TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis’te rektörlerle iftarda bir araya geldi

TBMM Başkanı Kurtulmuş, "İran'a saldırı oluyor, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplanıyor. Toplandı mı toplanmadı mı kimsenin umurunda bile değil çünkü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin New York'taki bir kafeden farkı kalmamıştır." dedi.

Gündem - 2 saat önce

TBMM
TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu'nda düzenlenen rektörlerle iftar programında yaptığı konuşmada, milli iradenin merkezi, Türkiye demokrasisinin kalbi Türkiye Büyük Millet Meclisinde rektörlerle iftar programında buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Üniversitelerin özellikle son yıllardaki gelişimini yakından takip ettiklerini ifade eden Kurtulmuş, Türkiye'nin geleceği açısından gelecek dönemde çok daha güçlü atılımların yapılabilmesinin hayati önemde olduğunu vurguladı.
Yüksek öğrenimdeki uluslararasılaşma konusunun önemine dikkati çeken Kurtulmuş, yükseköğrenim sisteminin, dünyanın birçok üniversitesinde öğretim üyeliği yapabilecek, oradaki araştırmalara, faaliyetlere katılabilecek yetkinlikte öğrenci yetiştirmesi gerektiğini söyledi.
????
Kurtulmuş, Türkiye'deki üniversitelerle yurt dışındaki güçlü üniversiteler arasında iş birliklerinin artırılmasının önemini vurguladı.
Yükseköğrenim kurumlarının standartlarının yükseltilmesinin de bir başka önemli ödev olduğunu belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Sayı olarak fevkalade yeterli bir noktadayız ama önümüzdeki dönemde eğitim alanında ciddi değişimleri yaşayacağımızı sizler de en az benim kadar biliyorsunuz. Bunun en başında gelenlerden birisi ise yükseköğrenim kurumlarının öğrenci sayılarında muhtemel düşüşlerdir. Türkiye'deki nüfus artış hızının azalması ve arkasından bir müddet sonra, belki 10-15 yıl sonra, nüfusun azalmaya başlanmasıyla birlikte çok doğal olarak da üniversitelerimizin öğrenci sayılarında azalma olacaktır. Zaten şimdiden de bunun işaretlerini görüyoruz. Dolayısıyla biz burada hem çok sayıda öğrencinin okutulması, ondan da öte dünya üzerinde rekabet edebilecek nitelikli öğrencinin yetiştirilebilmesi için üniversitelerimizin standartlarını çok güçlü bir şekilde ileriye doğru taşımak mecburiyetindeyiz."
Orta Asya'dan Balkanlar'a, Türk dünyasından Afrika'ya kadar çok geniş coğrafyada şimdiye kadar sürdürülen eğitim faaliyetlerinin daha nitelikli, daha güçlü, daha kurumsal bir anlayış içerisinde sürdürmek mecburiyetinde olduklarını ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Biliyoruz ki önümüzdeki dönemde dünyada çok büyük değişiklikler yaşanacak. Sadece siyasi olarak söylemiyorum. Eğitim alanında da kültür alanında da teknoloji alanında da çok büyük değişimler yaşanacak. Bu değişimlerin içerisinde ayakta kalabilen ve dünyada öncü olabilen ülkeler ise bilimi, kültürü üretebilen ve bu alanda öncülük yapan ülkeler olacak. Türkiye olarak bizim, bilimde taklitçilik, kültürde taklitçilik dönemini zaten geride bıraktık ama artık bilimde, kültürde, teknolojide taklit edilen bir ülke durumuna çıkmak mecburiyetimiz vardır."
Kurtulmuş, eğitim kurumlarının, özellikle üniversitelerin istihdam eksenli bir anlayışla yapılanmasının da zorunlu olduğuna işaret etti.
Üniversitelerin toplumla olan ilişkilerini de çok daha güçlü hale getirmesi gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, "Şehrin halkıyla birlikte olmayan, şehrin farklı kesimleriyle birlikte düşünmeyen, kalbi ve zihni atmayan bir üniversite ne kadar bilim üretirse üretsin ülkenin kalkınmasında etkili olamaz" diye konuştu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, eğitim süreleriyle eğitim kalitesi arasındaki ilişkiyi de düşünmenin vaktinin geldiğini belirterek, "Bölgesel ve küresel bir güç olmak iddiasında olan Türkiye'nin, gücü sadece milli savunma sanayiyle, sadece ekonomisiyle, sadece toplumsal yapısıyla, sadece milli gelirindeki yükselmeyle değil, hiç şüphesiz gücü, bilgiyi ne kadar üretebildiği ve bilginin üretilmesine ne kadar öncülük edebildiğiyle de ölçülecektir. Dolayısıyla bu bakış açısı içerisinde bu eğitim ekosistemimizin eksikliklerini süratle gidermek ve hızlı bir şekilde yol almak mecburiyetindeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

"BM Güvenlik Konseyi'nin New York'taki bir kafeden farkı kalmamıştır"

Dünyanın yeni bir döneme doğru girdiğini ve birkaç sene önce tahmin edilen konuların çok daha hızlı geliştiğini, dünya sistemi adına da ne dile getirilirse hepsinin altüst olduğunu ifade eden Kurtulmuş, gelinen yeni aşamada uluslararası ilişkilerde kullanılan neredeyse bütün terminolojinin yok olduğunu belirtti.
Kurtulmuş, "İran'a saldırı oluyor, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplanıyor. Toplandı mı toplanmadı mı kimsenin umurunda bile değil çünkü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin New York'taki bir kafeden farkı kalmamıştır. Kurallar yerle bir oluyor, terminoloji, hepsi berhava oluyor. Kural bazlı uluslararası sistem diye yıllardır konuşulan sistem, kuralın değil gücü olanın istediği şekilde yönlendirdiği bir arena haline dönüyor." diye konuştu.
Dünyanın içinden geçtiği süreci "orman kanunlarının geçerli olduğu bir dönem" olarak tanımlayan Kurtulmuş, "Böyle bir kötü döneme, dünya belki asırlar boyunca gelmemişti. Dolayısıyla bu sürecin, yakın dönemde daha iyiye doğru gitmesiyle ilgili emareler ortada yoktur." dedi.
Kurtulmuş, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyada çok dikkatli olması, ayaklarını yere sağlam basması ve 86 milyonun kenetlenmesi gerektiğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:
"Bu düzensiz, kuralsız dünya, düşenin ayağa kalkamayacağı bir dünya haline gelmektedir. Onun için eskiler der ya, "Bir kere düşmeye gör.' Biz Türk milleti olarak düşmeyeceğiz, ayakta kalacağız, hep beraber Allah'ın izniyle dünyanın en büyük milletlerinden birisi olacağız. Bu sistemsizlik durumu, yeni bir safhaya doğru da gidiyor. Sadece terminoloji değişmiyor, algıya dayalı yalanlar üzerinden ve çifte standartlar üzerinden yeni bir dünya yapılanmasına gidiliyor. Eskiden vekil örgütlerden bahsederdik, şimdi vekil devletler üzerinden dünyada siyaset yapılandırılmaya çalışılıyor.
İsim vermeyeceğim ama kendisini çok büyük zannettiğimiz bir ülkenin, Orta Doğu'daki küçük bir ülkenin vekili haline geldiği de maalesef kimsenin gözünden kaçmıyor. Böyle bir dünya olmaz. Bu kadar kuralsızlık, gücü elinde bulunduranın insanları ezip geçtiği bir dünya kabul edilemez. Dünyanın her yerinde de bu gidişata karşı vicdan ve insaf sahiplerinin sesi, Allah'a şükür yükselmeye başlıyor."

"Gazze'de olduğu gibi İran'da da 165 masum çocuk bu beylerin savaş senaryolarının kurbanı haline getiriliyor"

