Şehit gazeteci Mustafa Canbaz’ın oğlundan ‘Külliye'deki Tören’e sitem!..

Çengelköy’de üniformalı çapulcu takımının açtığı ateş sonucu göğsünden vurularak şehit olan Yeni Şafak çalışanı Mustafa Canbaz’ın oğlu Alpaslan, “Külliye İzlenimleri”ni Sosyal Medya hesabı üzerinden paylaştı.

Özel Haber - 10 yıl önce

15 Temmuz FETÖ darbe kalkışması sırasında Çengelköy’de üniformalı çapulcu takımının açtığı ateş sonucu göğsünden vurularak şehit olan Yeni Şafak çalışanı Mustafa Canbaz’ın oğlu Alpaslan, “Külliye İzlenimleri”ni "Facebook" Sosyal Medya hesabı üzerinden paylaştı.

Beklenmeyen bir yıkım ile gelen o dehşet gecenin sonucunda, baba acısı ile sarsılan Alpaslan Canbaz, samimi ifadelerle duygularını dile getirirken, yapılan pervasızlık karşısında annesi Semra hanım ile birlikte ne duygularla Ankara’ya doğru yola çıkıp neler yaşadıklarını özetledi.

Sözü fazla uzatmadan, hissiyatın cümlelere döküldüğü o satırlara bakalım; işte o açık mektup
:
KÜLLİYE İZLENİMLERİM
Cumhurbaşkanlığı’ndan davet geldi.
Anneme, “Gidelim mi" diye sordum.
“Gidelim" dedi ve gittik.
"Hem Hava değişikliği ikimize de iyi gelir" diye düşünüyorduk.
Allah razı olsun yanımızda olanlardan!..
Telefonlar hiç susmuyor, evimiz hiç boş kalmıyor. Fakat takdir edersiniz ki bu yüksek tempo, molasız oldu mu ruh da, beden de yorgun düşer.
Birkaç gün evvel ateşler içindeydim mesela. "Nazar Duası" ve “Maşallah" isteklerime karşılık verenlerim sayesinde, inancımla güç toplamaktayım.
Ailecek yola çıkmakta, evden uzaklaşıp dağların bayırların arasından geçmekte şifa bulurduk.
Cumhurbaşkanlığı’nın bizim için ayarladığı uçakla değil de babamın ve benim yakın dostumuz, yoldaşımız olan bir ağabeyin arabasıyla gittik Ankara'ya.
Yolculuk iyi geldi fakat aynı şeyi ne yazık ki “Anma etkinliği" için söyleyemeyeceğim.
Kocaman bir salona aldılar annemle ikimizi. Salonun arka sıralarındaki bir yere oturduk.
Yavaş yavaş şehit yakınları ve gaziler girmeye başladı içeri. Ardından da devlet büyükleri bir bir giriş yaptı. Bulunduğumuz binanın dışındaki dev ekranlardan da orada toplanan halk, takip ediyor olup biteni.
Erdoğan salonda göründüğünde alkış kıyamet bir şeyler oldu.
Hatta bir ara futbol tribünlerini hatırlatan "Recep Tayyip Erdoğan" sloganları atıldı.
Salonun neredeyse tamamı ayaktaydı, benim gibi oturan çok az kişi vardı.
Herkes sessizce, Cumhurbaşkanlığı makamına hürmeten ayağa kalksaydı ben de kalkacaktım.
Fakat ben holigan değilim. Orada, babasını şehit vermiş bir evlat ağırlığındayım. Çok rahatsız oldum.
Hiçbir türlü ortamla bütünleşemedim.
Bize; yapılan yolların, hizmetlerin reklamı 15 dakika arayla 2 kere izlettiriliyor ekrandan, alkış kopuyor.
Biri çıkıp bir şey söylüyor, alkış kopuyor.
Dua okunuyor, ona bile alkış kopuyor.
"Ya sabır!" çekiyorum içimden.
Bu alkışı, tezahüratı filan neden bu kadar benimsemiş olduğumuza sinirleniyorum.
Erdoğan çıkıp bir an evvel konuşsun istiyorum artık.
"Güzel sesiyle Kur'an okur belki de o zaman yatışırım, alkışlar da yatışır" diye geçiriyorum içimden. 
Tam o sıra film kopuyor.
Bu defa ekrandan bize 15 Temmuz'a dair görüntüler izlettiriliyor.
Bombalanan, taranan insanlar, F-16'lar, salalar…
Annem kulaklarını tıkıyor, ağlamaya başlıyor. Titriyor hatta.
