda Türkiye de dışlanmıştır. Türkiye, son dönemde yaptığı hamlelerle eksikliği gidermeye çalışmaktadır.

Enerji Koridoru Olarak Türkiye...

- ABD ve Avrupa Birliği neden Türkiye’ye tepki gösterdi? Buna karşı Türkiye neler yapabilir ve yapmalıdır?

- Avrupa Birliği’nin enerji bağımlılığı çok yüksek, yumuşak karnı diyebiliriz. Enerjide Rusya’ya bağımlılık oranı yaklaşık yüzde 65. Bunu kırmak istiyor hem Rusya’ya karşı bu enerji bağımlılığını bertaraf etmek istiyor hem de yeni bir enerji oyuncusu olmak istiyor.

Şu anda gözünü bu yüzden Doğu Akdeniz ve Kıbrıs çevresine dikti.

Zaten uluslararası kamuoyunda da Kıbrıs’ın bu kadar önemli olmasının sebebi, şu an bulunan bu enerji kaynakları.

Avrupa Birliği, burada üs istiyor.

ABD’nin üs düzey askeri yetkilileri de şu an Rum kesiminden üsler istiyorlar ya da üsleri kolaylaştırmak istiyor. Tabi burada bir blok oluşmuş. Bu bloğu görmemiz lazım.

Yani Avrupa Birliği, ABD, İsrail ve Mısır bloku oluşturulmuş ama tabi bloğu tamamen karşıtlık olarak algılamamamız gerekiyor.

Nedeni şu, burada Kıbrıs’taki ve Doğu Akdeniz’deki çıkacak petrol ve doğalgazı en ucuz, en güvenli şekilde Avrupa’ya taşıyacak yer Türkiye. Enerji koridoru hem de pazar olarak.

Türkiye’nin Karşı İttifakları...

- Türkiye’nin Fatih sondaj gemisini Kıbrıs açıklarına göndermesi ve geminin Kuzey Kıbrıs’ın ruhsat verdiği bölgelerde doğalgaz aramalarına başlaması, Rum kesiminin yanı sıra Yunanistan, Avrupa Birliği, Mısır, İsrail ve ABD’nin tepkisiyle karşılaştı. Bu durum hem politik hem de ekonomik anlamda ne gibi sıkıntılara yol açar?

- Türkiye, enerji ithalatçısı bir ülke yüzde 99’unu ithal ediyor ve ithal ettiği yüzde 99’un yüzde 50’si de doğalgaz. Ve bu doğalgaz bağımlılığın da yine Avrupa Birliği gibi Rusya’ya olan karşı yüzde 50 ve üstü civarında.

Doğu Akdeniz bölgesinin enerji kaynaklarının Türkiye’nin gelecek 500 yıllık enerji ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde olduğu söyleniyor.

Bu yüzden de burası Türkiye için artık yaşamsal öneme sahip.

Böyle bir süreç varken aslında ABD burada ki enerjiyi kendine alma babında değil, enerji koridorlarını yönetme açısından öneme sahip. Çünkü şu an ABD’de kaya gazı yüksek miktarda bulunduğu için enerji bağımlılığını azaltma ihtimali çok yükseldi.

Buradaki baş aktör, yani gelecekte bizim karşımıza çıkacak olan İsrail ve Avrupa Birliği ikilisidir.

Bunlar gerçekten bizi zorlayacaktır ama bu konuda Avrupa Birliği ile ortak proje geliştirilebilir.

En kolay şekilde Avrupa Birliği ülkelerine bunu yansıtabilir ama bizim de ne yazık ki elimizdeki doneler belli şu an zor bir süreçten geçiyoruz. 

S-400 baskıları, Nükleer Santral baskıları yüzünden hem ekonomik hem siyasi. Bunu karşılamamız için küresel güçlerin yanımızda bulunması gerekiyor.

Rum kesiminin neden bu kadar güçlü ve baskın çıkmasının nedeni bölgedeki bölgesel güçler İsrail, Mısır gibi güçleri yanına alması ve de dünyanın sayılı küresel güçleriyle işbirliği yapmasıdır.

Fransa, İtalya, ABD, G7 ülkeleriyle birlikte hareket ediyor.

Şu an Avrupa Birliği'nin bizimle hareket etmeyeceği durumu ortadayken ABD de müttefikimiz olmayacağına göre, yanımıza ikinci küresel ekonomik gücü Çin’i ekonomik olarak alırken, Rusya gibi silahlı ve teknik alt yapıyı sağlayabileceğimiz diğer gücü de almamız lazım.

Ben şurada iki ülkeyi daha önemsemek istiyorum. Dünyanın yine iki büyük enerji ithalatçısı Hindistan ve Japonya bu ikisini de bölgeye çağırabiliriz.

- Kıbrıs adası açıklarında arama çalışmalarına Exxon Mobil-Katar Petrol Ortaklığı da katıldı. Türkiye, en yakın müttefiklerinden Katar’ın, Kıbrıs açıklarında doğalgaz aramasına nasıl bakıyor?

- Katar bizim tamamen çıkar birliği yaptığımız bir ülkedir.

Reel politikte, gerçekçi baktığımızda, küresel güçler ve küresel şirketlerin dünyaca ünlü Exxon Mobil gibi çalışmasını normal karşılamak gerekiyor.

O yüzden bizim ne yapmamız gerekiyor bu konuda, bizim de gerçekçi olmamız gerekiyor.

Yani bugünkü müttefiklerimizin yarın düşmanımız olmayacağı manasına gelmiyor.

ABD ve Avrupa Birliği, 100 yıldır sözde müttefikimiz ama gördüğünüz gibi S-400 alımına hayır, Nükleer Santral yapma ki Avrupa Birliği ve ABD’de çok sayıda nükleer santral bulunmasına rağmen bize "yapma" diyor.

Böyle bir sorunlu bakış açısı varken, bizim bunu iyi değerlendirip dünyada yeni yükselen güçlere entegre olmamız gerekiyor.

.

Sümeyye Aksu'nun söyleşisi, Diriliş Postası -30 Mayıs 2019-

dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir