İstanbul'da 4. Uluslararası Aile Sempozyumu başladı

İstanbul Aile Vakfı ve Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) işbirliğiyle bu yıl "Vatan Müdafaasında Aile ve Nüfus" temasıyla düzenlenen 4. Uluslararası Aile Sempozyumu başladı.

Gündem - 3 ay önce

Üniversitenin Yenilevent Yerleşkesi'nde düzenlenen sempozyumun açılış oturumunda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, Aile Vakfının aile ve nüfus konusunu milli güvenlik meselesi olarak kabul ettiğini, vakfın bu konuyu MSÜ ile birlikte ele almasının önemli olduğunu söyledi.
Vali Gül, İstanbul'da bu yıl geçen seneye göre 11 bin daha az öğrencinin kaydedildiğini belirterek, "Bu ne demek? 6 yaşındaki çocuklarımız bir önceki seneye göre 10 binden daha fazla azaldı. Muhtemelen bu sene de aynı şekilde devam edecek." dedi.
İstanbul'da çalışan annelerin hayatını kolaylaştırmak ve ekonomik anlamda destek olmak için bazı politikalar yürüttüklerini vurgulayan Vali Gül, "Bu yıl Valilik olarak yerel imkanlarımızla 300 tane kreş ve anaokulu yapacağız. Bunların 100'ü Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, 100'ü İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 100'ü ise müftülüğümüz tarafından işletilecek. Annelere, yürüme mesafesinde, çok sembolik fiyatlarla çocuğunu güvenerek bırakabileceği bir alternatif sunuyoruz. Sitelerde 100-200-500 konutun bir arada yaşadığı ortam var. Sitelerin içerisinde kullanılmayan, atıl alanları 'Anaokulum Bahçemde' projesiyle kreş ve ana sınıfı haline getiriyoruz." bilgisini verdi.
Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu da İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'na katıldığını anımsatarak, "Orada basına şunu söyledim: 'Bunların hepsi gurur verici ancak nüfusunuz olmadığında bunlar bir hiç.'" ifadesini kullandı.
Afyoncu, Türkiye'nin son yıllarda Avrupa'dan Asya ve Afrika'ya artan jeopolitik etkisi ve gelişen savunma sanayisine rağmen gelecekteki konumu için büyük stratejik engel olan "hızlı ve derin demografik çöküş"le karşı karşıya olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin nüfusuyla ilgili tarihi sürece değinen Afyoncu, Avrupa'daki birçok devletten daha fazla nüfusa sahip olan Osmanlı İmparatorluğu'nun 10 milyon kilometrekarelik bir coğrafyaya hükmettiğini ancak 17. yüzyıldan itibaren nüfus dengesinin Osmanlı'nın aleyhine döndüğünü söyledi.
Afyoncu, Osmanlı İmparatorluğu'nun nüfusunun 17-18. yüzyıllarda fazla artmadığını, Avrupa'nın nüfusunun 100 milyondan 190 milyona ulaşarak yaklaşık 2 katına çıktığını belirtti.
Osmanlı İmparatorluğu'nun son 2 asrında nüfusun hemen hemen aynı kaldığını, Rusya'nın nüfusunun 10 kat arttığını, Rus ordusunun Türk ordusunun 5 misline yakın büyüklüğe sahip olduğunu belirten Afyoncu, artmayan nüfusun milyonlarca kilometrekarelik bir imparatorluğu kaybettirdiğini anlattı.
Cumhuriyet döneminde farklı nüfus politikaları uygulandığının altını çizen Afyoncu, Cumhuriyet'in ilanından itibaren izlenen politikalarla nüfusun her yıl arttığını dile getirdi.
Afyoncu, 1950'lerin sonlarından itibaren Türkiye'de nüfusun ekonomik kalkınmayı engellediği yönünde zemin oluşturulmaya başlandığını anlatarak, "Vakıflar, dernekler, bazı politikacılar, bazı iş adamları ve basın, nüfus artışının milli geliri düşürdüğünü, nüfus artış hızının büyük sorunlara yol açtığını söyleyerek nüfus artışını öcü gibi gösterdiler. İki çocuklu aile ideal aile olarak gösterildi." diye konuştu.
TÜİK'in 21 Mayıs 2026'da nüfus verilerini açıklayacağını bildiren Afyoncu, "2025'te doğurganlık hızımızın 1.40'lara kadar düştüğü tahmin ediliyor." dedi.
Afyoncu, nüfusun kendini yenileyememesinin ciddi risk olduğunu, gerçek bir beka sorunu olduğunu, Türkler için savaştan bir daha önemli bir tehdit olduğunu vurguladı.
Bir ülkenin dinamik olabilmesi için 15 yaş altı nüfusun toplam nüfusun en az yüzde 30'una denk gelmesi gerektiğine dikkati çeken Afyoncu, "Yaşlı nüfusun da toplam nüfusun yüzde 15’ini aşmaması gerekir. Şu anda 0-14 yaş nüfusumuz yüzde 20'ye düşerken, yaşlı nüfusumuz ise toplam nüfusun yüzde 11'ine yükselmiştir. 2035'te 0-14 yaşlı nüfusumuz yüzde 15'e düşerken, yaşlı nüfusumuz da yüzde 15'e yükselecektir. Genç nüfusuyla övünen ülkemiz, Avrupa'nın yaşlı ülkeleri arasına doğru hızla gidiyor. Türkiye'nin genç nüfusu 45 yıldır sürekli düşüyor." açıklamalarında bulundu.
Afyoncu, 2050 yılına gelindiğinde genç nüfus oranının yüzde 10'un altına düşeceğini ve bunun felaket ötesi bir durum olduğunu kaydetti.
Nüfus ve aile konusunda tehlikenin kapıyı çaldığını ve kırdığını söyleyen Afyoncu, "Hala tehlikenin farkında değiliz. Çok acil tedbirler alıp uygulamaya sokmazsak 2100'de Türkiye'nin nüfusu 25 milyona kadar düşerken, yaşlı nüfusun toplam nüfusun yarısına yükselme ihtimali fazladır." dedi.