Ön koltukta küçücük çocuklar vardı, babaları şehit düşen küçük çocuklar…
Onlar da etkilenip ağlamaya başlıyorlar. 
15 Temmuz gecesi evimizin hemen üstünden geçen F-16'nın hava patlamasıyla neredeyse camlarımız kırılacaktı.
Evin ortasındaki anneme "Yere yat!" demiştim.
Bize bunları yaşattılar, ben de etkileniyorum o seslerden.
Düşünün, ses sistemi kusursuz bir salondayız ve her yandan F-16 sesi geliyor. Televizyondan izlemeye benzemez.
Artık daha fazla dayanamayıp fırlıyorum koltuğumdan.
"Ne yapmaya çalışıyorsunuz siz?" diye çıkışıyorum salonun ortasındaki rejiye.
Memur zihniyeti, "Bizim ilgimiz yok, kulaklıklı görevlilere söyleyin." diyor. 
Kulaklığı olanlara söylüyorum, onlar da başkalarını işaret ediyor.
Bu saçmalığın sonlanacağı yok, annemin yanına dönüyorum.
"Çıkalım buradan." diyor.
Koluna girip çıkarıyorum annemi. 
Hemen, Ankara'daki genç bir dostumu arıyorum bizi alması için.
Bu arada koca külliye…
Yollar kesilmiş, çıkmak kolay değil.
Oraya coşmaya gelmiş insan kalabalığını yararak, uzunca bir mesafe kat ediyoruz.
Annem yorgun düşüyor, yanımızdan geçen bir polis aracını çeviriyorum.
Sağolsunlar bizi arkadaşın arabasının beklediği yere kadar götürüyorlar.
Arkadaşım bizi alıyor ve üçümüz birden sessiz sakin bir yere çay içmeye gidiyoruz.
Başka bir dostum da konaklayacağımız yeri hallediyor ve otele gidip annemle biraz olsun kafa dinliyoruz.
Diyorlar ki "Ama reis çok güzel konuştu sonrasında.
Yahu isterse dünyanın en muhteşem konuşmasını yapsın, annem zangır zangır titremeye başladıktan sonra neye yarar?
Hâlâ bizim genel itibarıyla neye kızdığımızın, neden kızdığımızın, ne hissettiğimizin idrak edilemiyor olduğunu görmek gerçekten çok üzücü.
Hâlâ hükümetin eseri olan herhangi bir yanlışa eleştiri getirdiğimde ufak tefek hesaplar göz önüne alınıp kötü niyetliymişiz gibi bakılması filan... 
Vallahi bunu da paylaşmayacaktım lakin o günü soranlar çok olduğundan burada belirtmek istedim yaşadıklarımızı.
Yazdıklarımın hiç tahmin etmediğim kişilere bile ulaştığını görünce de illaki buradaki eleştirilerim de adresini bulur ve aynı yanlışların tekrar yaşanmasının önüne geçilir diye düşündüm.
"Erdoğan'ın benle tanışması nasibinde yokmuş" diyorum.
Onun babama borcu var. Muhabbet borcu... Aşıktı babam ona.
Olanlardan beri bizzat evimizi ziyaret edip gönlümü almamış olmasını bu aralar çok mühim bir yoğunluğu olmasına bağlıyorum.
Annem de laf söyletmez reisine.
Onu dinlemek için yola çıktı o gün ama "Keşke gelmeseydim." dedirttiler kadına.
Burada genel itibarıyla vurgulamak istediğim şey: Neden hassas olunamıyor? Bu şeyleri kimler organize ediyor? Aralarında hiç mi uzman sosyolog, psikolog yok ne bileyim.
Kolu bacağı sarılı gaziler ve bizim gibi şehit yakınları o gün dışarıdaki kalabalıkla neden aynı muameleyi gördü?
Tek farkımız bizim içeride koltuklarda oturuyor olmamızdı
Mesela neden ünlülerin kabulü bizimkinden çok daha samimi bir ortamda gerçekleşti?
Aşağıdaki linkten görebilirsiniz, bu yakınlık ortamını biz daha fazla hak etmemiş miydik?
O gün ünlüleri dolduruverseydiniz salona, onların izlemeye ihtiyacı var o şeyleri.
Biz zaten onları yaşadık, vatan mevzu olduğunda kavganın hep ortasındaydık.
Alpaslan Canbaz
:

