Almanya'da koruma altına alınan göçmen çocukların ailelerine geri dönüşleri bürokrasiye takılıy

Almanya'da Jugendamt davalarını takip eden avukat Fatih Zingal, kurumun çocukları korumak için kurulduğunu ancak uzun yargı süreçlerinin çocukların ailelerinden kalıcı olarak uzaklaşmasına yol açabildiğini söyledi.

Dünya - 1 ay önce

açıklamalarda bulunan Zingal, Almanya'daki Gençlik Dairesinin devlet kurumu olduğunu ve kurumun temel görevinin çocukları korumak olduğunu söyledi. Zingal, her yıl yaklaşık 60 bin çocuğun koruma altına alındığına dikkati çekerek, bu çocukların önemli bölümünün yabancı kökenli ailelerden geldiğini ifade etti.
Koruma sürecinin acil durumlarda Gençlik Dairesinin müdahalesiyle başladığını anlatan Zingal, ardından mahkemeye başvurularak velayet sürecinin işletildiğini, davaların ise kamuoyuna kapalı yürütüldüğünü söyledi.
Zingal, avukatlık hayatında en sık karşılaştığı sorunun iletişim problemi olduğunu dile getirerek "18 yaşın altındaki çocuklarla ilgili ihmal, şiddet ya da farklı tehlikeler söz konusu olduğunda devlet devreye giriyor ve en kötü ihtimalle çocuğu koruma altına alıyor. Özellikle Orta Doğu kökenli göçmenlerin kullandığı sembolik dil bire bir çevrildiğinde Alman mahkemelerinde yanlış anlaşılabiliyor." diye konuştu.
- "Kültürel farklılıklar önemli sorun oluşturuyor"
Kültürel farklılıkların da önemli sorunlar oluşturduğunu aktaran Zingal, göçmen ailelerin çoğu zaman neden yargılandıklarını anlayamadıklarını bildirdi. Zingal, koruma altına alınan çocukların ailelerine dönmesinin teoride mümkün olduğunu ancak uygulamada bunun çoğu zaman gerçekleşmediğini vurgulayarak bürokratik süreçlerin aylarca sürdüğünü, bu sırada çocukların ailelerinden uzaklaştığını anlattı.
Koruma altındaki çocukların anne ve babalarıyla görüşmelerinin de oldukça sınırlı olduğunu vurgulayan Zingal, bu görüşmelerin çoğu zaman ayda bir saat ve devlet görevlilerinin gözetiminde yapıldığını kaydetti.
Zingal, koruyucu aile sisteminde de sorunlar bulunduğunu belirterek yeterli sayıda Müslüman koruyucu aile bulunmadığı gerekçesiyle çocukların farklı ailelere yerleştirildiğini söyledi.
Kalıcı koruyucu aile sürecine geçildikten sonra biyolojik aileye dönüşün daha da zorlaştığını altını çizen Zingal, "Süreç uzadıkça çocuk anne babasını tanımayabiliyor. Daha sonra da 'Çocuk artık ailesine dönmek istemiyor.' denilerek geri dönüş daha da zorlaşıyor. Koruyucu aile çocuğu kendi evladı gibi büyütüyor ve geri vermek istemiyor." dedi.
Zingal, Gençlik Dairelerinin de personel eksikliği yaşadığını anlatarak asıl sorunun, ailelerle kurulan güven ilişkisinin zayıflığından kaynaklandığının altını çizdi.
Koruma altına alınan çocukların ciddi psikolojik travmalar yaşayabildiğine dikkati çeken Zingal, aylar sonra anne ve babasını devlet görevlilerinin gözetiminde gören çocukların, üzerlerinde büyük baskı hissettiğini ifade etti.
Zingal, ailelerin Gençlik Daireleri ile sorun yaşamaması gerektiğini belirterek "Aileler başlangıçta işbirliği yapıyor ancak verilen sözlerin tutulmadığını düşündükleri için güven tamamen kayboluyor. Bu çocuklar ailelerine geri dönseler bile yaşadıkları süreç nedeniyle ciddi anlamda psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyorlar." dedi.
Almanya’da mahkemelerde çocuk davalarında bilirkişilik yapan Ender Beyhan Bilgin de Gençlik Dairesinin çocuklarla ilgili şikayetlerde hızlı hareket ettiğini ancak göçmen ailelerin sistemin işleyişini yeterince bilmediği için çoğu zaman sürecin daha da uzadığını söyledi.
Bilgin, Almanya’da ilkokuldan itibaren okullarda sosyal pedagogların görev yaptığını belirterek çocuklara fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldıklarında kendilerine başvurabileceklerinin anlatıldığını ifade etti.
Bilgin, bu durumun iki farklı tablo ortaya çıkardığını dile getirerek "Bir gerçekten şiddet gören çocuklar var, bir de aile baskısından kaçmak isteyen çocuklar. Özellikle kız çocuklarında bunu daha sık görüyoruz." diye konuştu.
Çocuklardan gelen şikayetlerin okul, kreş veya etüt merkezlerindeki görevliler tarafından Gençlik Dairesine bildirilmesinin yasal zorunluluk olduğunu aktaran Bilgin, kurumun ihbar aldığında çoğu zaman önce çocuğu aileden ayırdığını söyledi.
Bilgin, çocuğun alınmasının ardından ailelere genellikle hafta sonu boyunca bilgi verilmediğini, pazartesi günü kuruma çağrıldıklarını anlatarak bu süreçte ailelerin çevreden çok farklı tavsiyeler aldığı için öfkeli bir şekilde kuruma gittiklerini ifade etti.
Gençlik Dairesinin ailelere çoğu zaman "Bizimle işbirliği yapın yoksa mahkemeye başvururuz" dediğini aktaran Bilgin, "Vatandaşlar ilk aşamada iş birliği protokolünü imzalasınlar. Çünkü mahkeme devreye girmeden Gençlik Dairesi ikna edilirse çocuk daha hızlı geri dönebiliyor ama imza atılmazsa 24 saat içinde mahkemeden velayet kararı çıkabiliyor." diye konuştu.
Bilgin, mahkeme sürecinin çok uzun sürdüğünü vurgulayarak Münih'te velayetin geri alınması için ilk duruşmanın bazen altı ay sonrasına verildiğini belirterek "Aile haklı olsa bile çocuk bu süre boyunca yurtta kalabiliyor." ifadesini kullandı.
Gerçek şiddet vakaları ile ailesinden kaçmak için yalan söyleyen çocukları ayırmak gerektiğini kaydeden Bilgin, kendi tecrübelerine göre, çocukların büyük bölümünün kısa süre sonra eve dönmek istediğini kaydetti.
Bilgin, şiddetin tespit edildiği durumlarda ise doktor raporları alındığını; ailelerin terapi, danışmanlık ve şiddetle mücadele eğitimlerine katılmak zorunda kaldığını söyledi.
Alman makamlarının bazı kültürel farklılıkları anlamakta zorlandığını ifade eden Bilgin, özellikle kız çocuklarının arkadaşlarıyla görüşme saatleri gibi konularda ailelerle çatışma yaşayabildiğini belirtti.
Bilgin, bu nedenle Türkçe ve Türk kültürünü bilen bilirkişilere ihtiyaç olduğunu aktararak YTB desteğiyle Almanya’nın farklı şehirlerinde Türk ve Müslüman kültürünü tanıyan çocuk avukatları ve bilirkişiler yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Meslek hayatında unutamadığı olaylardan birini de anlatan Bilgin, bir çocuğun dedesinin hastanede sünnetle ilgili yaptığı konuşmanın "cinsel taciz" şüphesi olarak yorumlandığını ancak kültürel bağlam açıklanınca büyük bir yanlış anlaşılmanın önüne geçildiğini ifade etti.
Kaynak: AA
dikGAZETE.com
Haftanın Öne Çıkanları