Uluslararası literatürde kullanılan "önleyici savaş" kavramını kendi ellerinde oyuncak haline getirerek, "Biz saldırmasaydık İran bize nükleer saldırıda bulunacaktı" gibi bir algı, yeni bir yalan üzerinden dünyayı şekillendirmeye çalıştıklarını vurgulayan Kurtulmuş, bunun kabul edilemeyeceğini belirtti.
Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütün bunlar yapılırken aynen Gazze'de olduğu gibi maalesef İran'da da 165 masum çocuk bu beylerin savaş senaryolarının kurbanı haline getiriliyor. Kimsenin kılı kıpırdamıyor. Kimse bu konuyla ilgili neredeyse bir şey söyleyemiyor çünkü gücü elinde bulunduranlar, bu gücü istedikleri gibi kullanmayı kendilerinde hak görenler, bütün bölge ülkelerine diyorlar ki, 'Eğer bizim dediğimiz istikamette yürümezseniz sıra size gelir.' Biz millet olarak böylesine yanlış bir senaryoyu asla kabul etmeyiz. Onun için her türlü zorluğa, güçlüğe karşı uyanık olmak ve yeryüzünde hakkı, adaleti, son kişi biz kalsak bile söylemeye mecbur olduğumuzu bilmek zorundayız."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, dünyaca bilinen bir araştırma şirketinin son olaylardan sonra ABD'de bir araştırma yaptığını, bu araştırmada, ABD halkının yarısından fazlasının, İsrail lobisinin yönlendirdiği istikamete değil Filistinlilerin gösterdiği istikamete gittiğinin ortaya konulduğunu aktardı.
ABD halkının yarısından fazlasının Filistinlileri haklı gördüğünü, Yahudileri, siyonistleri haksız bulduğunu ve Filistin'in hakkının savunulması gerektiğini düşündüğünü dile getiren Kurtulmuş, ayrıca Avrupa'da birçok stadyumda insanların "Filistin halkının yanındayız" diyerek bağırdığını ifade etti.
Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada, on yıllardır emperyalizmin "böl, parçala, yönet" siyasetinin devam ettiğini dile getiren Kurtulmuş, şimdi çok yeni ve tehlikeli bir aşamaya geçildiğini, bütün siyasetlerini "arz-ı mevud" üzerine kuran İsrail'deki siyonist rejimin öncülerinin, "Artık son aşamaya geldik. Hazır Orta Doğu'yu bölünmüş parçalanmış bulmuşken, hazır dünyanın en büyük ordularına sahip olan devleti bu bölgeye yığmışken son vuruşu yapalım ve arz-ı mevudu gerçekleştirelim" düşüncesinde olduğunu kaydetti.
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, "Orta Doğu toprakları arz-ı mevud, Yahudi halkına vadedilmiş kutsal topraklardır. Tanrının onlara vadettiği topraklardır" dediğini aktaran Kurtulmuş, "Bu sözleri söyleyenler akıllarını başlarına alsınlar. Bu toprakların her bir parçası, Müslüman ahalinin, bu bölgenin halklarının kanlarıyla, canlarıyla bedelini ödedikleri kendi vatanlarıdır, kendi topraklarıdır ve hiç kimsenin babasının malı değildir." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin bölgenin en güçlü ülkesi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye'ye karşı da hesapların olduğunu herkesin bildiğini anlattı.
Kurtulmuş, Türkiye'nin bu krizin başından itibaren ve diğer bölgesel krizlerin hepsinde de diplomasinin hiçbir şekilde kapatılmamasını, işlerin mutlaka müzakereyle çözülmesini bütün taraflara telkin ettiğini kaydetti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Hatta bu son savaş başlamadan evvel de bütün ilgili taraflarla bu görüşmeler yapılmış, ne yazık ki masada müzakereler devam ederken Netanyahu hükümetinin zorlamasıyla Amerika da savaşın içerisine sokulmuştur. Biz ne olursa olsun bu bölgede savaş istemiyoruz. Bu bölgede istikrasızlık istemiyoruz. Bu bölgenin daha fazla bölünmesini, parçalanmasını istemiyoruz. Bu bölgenin halkları arasına düşmanlık sokulmasını istemiyoruz. Onun için önce Türkiye olarak diyoruz ki, 'Biz eğer bu coğrafyada sağlam bir şekilde ayaklarımızı yere basarsak Türkiye sadece kendisinin teminatı değil, bütün bölge halklarının da teminatı olur.'"

"Lütfen bu sürece omuz verin"

