Washington
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle Orta Doğu’da tırmanan gerilim, halihazırda tarifeler, zayıf istihdam ve kalıcı enflasyon baskılarıyla sınanan ABD ekonomisi için yeni bir risk oluştururken, uzmanlar savaşın ülke ekonomisi üzerindeki nihai etkisinin çatışmaların süresi ve boyutuna bağlı olacağını ifade ediyor.
Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişi yüzde 90 azaldı, Ümit Burnu'nda trafik artıyorABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı operasyonlar ve İran’ın bölgedeki ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkelerdeki hedeflere saldırılarla karşılık vermesi, küresel piyasalarda belirsizliği artırdı.
???? Orta Doğu’daki gerilimin uzama ihtimali, ticaret hatlarının aksayabileceği ve enflasyonun yeniden alevlenebileceği endişelerini beraberinde getirdi.
Bölgedeki çatışmanın ne kadar süreceği belirsizliğini korurken, ABD Başkanı Donald Trump operasyonların dört ila beş hafta süreceğini tahmin ettiklerini, ancak bundan daha uzun süre devam etme kapasitelerinin olduğunu belirtti.
Petrol ve benzin fiyatları baskı altında
Dünya genelinde tüketilen petrolün yaklaşık beşte birinin geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nda, çatışmaların başladığı günden bu yana tanker trafiği keskin bir şekilde yavaşladı.
Boğaz’ın İran tarafından geçişlere fiilen kapatılması ise Brent petrolün varil fiyatını 80 doların üzerine taşıdı.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Başkan Trump’ın sık sık “düşürmeyle” övündüğü benzin fiyatlarını olumsuz etkiledi.
Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, ABD’de benzinin ortalama fiyatı geçen haftaya göre yüzde 7,5 artarak galon başına 3,20 dolara ulaştı.
Her ne kadar AAA, 26 Şubat’ta yaptığı açıklamada benzin fiyatlarındaki artışı mevsimsel talebe bağlasa da jeopolitik risklerin fiyatlar üzerindeki baskısı belirleyici hale geldi.
Jeopolitik gelişmeler enflasyon görünümünü zorlaştırıyor
Orta Doğu’da artan tansiyon, faiz indirimlerine ara veren ve yüksek enflasyon nedeniyle temkinli duruşunu sürdüren ABD Merkez Bankası (Fed) için de yeni bir risk oluşturuyor.
ABD’de bazı enflasyon göstergelerinin son aylarda yavaşlama göstermesine rağmen enflasyon oranı Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde seyretmeyi sürdürüyor.
ABD’de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ocakta yıllık yüzde 2,4 artarak yavaşlama sinyali verse de tarifelerin ardından yaşanabilecek enerji şoku enflasyondaki kazanımları tehdit ediyor.
Orta Doğu’daki çatışmaların benzin fiyatlarında yol açabileceği kalıcı bir artışın lojistik maliyetlerini yükselterek gıda gibi kalemlere yansımasından endişe duyuluyor.
Eski Hazine Bakanı ve Fed Başkanı Janet Yellen da 2 Mart’ta katıldığı konferansta çatışmanın petrol piyasası üzerindeki etkisine bağlı olarak ekonomik büyümenin zarar göreceğini ve artan enflasyonist baskıların Fed’in işini daha da zorlaştıracağına dikkati çekmişti.
Uzmanlar, Orta Doğu’daki çatışmaların ne kadar süreceğine ve boyutunun ne olacağına bağlı olarak nakliye rotalarındaki aksamaların, yüksek sigorta maliyetlerinin ve tedarik zincirlerinde yeni yol arayışlarının enflasyonist baskıları artırabileceğini belirtiyor.
Çatışmaların uzamasının iş dünyasının güvenini sarsarak şirketlerin yatırımlarını ve işe alımlarını azaltmasına yol açabileceğinden de endişe ediliyor.
"Ekonomik açıdan hiçbir olumlu yanı yok"
Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, “İran ile yaşanan askeri çatışma, taraf olan herkes için yıkıcı, ancak ekonomik etkileri en azından şu ana kadar sınırlı kaldı.” dedi.
Küresel petrol fiyatlarının varil başına yaklaşık 10 dolar arttığına işaret eden Zandi, ABD hisse senedi fiyatlarının ise ilk tepki olarak yüzde 1’in biraz üzerinde gerilediğini kaydetti.
