- haberler son dakika
Anlam ve kavram ile estetik değerler ortak önceliğe sahiptir

ORHAN ÇELİK SORUYOR, PROF. TOMUR ATAGÖK YANITLIYOR…

dikGAZETE’deki söyleşi konuğum; çok yönlü bir sanatçı olan Tomur Atagök.

Sanatçımız aldığı eğitimlerle ve eserlerinde işlediği konular ile ülkemizin plastik sanatlarında önemli bir figür. Çünkü çağdaş sanat denilince akla gelen ilk isimlerden biri. Sanatçı, sanatsal pratiğinin dışında sanat üzerine yazmış olduğu yazılar ve araştırmalar ile de tanınıyor.

Atagök, ‘pentür’ dışında farklı medyumlar da kullanıyor. Mesela doğadan topladığı dallar ile üç boyutlu işler yaparken, metal üzerine yaptığı resimlerle de dördüncü boyutu yakalayıp izleyiciyi de eserlerinin içerisine davet ediyor.  Yani eser ve izleyici arasındaki mesafeyi metal (hatta mental) çalışmalarında bir bütün haline getiriyor. Yani seyirciyi de (organik) malzeme olarak kullanabiliyor.

Aynı zamanda erken dönem soyut işlerindeki renklerin birbirleriyle olan temasını, ilerleyen yıllarda figüratif eserlerinde de kullanacağının bilgisini o dönemden belli etmiş.

Ben de kendisine birkaç soru yöneltmek istedim.

- Karantina döneminde neler yaptınız?

Karantina döneminde maalesef çoğunluk evde yaşadığımdan yaşamımızı ve sanatımızı etkileyen ve yönlendirebilen çok ilişkim olmadı. Evde yaptığım sanatın tam anlamıyla beni mutlu ettiğini de söyleyemem.

- Çok ressam var son üç yıla göre. Sizce bu iyi bir şey mi sanat için, yoksa sanatın değer kazanması sanata ilgiyi mi arttırdı? Mesela bu değer para ile oldu bence. Yüksek fiyata satılan eserler, vesaire…

-  Evet, çok ressam olduğu söylenebilir. Sanatın değer kazanması, eserlerin görülmesi ve değerlendirilmesi ile mümkün. Maalesef sınırlı ilişkiler ve etkilenmeler ile sanatçıların çok yaratıcı olduklarına katkıda bulunup bulunmadığı tartışmaya açık.

Sanatçı ve izleyici arasındaki ilişkilerin karantina döneminde çok sınırlı olması nedeniyle sanat ortamına pek katkıda bulunmadığını düşünüyorum. 

- En beğendiğiniz yaşayan sanatçıları sormak istiyorum size, ancak biliyorum ki siz de benim gibi isim vermeyeceksiniz. Peki, şöyle yapsak, soyadlarının baş harflerini alsam beğendiğiniz sanatçıların? Sır olarak kalsın. Herkesin kafasında ‘acaba kim’ tahminleri oluşsun istiyorum.

- Birkaç kadın sanatçı olduğunu söyleyeyim. Bir tanesinin soyadı Z, diğerinin B

‘’AİLELER HER ŞEYDEN ÖNCE KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ KONUSUNDA ODAKLANMALI’’

 - Feminist bir sanatçısınız. Kadın temasını resimlerinize işliyorsunuz. Mesela tanrıçalar…Doğa…  Şuan feminizm ne durumda sizce? Herkes ‘ben feministim’ diyor, hatta ‘I am feminist’ yazan tişörtler giyiyor.

Kadın temasını işlemem, feminist olduğum anlamına gelmez, ama günümüzde çok kullanılan bir terim olduğundan kabul ediyorum. Kadına gösterilen şiddet daha ziyade insancıl bir davranışa uygun olmadığı için toplumsal bir anlayışı ifade etmektedir. 

Redhouse lugatı “female anlamını dişi, dişil”; “feminine’’ anlamını ‘’kadınsı, kadınsıl” gibi tanımlarken “feminism’i ise feminizm, erkekte dişil özellikler bulunması olarak tanımlıyor. 