"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, terör meselesinden Türkiye'nin kurtarılması için kararlı bir süreci başlattıklarını belirtti.
TBMM'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nu kurduklarını ve 21 toplantı sonrasında bütün partilerin uzlaştığı bir metni kabul ederek, bundan sonrası için neler yapılacağını ortaya koyduklarını anlatan Kurtulmuş, bundan sonraki süreçlerde adımların sağlam bir şekilde atılacağını kaydetti.
"Komisyon raporunda da ifade ettiğimiz ve 'kritik eşik' olarak tanımladığımız gibi örgütün silahları bırakması ve tamamıyla kendisini feshetmesinin, devletin güvenlik birimleriyle tespit ve tesciliyle beraber, teklif edilen yasaların çıkarılması için yüce Meclisimiz çalışmalarını sürdürecektir." diyen Kurtulmuş, amaçlarının "bir daha hiç kimsenin eline silah almayı düşünmediği, bir daha hiç kimsenin kardeş kavgasını körüklemeyi aklının ucundan geçiremediği, barışın, kardeşliğin ve devam eden dostluğun kurulduğu" bir Türkiye'yi tesis etmek olduğunu vurguladı.
Komisyonun toplantıları sırasında yapılan dinlemelere de işaret eden Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
"Komisyonda konuşan annelerin 'Biz artık evlatlarımızı değil silahları gömmek istiyoruz. Silahlarımızı gömmemiz lazım.' Biz inşallah bu memlekette silahları gömeceğiz ve ilanihaye bu topraklarda kardeşlik sözünden, birlik ve beraberlik sözünden başka hiçbir söz hakim olmayacaktır. İç kalemizi tahkim etmek mecburiyetimiz ortadadır. Bütün farklılıklarımızı, zenginlik vesilesi olarak kabul edeceğiz. Asırlardır olduğu gibi bu topraklarda farklı etnik yapılarda yaşayan insanların hiçbirisinin zaten birbiriyle kavgası yok. Bu topraklarda yaşayan hiçbir mezhep ve meşrep sahibinin birbiriyle herhangi bir husumeti, düşmanlığı yok. Bunu araya koymak isteyenlerin elinden bu fırsatı alacağız ve oynamak istedikleri oyunları bir daha oynayamayacak şekilde ters yüz edeceğiz. Allah'ın izniyle bunun için de Türkiye'de halkımızın büyük bir destek verdiğini görüyoruz.
Türkiye'nin iç kalesinin tahkim edilmesi, terörsüz bir Türkiye'nin sağlanması, aslında çok açıktır ki terörsüz bir bölgenin de sağlanmasıdır. Bunun için bu bölgedeki bütün unsurların Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Müslümanların, gayrimüslimlerin, ne kadar farklı etnik mezhebi yapı varsa, bütün bu unsuların hep beraber aynı coğrafyanın insanları, aynı ülkenin, aynı bölgenin vatandaşları ve aynı kaderin kaderdaşları olarak bir arada yürümeleri bölgemizin de huzurunu sağlayacaktır."
"Terörsüz Türkiye" mücadelesinde üniversitelerden de destek beklediklerini vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Üniversitelerin bu konuyla ilgili yapacakları araştırmaları, kendi üniversiteleriniz bünyesinde ortaya çıkacak olan farkındalığı artırmanızı sizlerden istirham ediyoruz. Böylece bu mesele sadece siyasetin, TBMM'nin, Türkiye'nin güvenlik birimlerinin meselesi değil, üniversiteler dahil olmak üzere fikri olan herkesin en temel vazifelerinden birisidir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da görev yapan hocalarımıza hatırlatmak isterim. Bölgenizde epey bir süredir çok şükür bir tane kurşun atılmıyor. Bölgedeki huzur ve sükunun, bölgenizin kalıcı olarak gelişmesi için, üniversite eğitiminizin kalitesinin yükselmesi için ne büyük katkılar sağladığını sizler bizden daha iyi biliyorsunuz. Onun için diyoruz ki, lütfen bu sürece omuz verin. Bölge halkıyla, şehir halkıyla 'Terörsüz Türkiye' meselesinin ideallerini buluşturun ve inşallah hep beraber bu süreci de geride bırakarak, ilanihaye, ezeli olan kardeşliğimizi ebedi hale getirmek için gayretle mücadelemizi sürdürelim."

"Önceliğimiz sahip olduğumuz güçlü altyapıyı nitelik bakımından çok daha ilerilere taşımak"