Afyoncu, insanların kasabalarda yaşamalarının teşvik edilmesini, evlenme kredilerinin miktarının ve kreş imkanlarının artırılmasını, bulundukları yerde varlığını sürdüremeyecek Türklerin ülkeye göçünün planlanmasını tavsiye ederek, "Annelere devlet tarafından en az 3 çocuğu olduğunda maaş bağlanmalıdır. 3 çocuğu olan anneye devlet memuru gibi maaş verilmesi kanaatindeyim, emekli olduğunda da emekli maaşı verilmelidir. Kazakistan bunu uyguladı ve çok başarılı oldu." ifadelerini kullandı.
İstanbul Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık ise vatan müdafaasının yalnızca hudut savunmasından, askeri kapasite ve teknolojilerden ibaret olmadığını, aile ocağında başladığını söyledi.
Ailenin milletin hafızası, devlet şuurunda ise ilk mektebin aile şuuru olduğuna dikkati çeken Karabıyık, "Aile, merhametin, adaletin, vefanın, sadakatin, fedakarlığın ve ahlakın nesilden nesle aktarıldığı mukaddes ocaktır." diye konuştu.
Karabıyık, "1950'lerden itibaren ülkemiz dahil pek çok ülkede nüfus büyükşehirlerde toplandı. Modern şehir hayatı, popüler kültür akımları üzerinden toplumları bireyselleştirdi, kimliksizleştirdi. Aile bağları zayıflayan, köklerinden beslenemeyen bu toplumlar kültürel olarak kuruyor ve çürüyor bugün." ifadelerini kullandı.
Bugün işgal dalgasının ekranlar üzerinden geldiğini, zihinleri ve kalpleri ele geçirdiğini belirten Karabıyık, sözlerine şöyle devam etti:
"Dün vatanı bölmek isteyenler haritalar üzerinde çalışırdı. Bugün aileyi bölmek, nesli zayıflatmak, çocukları kimlik karmaşasına sürüklemek ve gençleri köklerinden koparmak için medya ve sosyal medya cephesinde savaş ilan ediyorlar. Bugün her evin içinde, bir köşesinde televizyon, bir köşesinde telefon ve tablet, bir köşesinde ise bilgisayar ekranlarından oluşan bermuda şeytan üçgeni ve bunun oluşturduğu dijital anafor var. Bu anafor, çocuklarımızın dikkatini, sabrını, mahremiyet duygusunu, aileyle bağını ve kültürel kökleriyle irtibatını zayıflatıyor, aile bağlarını kopararak her birimizi içine çekip savuruyor."
Karabıyık, çocukları artık yalnızca anne babaların yetiştirmediğini, onlara doğruyu yanlışı çoğu zaman algoritmaların söylediğini kaydetti.
Çocukların aileden alamadığı duygusal güveni ve boşluğu ekranın doldurmadığını, ekranın o boşluğu sahte yakınlıklarla büyüttüğünü ve çocuğu derin bir güvensizlik iklimine sürüklediğini anlatan Karabıyık, "Rol modeli anne babadan, dededen, nineden değil, dijital dünyanın ürettiği sahte kahramanlardan, oyun karakterlerinden ve popüler kültür figürlerinden seçiyorlar. Bunun ağır ve acı sonuçlarını Siverek ve Kahramanmaraş’ta ağır bedel ödeyerek gördük. Bu yüzden 'ekranların emzirdiği çocuklar' ifadesi bir mecaz değil, çağımızın acı bir gerçeğidir. Aile geri çekildiğinde ekran çocuğu ele geçirir, anne baba sustuğunda algoritma konuşur, aile bağları zayıfladığında dijital mecra terbiye makamına oturur." değerlendirmesinde bulundu.
Karabıyık, toplumun büyük çoğunluğunun aileyi çözüm merkezi olarak gördüğünü belirterek, "Bugün bazı yayınlarda aile, kavga, ihanet, kriz ve çözülme üzerinden temsil ediliyor. Evlilik yük gibi sadakat zayıflık gibi mahremiyet gerilik gibi sınırsızlık özgürlük gibi sunuluyor." sözlerini sarf etti.
Tüm anne babalara çağrıda bulunan Karabıyık, "Evlat nöbeti, çocuğun hangi içerikle beslendiğini bilmek, aile sofrasını yeniden kurmak, çocuğun gözünün içine bakmak, kalbine dokunmak, sorularına cevap vermek demektir. Ekranın karşısına aileyi, algoritmanın karşısına irfanı, dijital anaforun karşısına aile bağlarını koymak demektir." dedi.
Karabıyık, bu mücadelenin yalnızca ailelerin omuzlarına bırakılmaması gerektiğini, devlet, siyaset, medya, okul, üniversite, yerel yönetimler, sivil toplum ve iş dünyasının aynı sorumluluk bilinciyle hareket etmek zorunda olduğunu ifade etti.
Sosyal medya şirketlerine dava açtıklarını, oyun şirketlerine de dava açacaklarını söyleyen Karabıyık, "Ekranlar üzerinden evlerimizin içerisine yayılan zehri engellemek zorundayız. Reklamından dizisine, haber dilinden gündüz kuşaklarına kadar uzanan, hatta reyting bahanesine sığınılarak yürütülen toplum mühendisliğine tahammülümüz kalmadı artık." şeklinde konuştu.
Bunun için Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşları ve platformlarıyla birlikte Temiz Ekran Hareketi'ni başlatacaklarını bildiren Karabıyık, tüm yayıncı kuruluşları milletin çağrısına kulak vermeye, ekranlarda temiz bir dönemi hep beraber başlatmaya davet ettiklerini dile getirdi.
Konuşmaların ardından Aile Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sami Yılmaz, Prof. Dr. Erhan Afyoncu'ya yetim hamilik sertifikası takdim etti.
Açılış oturumuna, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Küçük, Aile ve Sosyal Hizmetler İstanbul İl Müdürü Ömer Turan, Türk Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız, Aile Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri, MSÜ akademisyenleri ile davetliler katıldı.
Kaynak: AA
dikGAZETE.com
Haftanın Öne Çıkanları