Yazının sonuda verilen linkte, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen ve "Erdoğan ünlü isimleri Külliye'de kabul etti" başlığı ile 29 Temmuz tarihinde, Sabah'ın sitesinden fotoğraflarla verilen haber yeralıyor. Yazıda ayrıca, paragraf açma ve pek çok yerdeki siyahlaştırma ile gerçekleştirilen vurgulamalarla -gözden kaçmış olabileceği ihtimaline karşı- bazı ufak tashihler bize aittir. Bu vesileyle, Mustafa Canbaz’a rahmet, sevenlerine tekrar tekrar sabır-selamet dileriz.

dikGAZETE.com
Haftanın Öne Çıkanları

Halil İnalcık'ın defnedildiği Fatih Camii Haziresi'nin özelliği ne!

2016-07-28 19:22 - Gündem

"Recep Kara finale dinlenmiş olarak geldi"

2016-07-25 17:52 - Spor

’Uğur Soğutma’nın sahipleri tutuklandı

2016-07-28 11:04 - Asayiş

İstanbul’da IŞİD operasyonu: 29 gözaltı

2016-07-29 19:39 - Asayiş

"Halkı vur" denilince "hain değilliz" deyip intihar etti

2016-07-29 19:48 - Asayiş

Karabük Üniversitesi’nde 64 akademisyen gözaltına alındı

2016-07-27 13:59 - Asayiş

Halep kuşatmasını kırmak için büyük operasyon

2016-07-31 23:27 - Dünya

En yakınındaki isim Halil İnalcık’la ilgili bilinmeyenleri anlattı

2016-07-26 17:44 - Kültür Sanat

Fenerbahçe taraftarından demokrasi nöbetine destek

2016-07-30 18:57 - Genel

Tazegül: Altın madalyaya uzanacağımı düşünüyorum

2016-07-27 14:37 - Spor

İlgili Haberler

Rus siyasetbilimci Bovt: Türkiye Karadeniz’de moratoryum konusunda Rusya ve Ukrayna’ya baskı yapabilir

00:32 - Özel Haber

Rusya’da ChestnyZnak Global şirketinden iş dünyasına altın gibi öğütler

19:06 - Özel Haber

Sadıgzade: Mekke Anlaşması, yeni güvenlik mimarisinin oluşumuna işaret ediyor

00:02 - Özel Haber

Rus Ekonomist Yermilova: Türkiye’nin boğazlardaki kısıtlamaları küresel gıda fiyatlarını artırabilir

17:08 - Özel Haber

Rusya Ekonomi Üniversitesi Dekanı Seleznyov: Boğazlar’daki kısıtlamalar Ukrayna ekonomisini olumsuz etkiliyor

16:48 - Özel Haber

Günün Manşetleri

Enflasyonla mücadelenin desteklenmesi için motorine kademeli ÖTV uygulanacak

00:27 - Ekonomi

Kolombiya'da 7,4 büyüklüğündeki depremde ölenlerin sayısı 239'a çıktı

00:23 - Dünya

İsrail ordusu, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin kuşattığı Kusra beldesine piyade taburu

00:17 - Dünya

Paris Saint-Germain UEFA Süper Kupa'nın sahibi oldu

00:02 - Spor

Dışişleri Bakanı Fidan Türkiye'nin Libya'daki yapıcı rolünü sürdüreceğini belirtti

23:58 - Siyaset