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, ramazan ayının bereketli olmasını diledi.
Üniversitelerin Türkiye'de bilimsel üretiminin, teknolojik gelişmenin ve toplumsal ilerlemenin en önemli odaklarından olduğunu dile getiren Özvar, ekonomik kalkınmanın, kültürel zenginliğin ve sosyal gelişmenin en önemli unsurları arasında üniversitelerin yer aldığını söyledi.
Bu nedenle üniversitelerin güçlenmesinin ve başarılarının artmasının "Türkiye'nin güçlenmesi ve ilerlemesi" anlamına geldiğini vurgulayan Özvar, şimdiye kadar bu bilinçle hareket ettiklerini dile getirdi.
Üniversitelerin bilimsel, teknolojik, ekonomik ve toplumsal alanlarda Türkiye'ye sağlayacağı katkıyı en üst seviyeye taşımak için güçlü bir sorumluluk anlayışıyla çalışmaları sürdürdüklerini anlatan Özvar, şunları kaydetti:
"Son 23 yılda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Türk yükseköğretim sistemi, muazzam bir büyüme ve gelişme kaydetmiştir. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında faaliyet gösteren 208 üniversitemiz bulunmaktadır. Yaklaşık 187 bin akademisyenimiz ve 6 milyonu aşan öğrencimizle, küresel ölçekte geniş ve güçlü bir yükseköğretim ekosistemine sahibiz.
Geldiğimiz aşamada hedefimiz yalnızca sayısal büyümeyi sürdürmek değil bundan sonraki süreçte en önemli önceliğimiz sahip olduğumuz güçlü altyapıyı nitelik bakımından çok daha ilerilere taşımaktır. Eğitim ve öğretimde kalite standartlarının yükseltilmesi, araştırma ve yenilik, üretme kapasitesinin geliştirilmesi, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve mezunlarımızın çağın ihtiyaç duyduğu bilgi ve becerilerle donatılması bu doğrultudaki temel hedefimiz arasındadır."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından YÖK Başkanı Özvar ve rektörlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Kaynak: AA
dikGAZETE.com
Haftanın Öne Çıkanları

OpenAI, Pentagon ile varılan anlaşmada bazı değişiklikler yapacak

2026-03-03 23:33 - Teknoloji

Devrim Muhafızları Ordusu: ABD'nin bölgede konuşlandırdığı ikinci THAAD hava savunma sistemini vurduk

2026-03-03 18:36 - Dünya

İran basını: ABD-İsrail saldırısında Tahran'daki Gandi Hastanesi hedef alındı

2026-03-02 00:01 - Analiz/Röportaj/Dizi/Rapor

Hurda klasik otomobilleri yenileyen usta yılda 3 sipariş kabul ediyor

2026-03-03 14:18 - Çevre-Hayat

Anthropic, Pentagon'un talebini reddetti, yapay zekası Claude zirveye yerleşti

2026-03-02 14:27 - Teknoloji

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD-İsrail saldırısında öldü

2026-03-01 08:53 - Analiz/Röportaj/Dizi/Rapor

Sakarya’nın incisi Karasu’da Aykut Kuşkaya rüzgarı esti -Hülya Ayhan'ın videolu haberi-

2026-03-01 07:38 - Özel Haber

Sapanca Gölü çevresindeki etnobotanik hafıza 112 bitkiyle kayıt altına alındı

2026-03-03 15:22 - Çevre-Hayat

Rusya’dan Azerbaycan’a “İran” teşekkürü

2026-03-01 17:12 - Özel Haber

Tarihi camide yıllardır 'Ümmet İftarı' aynı sofrada buluşturuyor

2026-03-03 12:58 - İslam-Hayat - Ramazan 1447

İlgili Haberler

DMM "Antalya'da Türk F-16 savaş uçaklarının yoğun uçuş yaptığı" iddiasını yalanladı

22:52 - Gündem

İstanbul'da STK'lerden "15 Ramazan Dünya Yetimler Günü" programı

22:48 - Gündem

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC'de Mehmetçikle iftar yaptı

21:07 - Gündem

15 Temmuz şehidi Ömer Halisdemir'in kızı babası gibi "bordo bereli" oldu

20:57 - Gündem

MİT'in desteğiyle Suriye'de sabotaj eylemleri düzenlemeye hazırlanan DEAŞ hücresi çökertil

19:52 - Gündem

Günün Manşetleri

Irak'ta "önemli bir kurumu hedef almak isteyen" İHA düşürüldü

01:23 - Dünya

Basra’da ABD'ye ait askeri uçağın düştüğü iddia edildi

00:53 - Dünya

Irak Cumhurbaşkanı'nın eşinden "Kürtleri rahat bırakın" çıkışı

00:22 - Dünya

Nasdaq Texas borsası faaliyete geçiyor

00:02 - Dünya

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Bu bölgenin halkları arasına düşmanlık sokulmasını istemiyoruz

23:47 - Siyaset