İsrail Maliye Bakanı Smotrich, Batı Şeria'da Filistinlilere ait 3 bin ağacı söktüklerini duyurd

2026-05-07 23:08 - Dünya

Polonya, İsrail askerinin Lübnan'da Meryem Ana heykeline hakaretini kınadı

2026-05-07 22:51 - Dünya

SosyalFest 2026'nın tanıtım toplantısı İstanbul'da yapıldı

2026-05-08 18:13 - Gündem

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türk diasporası, Türkiye'nin gücünün artmasıyla da paralel bir şekilde gelişiyor

2026-05-08 19:58 - Siyaset

Çekya'da, Ankara'daki NATO Zirvesi'ne kimin katılacağı konusundaki anlaşmazlık sürüyo

2026-05-08 20:27 - Dünya

Afrika’nın büyüyen genç nüfusuna çocuk ölüm oranları gölge düşürüyor

2026-05-08 15:28 - Dünya

YSK, yeni Başkanı Serdar Mutta ve üyeleriyle ilk toplantısını yaptı

2026-05-08 16:23 - Gündem

"28. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri" sahiplerini buldu

2026-05-08 11:13 - Kültür Sanat

MSB'den Efes-2026 Birleşik, Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatına ilişkin paylaşım

2026-05-08 12:53 - Gündem

DDM, "Çeşitli gruplara Türkiye'de silah ve İHA eğitimleri verildiği" iddiasını yalanl

2026-05-08 15:58 - Gündem

İlgili Haberler

"11.⁠ ⁠Anadolu Medya Ödülleri" sahiplerini buldu

21:48 - Gündem

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye, terör meselesini çözme yolunda çok önemli bir fırsat yakal

21:43 - Gündem

Bolu'da ormanlık alanda çıkan yangın kontrol altına alındı

21:33 - Gündem

Samsun'da tüp deposunda çıkan yangın söndürüldü

21:27 - Gündem

Dışişleri Bakanı Fidan, Libya ziyareti kapsamında Trablus'ta temaslarda bulundu

21:23 - Gündem

Günün Manşetleri

BM'den Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a destek aç

22:28 - Dünya

BM, Gazze'de yaşanan su kıtlığına ve hijyen sorununa dikkati çekti

22:22 - Dünya

İspanya'dan düzensiz göçmenlere "hayatınızı tehlikeye atmayın" mesajı

21:57 - Dünya

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye, terör meselesini çözme yolunda çok önemli bir fırsat yakal

21:43 - Gündem

Kolombiya'da 7,4 büyüklüğündeki depremde ölenlerin sayısı 234'e yükseldi

21:37 - Dünya