Söz konusu tepe, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki işgalini derinleştirdiği ve bölgedeki askeri varlığını güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde öne çıkıyor.
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde ateşkese rağmen saldırılarını sürdürürken Ali et-Tahir Tepesi'ne yönelik topçu ve hava saldırıları da düzenliyor. İsrail ordusunun Kuzey Komutanlığındaki başlıca "operasyonel odak noktalarından" birinin bu tepe olduğu ifade ediliyor.
İsrail, 15 Ağustos'tan itibaren Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.
İsrail savaş uçaklarının Nebatiyye vilayetindeki Ensar ve Deyr ez-Zahrani beldelerine düzenlediği hava saldırılarında 11 kişi hayatını kaybetti, 19 kişi yaralandı.
İsrail ordusu ayrıca Ali et-Tahir Tepesi'ni fosforlu mühimmatla vurdu, Nebatiyye el-Fevka beldesindeki Öğretmenler Enstitüsü ve Hüseyni Kulübü çevresine de iki hava saldırısı düzenledi.
İsrail ordusu, saldırıların Lübnan'ın güneyinde "güvenlik bölgesi" olarak nitelendirdiği Ali et-Tahir Tepeleri bölgesinde Hizbullah tarafından gerçekleştirilen bir "eyleme" karşılık düzenlendiğini ileri sürdü.
Hizbullah ise açıklamasında İsrail'in sivilleri hedef alarak saldırıların kapsamını genişletmesinin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun savaşı tırmandırma, iç siyasi konumunu güçlendirme, seçim hedeflerine hizmet etme ve aşırı sağın taleplerini karşılama isteğini yansıttığını kaydetti.
Dabbşe ve Ras et-Tahra tepelerinin de yer aldığı yükseltiler silsilesinin bir parçasını oluşturan Ali et-Tahir Tepesi, Lübnan'ın güneyindeki Kefertibnit ve Nebatiyye el-Fevka beldeleri arasında, Litani Nehri'nin kuzeyinde bulunuyor.
"Ali et-Tahir" adı başlangıçta bölgedeki dini bir mekanla ilişkilendirilirken, zaman içinde tepenin askeri önemi arttı.
Deniz seviyesinden yaklaşık 600 metre yükseklikteki tepe, konumu sayesinde Lübnan'ın güneyindeki geniş bir alanı gözetleme imkanı sağlıyor.
Tepeden Nebatiyye, İklim et-Tuffah, Cebel er-Reyhan, Litani Nehri çevresi ve diğer bölgeler görülebiliyor.
Ali et-Tahir Tepesi, yüksek konumu ve Lübnan'ın güneyindeki geniş bir alana hakim olması nedeniyle İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmada stratejik öneme sahip.
İsrail'deki araştırma ve basın kuruluşlarının yayımladığı bazı raporlarda, tepede Hizbullah'a ait tesis, tahkimat ve tüneller bulunduğu öne sürülüyor. Hizbullah ise bu iddiaları doğrulamadı veya yalanlamadı.
İsrailli hükümet dışı araştırma kuruluşu Alma Araştırma ve Eğitim Merkezi, daha önce yayımladığı bir raporda Ali et-Tahir Tepesi'nde Hizbullah'a ait "stratejik" tünel altyapısı bulunduğunu ileri sürdü. Raporda, en büyüklerinin uzunluğu 1 kilometreyi aşan yer altı komplekslerinin bulunduğu iddia edildi.
Ali et-Tahir Tepesi'nin askeri önemi birkaç on yıl öncesine uzanıyor.
İsrail ordusu, 1982'de Lübnan'ı işgal etmesinin ardından Ali et-Tahir'de ve Nebatiyye vilayetindeki Şakif Kalesi'nde askeri mevziler kurdu.
İsrail'in 2000 yılına kadar Lübnan'ın güneyinde sürdürdüğü işgal döneminde Ali et-Tahir'deki mevzi, bölgedeki önemli askeri tahkimatlardan biri haline geldi ve İsrail'in çekilmesinden önce Hizbullah'ın düzenlediği saldırıların hedeflerinden biri oldu.
İsrail güçleri, geçen mayıstan bu yana stratejik öneme sahip tepeyi kontrol altına almaya çalışıyor. Bu girişimler, Şakif Kalesi'nin ele geçirilmesinin ardından yoğunlaştı.
İsrail ordusu 26 Haziran 2026'da tepeyi kontrol altına aldığını açıkladı. Hizbullah ise bu açıklamayı reddederek unsurlarının tepede bulunmaya devam ettiğini belirtti.
