İnsan sadece öğrendikçe korkularından kurtulabiliyorsa…

İnsanlığa din olarak taktim edilen bilgiler, korkuların derinleşmesini amaçlıyorsa...

Korkular ve korku tünelleri, insan aklının sağlıklı çalışmasını engelliyorsa…

Kurulan bu sistem, asla kabul edilmemelidir…

Hayatın her alanında köklü değişiklikler olacak” derken şaka olsun diye söylenmediğini tüm insanlık kanıksamış olmalı artık.

Hayatı ve insanlığı negatif yönde en çok etkileyen konu MANEVİYATIN unutturulup tuhaf ritüeller arasında, hatta “Din” adı altında (sözüm meclisten dışarı) insanlığı ve ‘Akıl’ı “bacak arasına” sıkıştıran zihniyetten acilen kurtulmak gerektiğini söylemekten tam da yorulmuşken, KORONA VİRÜS, bu saçmalığın bitirilmesine vesile olabilmek için yardıma yetişmiş oldu.

Umut edilir ki bu tecrübeden sonra, insanlık kendi öz gücüne ve aklına sahip çıkarak kendi geleceğini kendisi kurgulamak üzere şartlanır ve “umut tüccarları”ndan yakasını kurtarıp, zihinsel sıçramalarını yapabilir artık.

Çünkü bu hastalıklı zihniyet, insanlığı bir virüs gibi sarmışken, köklü değişikliğin yapılabilmesi mümkün görünmemektedir.

Çivi Çiviyi söker” misali, hasta olan zihniyetin virüs gibi sardığı akılları esir alan yanlışlardan kurtulabilmek adına, ‘KORONA VİRÜS’ün insanlığın imdadına yetişmiş olması bir gerçekliktir artık.

Hiçbir emek harcamayan, hiçbir üretim yapmayan ve bedavadan lüks hayat yaşayanlara parazitler denilmelidir.

Bu şekilde bedavadan lüks yaşama standartlarını devam ettirebilmek için insanlığın zihnine korkular ekmek ve boş umutlar pazarlamaktan başka sermayeleri olamayanların, gerçek dünyada ayaklarını yere basan, gerçekçi akıllar arasında yaşama alanları yoktur ve olmamalıdır da.

İnsanlık, maneviyatın ne demek olduğunu ve gerçek manası idrak edildiğinde zihinsel sıçramalar yaşandığını anlamak ve kavramak durumundadır.

Açık söylemek gerekirse;

İnsanlığı kontrol altında tutabilmek ve tüm enerjisini sömürebilmek için her türlü aldatmaca ve kandırmaca “din” adı altında insanlığın karşısında tabulaştırıldı.

Artık bu tabuların yıkılması ve maneviyatın özgürleşmesi gerekmektedir…

Pek tabii ki bu iddia karşısında bedavadan elde edilen lüks hayatlarını kaybetmemek adına suçlamalar ve karalamalar da yapacaklardır.

Fakat bu çırpınışlar ve karşı koymalar faydasız ve kaçınılmaz sonu erteleyemez.

Mesele insanlığı kurtaracak olan maneviyatın tekrardan özgürleştirilmesi mücadelesidir.

Maneviyatı, hayatının bir köşesinde tutabilenler, ilkellikten sıyrılıp, insan olabilmeyi başarmaya aday kimselerdir.

İşte bu mücadelenin çerçevesinde kendi çıkarlarını her şeyin üstünde tutan ve kendilerinden başkasını sevmeyen parazitlerden insanlığı kurtarmak elzemdir.

Her şeyden önce, doğuştan hediye edilmiş olan hakların, eşit, hakkaniyetli ve adaletli şekilde dağıtılmasını sağlayacak bir sistemin inşa edilmesi gerekmektedir.

Bunun için “Adalet, Devlet, Akıl ve Hakkına Kanaat” şiarını her zaman ve her şartta kendisine değişmez ilke edinmiş olan Türk Akıl Ve Düşünce Sistematiği, insanlığın geleceğini inşa edebilecek yegâne çözüm olmakla birlikte, yaşanılan tüm olumsuz gelişmeler bu sayede geride bırakılmış olacaktır. 

Siyasetin eline yüzüne bulaştırdığı ve çaresiz kaldığı olaylar karşısında, kadim Türk devletinin atmış olduğu doğru adımları izleyecek olursak, “Kadim AKIL aktive olmuştur” diyebiliriz. 

Bugün herkesin bu “Kadim Akıl” etrafında toplanması ve destek vermesi gerektiği dönemi hep birlikte yaşamaktayız. 

Bu sırada söylemekte fayda olacağını düşündüğüm cümle akıllara kazınmalı diyerek;

Millet tarafından tevdi edilen görev ve verilen kimlik ile birlikte kendilerini ‘devlet’ olarak göstermeye çalışan acizlerin de maskeleri düşmüş oluyor böylelikle.

Madem, “Yeni dünya dijital devleti kuruluyor, öyleyse merkezine yerleştirilecek olan doğru bir AKIL ile geçmişte yaşanılan tüm yanlış ve aldatmacaların, gelecekte yaşanılmaması sağlanabilir” diyerek, insanlığın ilerlemesinin bir daha ertelenmemesi adına, her kesi ve her kesimi hep birlikte mücadele etmeye davet etmek gerekiyor.

Şahsi çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan, bencil ve zayıf karakterli olanlara asla görev tevdi edilmemelidir artık…

Aslında, ‘biat’ı ön koşul olarak dayatan çeşitli makam sahiplerinin etki güçleri de yok olmak üzeredir.

Çünkü, Yapay Zekâ sistematiği ve yazılımı, adam kayırmayı veya yolsuzluk yapmayı kodlamasında taşımadığı için, hak edenlerin hak ettikleri göreve gelecekleri zamanların yakın olduğunu belirtmekte fayda var…

Bu arada, öğretmenlik mesleğinin bittiğini söylemek çok acıtsa da bu gerçek ile yüzleşmek zorundayız artık…

Her şey, dijital hayata entegre edilirken, öğretmenlik mesleğinin de dijitalleştirilmesi hangi yankıları beraberinde geleceğe taşıyacaktır?

Birlikte göreceğiz.

.

Ali Karani, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


sanalbasin.com üyesidir