Cenevre
İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Ali Bahreini, "(İsrail-ABD saldırılarına karşı) İran, kendini, halkını, ülkesini ve İran'ın toprak bütünlüğünü savunmada hiçbir şüphe göstermiyor. Bu saldırganlığa güçlü bir cevap vermekte çok kararlı olacağız. Hiç kimse İran'ın saldırganlık karşısında itidal göstermesini beklememeli." dedi.
???? Bahreini, BM Cenevre Ofisi'ne akredite gazetecilerle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu.
ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının birkaç gün önce başladığını söyleyen Bahreini, hukuki açıdan bunun BM Şartı'nın ikinci maddesinin dördüncü fıkrasının açık bir ihlali olduğunu söyledi.
Saldırıların ilk gününde Minhab kentindeki bir ilkokulun hedef alındığını ve 160'tan fazla kız öğrencinin öldürüldüğünü anımsatan Bahreini, "Bu katliam, bir okulda gerçekleşen en büyük katliamdır. Bu öğrencilerin cenaze töreni yapıldı ve İran milleti bu çocuk öğrencilerin katliamı nedeniyle büyük bir üzüntü yaşadı." dedi.
Bahreini, İsrail ve ABD'nin bir dizi hastaneyi de hedef aldığını söyledi.
"İran'a saldırdılar ve bölgemizde kimsenin lehine olmayan bu durumu oluşturdular"
Tüm ülkelerin İran'a karşı yapılan bu saldırganlığı güçlü bir şekilde kınama konusunda ağır bir sorumluluğu olduğunu söyleyen Bahreini, şunları söyledi:
"(Ülkelerin) Ellerindeki her türlü araçla bu saldırganlığı ve bu suçları sona erdirme sorumlulukları var. Bu saldırganlık, son iki turu Cenevre'de gerçekleşen ABD ile müzakere sürecinde olduğumuz sırada başladı. Son müzakere sürecinde saldırıya uğradığımız kötü deneyime rağmen iyi niyetimizi ve yapıcı katılımımızı göstermek için ABD ile müzakerelere yeniden başladık. Müzakerelerin sonuçları konusunda herkesin iyimser olduğu bir noktaya ulaştık. Ancak müzakere masasında olduğumuz sırada İran'a karşı bu saldırılar gerçekleştirildi. Bu, ABD'nin İran ile müzakere etme ve sorunun barışçıl bir çözümü için çaba gösterme konusunda ciddi veya gerçek bir niyetinin olmadığını gösteriyor. Niyetleri, dünyanın en büyük suçlusu ve dünyanın en kötü varlığı (İsrail Başbakanı) Binyamin Netanyahu'yu takip etmekti. İran'a saldırdılar ve bölgemizde kimsenin lehine olmayan bu durumu oluşturdular."
Savaşın kendi seçenekleri olmadığını vurgulayan Bahreini, İran'a ve İran halkına savaşın dayatıldığını belirtti.
Bahreini, "İran, kendini, halkını, ülkesini ve İran'ın toprak bütünlüğünü savunmada hiçbir şüphe göstermiyor. Bu saldırganlığa güçlü bir cevap vermekte çok kararlı olacağız. Hiç kimse İran'ın saldırganlık karşısında itidal göstermesini beklememeli. Bu, herhangi bir ülkeye veya herhangi bir varlığa karşı yaptığımız bir saldırı değildir. Bu, İran'ın kendini savunma hakkının kullanılmasıdır. Bu saldırganlık durdurulana kadar savunmamıza devam edeceğiz." diye konuştu.
Savaşın başlangıcından bu yana İran ile ABD arasında hiçbir temasın olmadığını söyleyen Bahreini, mevcut koşulların böyle bir temasa izin vermediğini kaydetti.
Bahreini, İran olarak şu anda sadece kendilerini savunmaya odaklandıklarını belirtti.
"Uluslararası toplum öncelikle İsrail'i kınamalı ve herkes net bir şekilde tavrını ortaya koymalı"
ABD üslerinden saldırıların gerçekleştiği komşu ülkelerin hedef alınması ve bu ülkelerle ilişkilerin gelecekte nasıl olacağına ilişkin soruyu cevaplayan Bahreini, "Biz komşuyuz ve komşu olmaya devam edeceğiz. Bu, o ülkeler tarafından İran'a karşı başlatılan bir saldırı değil ve bizim yaptığımız da o ülkelere karşı bir saldırı değil. Askeri güçlerimize çok dikkatli ve temkinli olmaları, sadece ABD askeri üslerini hedef almaları ve o ülkelerdeki askeri olmayan hiçbir yere zarar vermemeleri emredildi." dedi.
Bahreini, AA muhabirinin, "Şu anda İran'ın kendini savunmaya odaklandığını söylediniz. Bu süreçte uluslararası toplumdan bir beklentiniz var mı?" sorusunu da cevaplayarak, "Uluslararası toplum öncelikle İsrail'i kınamalı ve herkes net bir şekilde tavrını ortaya koymalı. İsrail'in bu suçları işlemesine izin vermemeli veya sessizlikleriyle İsrail'i cesaretlendirmemeliyiz. Bu ölümcül sessizlik, İsrail'i suç işlemeye devam etmeye teşvik etti. Bu durumun devam etmesi, İsrail'in ve ABD'nin daha fazla suç işlemesine yol açacak. İsrail ve ABD'ye karşı güçlü tavırlar alarak, uluslararası hukukun temel normlarının bu iki ülke tarafından bu düzey ve ölçüde ihlal edilmesinin ve cezasız kalmasının kimse için kabul edilemez olduğunu açıkça belirtmeliyiz." değerlendirmesinde bulundu.
Çin'in bu süreçte İran'a desteğine yönelik soruyu da cevaplayan Bahreini, Çin ile iyi ilişkileri olduğunu, ancak İran'ın çeşitli nedenlerden dolayı güvenliğini hiçbir zaman dışarıya devretmediğini, güvenlik politikalarını ve politikalarını iç yeteneklerine dayandırmaya karar verdiğini vurguladı.
Bahreini, Cenevre'de devam eden BM İnsan Hakları Konseyi'nin 61. Oturumu kapsamında İran ile ilgili acil bir toplantı düzenleme girişimlerinin olduğuna da işaret etti.
ABD-İsrail’in İran’a saldırıları
İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.
İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.
ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.
İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 787 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.
Kaynak: AA
dikGAZETE.com