İskenderun, Türkiye ve bölgenin en stratejik mekânlarından birisidir ve hatta en önemlisidir. 

Doğu Akdeniz’in en gözde Körfezi, işgal ettiği coğrafi konum ve sosyal yapısı ile bu konumunu kadim tarihten günümüze kadar korumaktadır. 

Antik çağlarda Mısır, Hitit, Asur ve Persler’in (Farisilerin) ele geçirmek için kanlı savaşları göze aldıkları yerdir. 

Zira askeri tarihçiler, bu bölgeye hâkim olan gücün Anadolu, Şam (Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün, Nil Deltası) ve İki nehir Fırat ile Dicle arasındaki toprak Irak’ta nüfuz sahibi olacağını biliyordu.

Tabirimizle, bu coğrafyaya musallat olan kuvvet hanedanlıktan devlete, devletten imparatorluğa yükselir. 

Bu bölgeyi elinden kaybeden kuvvet, imparatorluk ve devlet olmaktan çıkar ve son bulması muhkem olur.

Bu tarihi tespit, istisnaya mahal vermemiştir. 

Pers, Makedon Selukya, Roma, Bizans, Arap, Memluk, Osmanlı ve en nihayet Anglo-Franko yükseliş ve çöküşünün tarihi burada yazıldı. 

Mustafa Kemal’in Lozan’da alamadığı Hatay için “şahsi meselemdir” demesinin, sadece romantik bir hülyanın dışa vurumu olduğuna inanmak abesle iştigaldir. 

O aslen bu toprağın evladıdır, annesi aslen buralıdır Hatay’a duyduğu özel ilgi ve sevgi bu sebepledir; iddiasıyla da ilgili değildir.

O, bu bölgenin devletlerin varlığı için taşıdığı ehemmiyetin idrakindeydi.

KADER YAZAN COĞRAFYA

Avrupa’nın da, ABD’nin de Çin’in de İran’ın da kaderi de bu bölgede yazılıyor. 

Rusya’yı yeniden ihya eden bu coğrafyadır. 

Beynelmilel Emperyalist-Siyonist finans ve enerji mahfilin, Kuzey Irak’tan ve hatta Batı İran’dan Kuzey Suriye ve Güney Doğu Anadolu’ya ikame etmek istediği ‘Kürdistan’ planının Doğu Akdeniz’e açılan kapısı burasıdır. 

Hatay, hülyaları kabuslara kabusları hülyalara dönüştürür. 

Antakyalı Libanyus’un tabiriyle; Burası deccalın zuhur edeceği, Amik Ovasının kan ovası olacağı, meleklerin yeryüzüne ineceği ve İlahi hükümdarlığın tecelli olacağı diyardır.

Genelde Hatay’a özelde İskenderun’a duyulan yakın ilginin bu tespitlerle ve gerçeklerle bağı vardır. 

Bu ilginin hayata uyarlanması için kazanılması gereken en önemli topluluk Aleviler’dir. 

Mersin, Adana ve Hatay’ın kalabalık bir nüfusunu oluşturan Hak Muhammed Ali aşkının tecelli ettiği, insan merkezli yaşamayı ilke edinmiş, zalime karşı mazlumun yanında olmayı görev bilmiş, laik hukuk devleti, hür vatan, onurlu millet ve şanlı bayrak merkezli yaşayan, Atatürk ilke ve devrimlerini benimsemiştir. 

Gerici-bağnaz cahil din adamların, bölücü örgütlerin, sol dünya görüşünü suiistimal ve istismar eden solak zihniyetlerin projelerine mahsur ve maruz kalmıştır.

DÜŞMANLAŞTIRMA PLANI

İktidarlar, ama özellikle AK Parti hükümetleri döneminde devletin üst makamlarında ya nadiren ya da hiç yer alamamışlardır.

Hükümet ve devletin Alevilere müstahak gördüğü Kızılderili muamelesi yeni değildir. 

Özellikle Kenan Evren Askeri Cunta yönetiminde bereketli Amik Ovası’na Afganistan ve başka diyarlardan getirilip toprak, ev ve traktör sahibi yapılan misafirlere karşılık, topraksız binlerce Hatay Alevisi’nin göz ardı edilmesi sadece ırkçı-mezhepçi politikaların ürünü değil, aynı zamanda bir topluluğu bilerek ve kast ederek devlete düşman etme planıdır. 

Bu planı, Kürt kardeşlerimize karşı tüm Amerikancı hükümetler uygulamaya koymuşlardır.

Özal döneminde Hatay Alevilerinin ekmek kapısı olan başta Suudi Arabistan ve diğer Arap Körfez ülkelerine gidebilmeleri için “İş ve İşçi Bulma Kurumu’na zorunlu kayıt” idari kararıyla cezalandırılmaları zalimce ve vahimdi. 

Tansu Çiller hükümetinde bariz görülen ‘Sünnileşirsen nimetlenirsin’ mefhumu yaygın işlendi. 