Birçok makale, Feminist terimini kadınları koruyan, onlara haklar tanıyan bir davranış biçimi olarak düşünüyor. Bu genelleme ile her birimiz kadınların toplumsal olarak haklarının korunması konusunda düşünerek, neredeyse politik bir tavırla davranıyor, yazıyor, konuşuyoruz. Aslında aileler her şeyden önce kadın erkek eşitliği konusunda odaklanmalı.

- Erkekler feminist olabilir mi?

Olabilirler, ama eşitlik konusunda görüşlerini toplumsal bir ortamda konuşan, yazan ve davranan erkekler ahlaklı bir insan olmayı değil, davranışlarıyla özellikle dikkati çeken kimlik olmayı tercih ediyor… 

- Eserlerinize yazılar ekliyorsunuz. Bu yazıları nasıl belirliyorsunuz?

Yazarların eserlerinde beni etkileyen görüşleri not ediyorum.  Beni ilk etkileyen Uğur Mumcu’nun öldükten sonra yayınlanan sözleri oldu. Unutmayalım izleyici sanat yapıtını izlerken kendisinin görüşlerini de keşfeder.

Uğur Mumcu konuşmanın, insanın kendisini sözlü olarak ifade etmenin insanlar arasındaki ilişkilerin daha insani/hümanist olduğunu söyler. Onun sözlerini birkaç eserimde dile getirmişimdir. Ancak Amerika’da kadınların tavırlarının etkisiyle 1960’ların sonunda birçok sanatçı orada yazıyı kullanmaya başlamıştı. ABD’ye 1997’de gittiğimde bunu görmüştüm.

Miriam Schapiro ile konuşmuş, onun özellikle tanrıçaların yanı sıra kendi kültürümüzden diğer özellikleri de dikkate almamı önermişti. Etkisi oldu demem gerekir. 

‘’ANLAM VE KAVRAM İLE ESTETİK DEĞERLER ORTAK ÖNCELİĞE SAHİPTİR’’

-Bir esere bakınca önce anlam ve kavram mı gelir, yoksa estetik değerler mi?

Kişiden kişiye değişen bir yanıt olabilir. Ama unutmayalım ki estetik değerler yöntemlerdir. Anlam ve kavram önceliklidir, ancak estetik yöntemle de dikkati çekebileceğimizden her ikisi de ortak önceliğe sahiptir.

- Amerika’da çok iyi okullarda eğitim aldınız. Amerikan politikasını ve gidişatını şuan nasıl gözlemliyorsunuz?

‘’TÜRKİYE’DE SANAT ÜZERİNE YAZILAN YAZILAR YETERLİ DEĞİL’’

Amerika’da politika başını almış gidiyor. Okulların ve özellikle üniversitelerdeki yönetimin bilgi, bilim, kültürü siyasetten uzak tuttuğunu düşünüyorum.  

- Ülkemizde şuan plastik sanatlar üzerine yazılan eleştiriler ve yazılar yeterli mi?

Hayır, yeterli değil. Dergiler sayıca azaldı, gazeteler de günlük yaşam hakkındaki yazıları sanat ve kültür ile ilgili makalelere tercih ediyorlar.

- Sizin müzecilik geçmişiniz var. Ve İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, 9 yıl sonra yeniden kapılarını sanatseverlere açıyor. Duygularınız neler? Nasıl bir müze bekliyorsunuz?

- Müzenin yeniden açılmasını heyecanla bekliyorum. Çok başarılı olmasını dilerim.

- En son ürettiğiniz eseriniz hakkında bize bilgi verebilir misiniz?

Son ürettiğim işim kağıt üzerinde ve doğa ile ilişkimi tekrar tekrar vurguluyor!

Doğa hakkında bilgiler hepimizi ürkütüyor. Daha sağlıklı bir ortam için neleri kullanmamızı özellikle topluma bildiren haberler bizleri daha dikkatli olmaya zorluyor. 

- Yeni projeleriniz var mı?

- Doğanın korunması konusunu eserlerimde vurgulamak istiyorum…

.

Orhan Çelik’in söyleşisi, dikGAZETE.com

*

TOMUR ATAGÖK KİMDİR?

İstanbul doğumlu sanatçı Robert Kolej'den mezun olduktan sonra ABD'de BFA ve MA (University of California, Berkeley) dereceleri alarak Türkiye'ye döndü.

