Kutuplaşmalarla oluşan öyle yüksek bir öfke, gerginlik var ki.. 

Kimse de hala ibret alıp, insafa gelmiyor.

Hem de hâlâ...

Herkesin kendini düzeltmesinden ve çok suretli toplumsal birliğe hürmet etmekten başka hiç bir çare yok..

Eskilerin deyimi ile, “narı ancak nur ile söndürür.”

Herkes kendini düzeltecek; eleştiri, sadece düzeltmek için yapılacak!..

Eleştirilen, kulak verip samimiyetle düzeltecek..

Yapmacıklık, riyakârlık, insanların beğenisine oynama terkedilecek…

Şu an ortam, gündem daha çok dua zamanı; barış esenlik için dua etmeli, çünkü bir yandan da zulüm devam ediyor.

Adeta sistem sesleniyor...

Birliğe, tevhide, vahdete gelin... (bu anlayış ve getirisi yaşam halleri ile) artık sevin, kucaklayın...

Dengeye gelin (Haddi aşmayın)…

Evren capcanlı... 

Sürekli herkes avazı çıktığı kadar adeta, tüm içtenliği ile bela okuyor... 

İcabet olunuyor…

İnsanların halen ille de siyah ya da beyaz görme kolaylığında/ilkelliğinde olmaları üzücü gerçekten... 

Siyah ve beyaz tarafları tanımladıktan sonra, tüm gri tonlara kör olunuyor artık. 

Bu da hakkaniyetten uzak düşürüyor insanı. 

Lütfen sağduyunuza sahip çıkın, her şartta.

*

Ya şu ağlayan anneler…

Zulüm ve çok büyük ahlar..

Durum çetrefilli..

Bir taraf, kendini bembeyaz, ‘karşı taraf’ olarak kabul ettiğini, simsiyah görünce; insafa gelmedikçe…

Rahmete kalbimizi açıp, dahil olmadıkça, işler ters gider…

Hepsinin içinde hata da kusur da var, iyi niyet de var.

Adalet çok önemli konu; Kur’an ahlâkı.

Yaşın yanında kuru da yanıyor şu dünya hayatında.

Bakış açımız hep, hem ‘Cem’de/Vahdet’te hem de Kesret’te/Fark’ta olmalı!

Allah nasib etsin bizlere bu güzelliği, ‘Kemal’i.

Allah’ın sisteminde değişme olmaz!

İsim ya da kimlik farketmez; yapılanların neticesi oluşuyor; Sünnetullah’ı tam anlamıyoruz.

“Allah’ı layıkı ile idrak edemediler”

*

“Allahım, 

Biz yenildik, sen behemehal yardım et. 

Nusretinle muzaffer eyle.

Dünyamıza, bütün insanlığa sevgi, barış, esenlik, birbirimize karşı anlayış lutfeyle. 

Parçalanan tekliğimizi birleştir, bütünleştir. 

Şüphesiz ki sen her şeye kadirsin. Amin”

*

3 Aylar”, en güzel değerlendirme vesilesi.

Birlik (vahdet) ve çokluğu (kesret) aynı anda değerlendirmek hiç de kolay değil, emek istiyor. 

Sıratı Müstakıym üzere hidayet; Muhammedî ahlak bunu gerektiyor.

*

Dışarıda gördüğümüz kaos, bizden ayrı değildir.

(*)

Nûr-u ilâhi, kalbimizde pırıl pırıl parlamaktadır, mâsumiyet ile arınmışlıktan daha kestirme bir dönüş yolu yoktur evimize..

(*)-“Ona ateş dokunmasa da yanar.” (24/35)-

.

Gülşah Aslı Özhan dikGAZETE.com

.

(24-Nur Suresi/35. Ayet):

اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. (Diyanet Meali)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


sanalbasin.com üyesidir