Zira, Arap Türk Alevileri ve Kürtleri, Türk milletinin bünyesinden koparmak, emperyalist-Siyonist mahfilin esas amacıydı

İşbirlikçi, memur ve gayri milli hükümetler bu planın uygulayıcısı olmuşlardır. 

Zira bu iki ana topluluğu izole etmeden, vatan ve millete karşı hiçbir tahripkar plan hayata geçemez.

Fatih Tosyalı, Türkiye’nin demir çelik sektöründe en büyükleri arasında yer alan aile şirketi Tosyalı Holding’in sahibi. 

Aile aslen Kilisli. 

Kendisi 1961’de Hatay’da doğdu. 

Tosyalı Holding’i, 9 metrekarelik soba üreticisi küçük dükkândan devasa bir uluslararası şirkete taşıyan kişi Baba Şerif Tosyalı.

Genelde Hatay özelde İskenderun, tarih boyunca sadece devletlerin değil, uzak ve yakın diyarların zenginleri ve fakirleri için de cazibe merkezi olmuştur. 

Kilisli Merhum Şerif Tosyalı da ailesini geçindirecek ekmek diyarı olarak İskenderun’a yerleşmiştir. 

İskenderun halkı, kendilerine kucak açmış, iş hayatında ilerlemeleri için destek olmuştur. 

En nihayetinde Alevilerin de ciddi desteği ve oylarıyla Fatih Tosyalı’yı Belediye Başkanı yapmıştır. 

27 Kasım’da Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Ünlü Hatay’ın İskenderun ilçesine davet edilmiş. 

Daveti Ak Parti İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı yapmış.

Cübbeli Ahmet Hoca, 1999 yılında yaptığı 17 Ağustos Depremi konuşmasından ötürü, İstanbul 2 no’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesi uyarınca Halkı din, mezhep ve inanç farklılığı gözeterek birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa alenen tahrik etmek suçundan iki yıl yedi ay üç gün hapis cezasına çarptırıldı.

13 ay hapis yattı. 

12 Ekim 2011 tarihinde Karagümrük çetesi operasyonu kapsamında gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. 

Ünlü, tutuklulukta geçen süre ve tutuklamanın koruma tedbiri olması sebebiyle 7 Aralık 2012 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye olmuştur.

VAAZ İZNİ VAR MI?

Herhangi bir resmi görevi var mıdır bu “Hoca”nın?

Ne sıfatla Kaptan Paşa Camii’nde vaaz vermiştir? 

Gerekli izinler alınmış mıdır?

Diyanet İşleri Bakanlığı, kimin vaaz verebileceğini belirlemiş. 

Vaaz verme yetkisine sahip olanlar açıklanırken, kimlerin vaaz etmesine izin verileceği ise 114. maddede, 115. madde ise yetkisiz ve izinsiz vaaz edilemeyeceği hükmü düzenleniyor. 

Yetkisiz ve izinsiz vaaz edilemeyeceğini düzenleyen 115’de ise şunlar yer alıyor:

Vaaz etme yetkisi ve izni olmayanlar cami ve mescitlerde vaaz edemezler. Yetkisiz ve izinsiz vaaz edenler ile bu kimselerin vaaz etmesine müsaade eden görevliler hakkında kanuni işlem yapılır. Vaaz edenler ile bu kimselerin vaaz etmesine müsaade eden görevliler hakkında kanuni işlem yapılır.” 

Cübbeli Ahmet Hoca, izinsiz vaazda bulunmuş. 

Cami’yi izinsiz kullanmış. 

Belediye Başkanı ve ona izin veren Müftü, Cami İmamı suç işlemiş. Ayrıca kanunda belirlenen ‘vaaz verebilir sıfatına haiz’ hangi resmi görevlinin sıfatının taşıyor ki Kamu kuruluşu olan ibadethanede vaaz verebiliyor?

Erdoğan iktidarı, Alevileri daha çok rencide eden, küstüren, dışlayan politikaları rafa kaldırmalı, Alevilerin devlet ve hükümette temsilini yaygınlaştırmalıdır. 

Alevi din bilginlerine kapalı olan Camilerin vaaz makamı, Alevilerin gönlünde mahkum olmuş din tüccarlarının propaganda yeri olmamalıdır. 

Erdoğan, “Suriye’nin kuzeyinde ABD ve İsrail’in bölücü terör devleti işgal planlarına ve terör koridoruna çomak soktuk” demektedir. 

Bu koridorun kapısı olan İskenderun ve özellikle Alevi ahalisi kazanılmadan bu hedef hasıl olmuş olmaz.

.

Mehmet Yuva, Aydınlık

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Mustafa 2019-12-05 23:11:25

Çok güzel tespitler var yazınızda. Malesef Arap sevicilerin gölgesinde kızıl elma yeşertmeye çalışanların amacı belli zaten. Bu yüzden herhangi bir savcıdan işlem yapmasını beklemiyoruz ama sizin bu konu hakkında bir suç duyurusunda bulunup bulunmadığınızı da merak ettik. Sevgiler


sanalbasin.com üyesidir