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki askeri varlığı, yalnızca Ali et-Tahir Tepesi'yle sınırlı değil.
İsrail merkezli Haaretz gazetesinin uydu görüntüleri ve saha verilerine dayandırdığı haberine göre, İsrail ordusu Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği yaklaşık 602 kilometrekarelik alanda en az 7 yeni üs kurdu ve kilometrelerce uzunlukta lojistik yollar inşa etti.
Söz konusu alan bazı bölgelerde İsrail sınırından Lübnan'ın iç kesimlerine doğru 12 kilometreye kadar uzanıyor.
Gazetenin haberinde, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki köy ve kasabalarda çok sayıda binayı yıktığı ve işgal altındaki bölgelerdeki askeri varlığını kalıcı hale getirecek altyapı çalışmaları yürüttüğü belirtildi.
Planet Labs şirketine ait güncel uydu görüntülerinde de Lübnan'ın güneyindeki bazı köy ve kasabaların büyük ölçüde yıkıldığı görülüyor.
İsrail ordusu, sınır yakınlarında daha önce kurduğu üslerin yanı sıra bu yıl mart ayında çatışmaların yeniden başlamasından sonra Lübnan topraklarının daha derin kesimlerinde yeni askeri noktalar oluşturdu.
İsrail ordusunun ayrıca Sarı Hat sınırları içinde lojistik ulaşım amacıyla kullanılmak üzere 32 kilometrelik yeni güzergah açtığı ve mevcut yolları düzenlediği aktarılıyor.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde Şii nüfusun yoğun olduğu 24 köyü yıktığını açıklamış, bu köylerdeki yıkımın tamamlandığını ve yaklaşık 15-20 bin evin yıkıldığını söylemişti.
Şakif Kalesi'nden çekilmeyeceğini belirten Katz, orduya, Lübnan'ın güneyinde "sanki 50 yıl orada kalacakmışız gibi" gerekli tüm askeri mevzileri inşa etme talimatı verdiğini açıklamıştı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de daha önce Lübnan'ın güneyinde İsrail ordusunun işgali altındaki bölgelerden birini ziyaret ederek ateşkesin "kırılgan" olduğunu ve saldırılara yeniden başlamaya hazır olunması gerektiğini dile getirmişti.
Zamir, Kuzey Komutanlığının başlıca "operasyonel odak noktalarının" Ali et-Tahir ve Şakif tepeleri olduğunu ifade etmişti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da İsrail'in Lübnan'da "Hizbullah silahsızlandırılana ve Lübnan'dan İsrail'e yönelik bir tehdit kalmayana kadar güvenlik şeridi tutacağını" söylemişti.
İsrail ve Lübnan, 26 Haziran'da ABD'nin arabuluculuğunda iki ülke arasındaki anlaşmazlığı sona erdirmeyi ve uzun vadeli barışı sağlamayı amaçlayan bir "çerçeve anlaşma" imzaladı.
Anlaşma, Hizbullah'ın silah ve altyapısının doğrulanmış şekilde tasfiye edilmesinin ardından Lübnan ordusunun ülkenin tamamında egemenlik yetkisini yeniden tesis etmesini ve İsrail ordusunun işgal ettiği Lübnan topraklarından kademeli olarak çekilmesini öngörüyor.
Uygulamanın ilk aşamasının Sarı Hat bölgesindeki iki pilot merkezde başlatılması kararlaştırıldı.
Hizbullah, anlaşmaya tepki göstererek Lübnan'daki yönetimin meşruiyeti olmadığını ve anlaşmanın uygulanmasının "İsrail'e verilen bir hediye" olduğunu, bunun ülkeyi iç savaşa sürükleyebileceğini belirtti.
Öte yandan İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik saldırıları, iki ülke arasında 26 Haziran'da ABD'nin arabuluculuğunda imzalanan "çerçeve anlaşmaya" rağmen devam ediyor.
Söz konusu anlaşma, İsrail'in Lübnan topraklarından kademeli olarak çekilmesini ve taraflar arasındaki müzakere sürecinin sürdürülmesini öngörüyor.
İsrail, Lübnan'ın güneyinde bazıları onlarca yıldır olmak üzere, 2023-2024'teki savaşın ardından ele geçirdiği bölgeler de dahil çeşitli alanları işgal ediyor. İsrail ordusunun son saldırılar sırasında Lübnan topraklarında 10 kilometreden fazla ilerlediği belirtiliyor.
İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a yönelik saldırılarında 4 bin 346 kişi hayatını kaybetti, 12 bin 301 kişi yaralandı ve 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.
Kaynak: AA
dikGAZETE.com