Zandi, “Bunun ekonomik açıdan hiçbir olumlu yanı yok, çünkü yüksek petrol fiyatları büyümeyi baskılayacak ve enflasyonu yukarı itecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Bunun Amerikalıların satın alma gücü konusundaki endişelerini artıracağını belirten Zandi, Fed’in zayıflayan büyümeye faizleri düşürerek mi yoksa daha yüksek enflasyona faizleri yükselterek mi cevap vereceği konusunda tereddüt yaşayacağı için para politikasının yürütülmesini karmaşıklaştıracağını ifade etti.
Zandi, piyasalar mevcut seviyelere yakın bir noktada dengelenirse stagflasyonist etkilerin sınırlı olacağını kaydetti.
Petrol fiyatındaki artışı sınırlı kalırsa ekonomik etki az olacaktır
Genel bir kural olarak petrol fiyatlarında varil başına her 10 dolarlık kalıcı artışın normal kurşunsuz benzinin galon fiyatını 25 sent artırdığını belirten Zandi, petrol fiyatlarındaki artıştan bir yıl sonra etkinin zirve yaptığı dönemde tüketici harcamaları deflatörü ile ölçülen enflasyonu 0,15 puan artırdığını ve reel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’yı (GSYH) 0,10 puan düşürdüğünü aktardı.
Zandi, ABD’nin tükettiği kadar petrol ürettiğini anımsatarak söz konusu etkilerin daha sonra hızla azaldığını, yüksek petrol fiyatlarının tüketiciler üzerindeki etkisinin petrol üreticilerine sağladığı kazançla dengelendiğini ifade etti.
Mark Zandi, “Bu, petrol fiyatlarındaki artışın varil başına 10 dolarla sınırlı kalması ve kalıcı olmaması halinde ekonomik sonuçların olumsuz ancak az olacağını göstermektedir. Umarız bu çatışma kısa sürede çözülür.” diye konuştu.
"Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyonu önemli ölçüde yükselteceğini beklemiyorum"
Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola da Orta Doğu’daki gerilime ilişkin “Bunu, ABD ekonomisinin halihazırda karşı karşıya olduğu risklerin üzerine eklenen artan bir risk faktörü olarak değerlendiririm.” dedi.
Tarihsel olarak ABD’nin enerji fiyatlarında sürekli bir artışa veya finansal koşullarda daha geniş çaplı bir sıkılaşmaya yol açmadıkça jeopolitik şokları makul ölçüde iyi bir şekilde absorbe etme eğiliminde olduğuna işaret eden Sonola, savaşın başlıca etkilerinin enerji fiyatları, tüketici ve iş dünyası güveni ile hisse senedi piyasaları ve genel finansal koşullar üzerinden hissedileceğini ifade etti.
Sonola, “Bu aşamada, petrol fiyatlarındaki artışın ABD enflasyonunu önemli ölçüde yükselteceğini beklemiyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Enerjinin TÜFE sepetinde yaklaşık yüzde 6,2’lik nispeten küçük bir paya sahip olduğunu ve benzin dahil enerji emtialarının payının yaklaşık yüzde 3,1 olduğunu kaydeden Sonola, “Bu, manşet enflasyonu önemli ölçüde değiştirmek için petrol fiyatlarında büyük ve sürekli bir hareketin olması gerektiği anlamına geliyor. Genel olarak geçici bir artıştan ziyade kalıcı bir enflasyon sorunu haline gelmesi için uzun bir süre boyunca petrol fiyatlarının 100 dolara yakın bir seviyede olması gerekir.” diye konuştu.
Savaşın Fed’in faiz patikasına olası etkisini de değerlendiren Sonola, bankanın genel olarak gıda ve enerji gibi değişken bileşenleri hariç tutan temel enflasyon ölçütlerine daha fazla ağırlık verme eğiliminde olduğunu aktardı.
Sonola, “Dolayısıyla petrol fiyatlarının çok daha yüksek seviyelere çıkıp daha geniş enflasyon dinamiklerini besleyecek kadar uzun süre bu seviyelerde kaldığı bir senaryo görmediğimiz sürece bunun faiz oranlarının gidişatını anlamlı bir şekilde karmaşıklaştıracağını düşünmüyorum. Böyle bir durumda politika açısından daha önemli hale gelebilir, ancak bu olmazsa sinyalden ziyade gürültü olarak değerlendirilmesi muhtemel.” dedi.
Kaynak: AA
dikGAZETE.com