Ben 70/71 yazlarında "DiscJockey"lik serüvenimin veda galalarını Marmaris Tatil Köyü’nde yaptım.

Bileceksiniz canım; 46 yıl sonra sn. Cumhurbaşkanımızın yaşamına kastettikleri yer; 15 Temmuz 2016’da.

Hoş o zaman o ahşap soft köyden eser kalmamış, yerine İğrenç ötesi eklektik bir otel yapıp sonuna yasal zorunluluk Turban’ı eklemişlerdi.

Benim gibilere artık “DJ” deniyor; 66 yaşında bir dedeye de hiç ihtimal verilmiyor.

O sıralar "İİTA Şişli Yüksek Okulu"nu sadece sınav ayında şereflendiriyor; Lise’den de arkadaşım Mehmet Orhon'un düzenli notlarıyla kör-topal-aksak ulvi sınıfları geçiyordum.

"71 yazı" olmalı sınav ayı geldi.

Küçük erkek kardeşim Tayfun’u aldım, beni hiç dinlemeyeceğini bilsem de:

-Bak Tayfuncuğum senin bir müzik zevkin var kabulleniyor saygı duyuyorum. Ancak burası ortayaşlılar dinlenme kampı. Sen onları dansettirmek eğlendirmek zorundasın... Aman ha, göreyim seni…

Dönüşüm muhteşem olmadı.

Daha dış kapıda dostum Acar karşıladı beni.

O ki Galata Kulesi’nde sunuculuk ve "DJ"lik yapıyor.

-Ulvi yetiş durum felaket!..

Ben, girişten Disco’ya kadar olan koşturmamda Tayfun’un sabah 7.45'de Led Zeppelin gurubunun Psycedelic wah wah pedallar cayırtılı müziğiyle, köyün tam ortasındaki kolonların gümbürtüsüyle konukları yataklarından fırlattığını, iki kez müşterilerin linç girişiminden personelin yardımıyla kurtulduğunu öğrendim bile.

O ne!.. 

Disco kabininde bir ergen öncesi kız, 45'liklerimi parmaklıyor.

Bu bizim meslekte harimi ismetine el uzatmaktır.

Böğürdüm:

- Tayfun nerede?

- Kızla sahile indiler...

"Çık dışarı!.." dedim işi ele aldım. Kardeşime bişey söylemedim.

Ancak biri basından giydirecekti.

YANKI" diye o zamanın önemli bir dergisinden bir yazar köye gelmiş ve övgüler dolu bir yazı yazmış. Yazmış da bir an geliyor:

“Sırf Müsteşarın yeğeni diye tatil köyünün güzelim discosu 17 yaşında bir çocuğun acımasız ellerine terkedilmiş! Allah’tan büyük ağabey sınavlarını bitirip tatil köyüne döndü de köy sakinleri rahat rahat müzik dinleyip dans etmek olanağına kavuştular”

Tayfun çıldırdı tabii...

Ancak bir iki hafta sonra ortanca amcam Aydın Alacakaptan’ın açıklaması yayınlandı aynı sütunda aynı puntolarla:

“O iki kardeşin, yeğenlerimin orada çalıştıklarından haberim yoktu Ben Turizm bakanlığı müsteşarı olmadan işe girmişler. Eğer benim haberim olsaydı onları bakanlığımızın en üst mertebelerine tayin ederdim. İkisi de buna layıktır.”

Ah benim yakışıklı büyükelçi amcam. Bir başkaydı, efsaneydi…

.

-"Hayatta Oynamam"  kitabımdan-

Ulvi Alacakaptan, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


sanalbasin.com üyesidir