PTT'den '2026 NATO Zirvesi' konulu anma pulu ve ilk gün zarfı

2026-07-07 09:22 - Kültür Sanat

Sağlık Bakanlığından son 2 yıldaki uygulamalara ilişkin açıklama

2026-07-05 21:02 - Sağlık

Kobe Bryant'ın izleri Los Angeles sokaklarında yaşıyor

2026-07-08 15:27 - Magazin

Kosova'da "Dostluk ve Barışın Ritmi: Barış Manço'nun İzinde Genç Sesler" konseri

2026-07-09 13:33 - Magazin

Japonya Dışişleri Bakanı Motegi: Türk kahvesi, içildikten sonra keyif vermeye devam etmesiyle de benzersiz

2026-07-08 14:23 - Magazin

Türk balerin Nilay Tahiroğlu, Bolşoy Sahnesi'nde 'özel diploma'yla ödüllendirildi

2026-07-05 18:37 - Magazin

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Ankara'da sabah koşusuna çıktı

2026-07-08 09:47 - Magazin

Red Bull "Yağlı Direk" etkinliği Ordu'da gerçekleştirildi

2026-07-06 11:32 - Magazin

Gipsy Kings by Andre Reyes, 'Viva El Arte' turnesi kapsamında İstanbul'da sahne aldı

2026-07-04 23:42 - Magazin

AJet'in Sivas-Köln uçak seferleri başladı

2026-07-09 10:38 - Çevre - Seyahat

İlgili Haberler

Rusya'dan Telegram ve Google'a 26 milyon ruble ceza

14:02 - Dünya

Sırbistan'da Tuna Nehri'nin su seviyesinin düşmesiyle savaş gemisi enkazı yeniden ortaya ç

13:17 - Dünya

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin: AB ülkelerinin Rus gemilerine el koymasına karşılık vereceğiz

13:13 - Dünya

Rusya: Mütekabiliyet ilkesi kapsamında düşman ülkelerin ticari gemilerini tarafsız sularda hedef ala

13:03 - Dünya

İsrail, Suriye'nin Kuneytra ilinde tarım arazilerini kimyasallarla kullanılamaz hale getiriyor

12:57 - Dünya

Günün Manşetleri

Ulaştırma alanındaki yatırım projelerine 6 ayda 41,5 milyar lira harcandı

14:52 - Ekonomi

İletişim Başkanı Duran: Vatandaşla iletişimi tek bir mecra ile sınırlı tutmamız düşünülemez

14:47 - Gündem

EIA: ABD doğal gaz stokları kış öncesi son 10 yılın en yüksek seviyesine çıkacak

14:42 - Ekonomi

IEA: Küresel petrol arzı temmuzda günlük 2,4 milyon varil arttı

14:37 - Ekonomi

Bakan Çiftçi: Devlet olarak, teknolojiyi yalanı büyütmek için kullananları engelleyecek, hakikatin s

14:33 - Gündem