Cenk Keçoğlu’nun down sendromlu doğması kendi elinde olmayan, kaderin ona ve ailesine verdiği, inşallah ebedi hayatta da sınırsız mükafatı olacak, dünyalık bir imtihandı. 

Kadere inanmak kadar çocuklarının hayatını kaliteli hale dönüştürmek için "Kromozom fazlalığını, nasıl avantaja dönüştürürüz" düşüncesiyle imkânlarını seferber etmişti aile. 

Göz nuru çocuklarının ismini neden Cenk koyduklarını şöyle açıklıyor anne Kübra Keçoğlu;

"25 Mart 2000’de doğan oğlumuz prematüre ve de düşük kilolu olduğu için ona Cenk adını verdik. 28 gün sonra down sendromlu olduğunu öğrendik. 

Birkaç aylık kabullenme sürecinden sonra doktordan bir yol haritası istedik fakat bir hüsran da o zaman yaşadık; -konuşamayabilir, yürüyemeyebilir, okuyamaz…- gibi bir dolu olumsuzluklar… 

Ben, anne Kübra Keçoğlu, diş hekimiyim. İşi bırakıp araştırmalara ve arkasından da terapilere erken başladık.

Bu çok önemli (erken teşhis) ki başarı da böyle geliyor… Yaşıtları gibi 1.5 yaşında yürümeye başladı tuvalet eğitimi ile beraber konuşma da pek gecikmedi. Fakat benim içim hiç rahat etmiyordu ve ardından ABD serüvenimiz başladı. 

Tahliller, tanıterapi çeşitleri ile orda bilinçlendik. Bununla beraber küçük yaşta havuza başladık. Çünkü su terapisinin kasların gelişmesindeki önemi çok fazla. 

Bu nedenle yüzmesi gerekiyordu, fakat havuz yok. Olanlara da bizi almıyorlardı. 

Bu yüzden ABD dönüşü babamız Cemil Keçoğlu, evimizin bahçesinde bir havuz yaptırdı, terapiler böylece başladı.

Bu şekilde çalışmalar devam ederken iki yıl sonra bir erkek kardeşi oldu. Beraber büyümeleri, birbirlerine destek oldu. Anaokulları beraber, RAM raporundan sonra kaynaştırma olarak ilkokul ve lise eğitimleri, Cenk’in gelişimine büyük katkı sağladı…"

Hareket ve egzersiz, diğer bir ifadeyle sporCenk Keçoğlu'nun bedensel ve ruhsal açıdan gelişimi için önemliydi. 

Yıllar geçtikçe, havuzda alttığı her bir kulaç onun elde ettiği başarı ve mutluluk, gurur ve onur kaynağına yeni bir halka oluşturmaya başlamış. 

Cenk’in cengaverlik sürecini ise baba Cemil Keçoğlu şöyle anlatıyor; 

“Evimizin bahçesindeki havuz vesilesi ile tanıştığımız Duran Aslan’la olan serüven de başlamış oldu. Bu beraberlik İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Spor Kulübü’nde devam ederken, lise eğitimi ile başlayıp devam eden yaşam koçu Emre Erdoğan’ın da katkıları ile 4 stil yüzme başarıları geldi. 

4 yıllık lise döneminde Türkiye birincilikleri, TOSFED Türkiye üçüncülükleri ile birçok İstanbul birincilikleri vardır. 

Bu arada çalışmalar birkaç kulüpte devam etse de nihayet en son Üsküdar Su Sporları Kulübü lisansı ile çalışmalarına devam etmektedir. 

100’ün üzerinde madalya ve kupalar, 3 yıllık bir mazi ile Türkiye’de ilk açık deniz yarışlarına katılıp 1.500 m ve 2.000 m yarışlarda başarılar gösterip çeşitli kupa, berat ve madalyalar kazandı …"

Spor ile eğitimi bir arada götüren Cenk KeçoğluYükseköğretim Genel Kurulu’nun (YÖK) "…100 puan şartıyla üniversitelere özel yetenek sınavı ile girebilecek engelli öğrencilere zihinsel engellilerin de dahil edilmesine..." yönelik kararına istinaden, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Haliç Üniversitesi BESYO Rekreasyon Bölümü sınavlarına girerek kazanma başarısı gösterdi. 

Şimdi o üniversiteli. 

Bir umudun binbir umuda dönüşmesi bu. 

Örnek hayatları topluma kazandıranları bir kez daha tebrik ederiz…

.

Ahmet Gülümseyen, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


sanalbasin.com üyesidir