MSÜ Resim ve Heykel Müzesi Müdür Yardımcılığı görevinden sonra Yıldız Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak üniversitenin Kültür, Basın ve Dış İlişkiler Başkanlığı'nı yaptı, Müzecilik Yüksek Lisans Programını kurdu ve yürüttü. 

Sanat ve müzecilik ile ilgili çok sayıda araştırma ve projenin yanı sıra bu alanlarda yazılar yazdı. 2004-06 tarihleri arasında YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi'nin dekanlığını yaptı. 

Kişisel sergiler gerçekleştirdi, ulusal ve uluslararası sergilere katıldı ve ödüller aldı. Tomur ATAGÖK, 2006 yılındaki emekliliğinden bu yana Demirciköy, Sarıyer, İstanbul'da yaşayıp çalışmaktadır.

TOMUR ATAGÖK’ÜN SANAT GÖRÜŞÜ…

Önceleri sanattaki mekanı biçimler arasında bir ilişkiler sorunu olarak ele alırken sanatçı- sanat yapıtı-sanat izleyicisi arasında değişen ve yaşayan üçlü bir ilişki olarak algılamaya yöneldim. Sanatçının yarattığı yapıt, diğerleri tarafından algılanırken her seferinde var olur.

Sanatçının başlattığı bu eylem, her izleyici ile farklı bir sanatsal sonuca ulaşır. Sanat yapıtı, sanatçının kendi gerçeğini yansıtmasının ötesinde, izleyicinin duygu ve düşüncesini de içerecektir.Metalik yüzeydeki resimsel gerçek ve mekan, sanatçının yaşayan çevreden algıladığı imgeler, yapıtın dışındaki dünyaya çağrışımlar yapan simge ve betimlemeler, gereç ve uygulamanın kendi farklı gerçekleri, izleyicinin kendi görüntüsü ve yorumu; tinsel olduğu kadar nesnel, farklı gerçekleri oluşturur.

Diğer taraftan resimsel gerçek ve espas, çevre ve izleyicinin yüzeye akseden görüntülerinin katılımı ile fiziki değişikliğe uğrarken fiziksel mekan ve hareketle bir araya gelerek resmin ötesinde, yaşamla sanatın bütünlüğünü sağlar.

*

Orhan Çelik kimdir?

Orhan Çelik, 1992 yılında İstanbul’da dünyaya geldi.

13 yaşında resim eğitimi almaya, 14 yaşından itibaren sergilere katılmaya; 16 yaşından itibaren yazıları, röportajları gazete ve dergilerde yayımlanmaya başladı.

Beykent Üniversitesi- Radyo ve Televizyon bölümünden mezun olup stajını TRT İstanbul’da tamamladı.

Eğitim için New York’a gitti.

İlk öykü kitabı Organik Eylem resimleriyle beraber 2019 yılında yayımlandı. Yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği Portre isimli sanat programı her Salı akşamı saat 20:00’de Beykent TV’de yayımlanıyor.

Orhan Çelik’in resimlerinde en önemli tema: Figür, renk ve estetik bulduğu bir nesne olan şapkadır. Sanatçı resimlerinde farklı elemanları kullanarak espas oluşturmaya çalışırken, robotik yaşama da kendine has figürleriyle gönderme yaparak günümüz çağdaşları arasında yer alıyor.

Yayımlanmış TV programları:

Çağdaş Türk Ressamları (yapımcı, sunucu) Beykent TV, 2017-2018

Sanat İstanbul (yapımcı, sunucu)  KRT TV, 2018

orhancelik92@gmail.com

.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİN!.. Dikkat! Her türlü yorum, editör onayı gerekmeden anında yayınlanır. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlâka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir. Talep edildiğinde "IP no" ilgili mercilerle paylaşılır. Kısa yorumlarınızı, sayfa yenilenme süresi dolmadan “yorum gönder” butonuna tıklayıp kaydetmelisiniz; uzun yorumların, farklı sayfada yazılıp, kopyala-yapıştır şeklinde eklenmesi sayfa yenilenmesi halinde oluşan kayıpları önleyecektir.
Avatar
hale ertük 2021-09-05 20:24:50

İkiside kıymetli bi sanatçı ülkemiz için gurur duydun


sanalbasin.com üyesidir