Suriye, Barış Pınarı operasyonuna Türkiye’yi, Amerika zorladı; çünkü bölgeyi Türkiye’den başkasına emanet olarak devir edemezdi.

Her gelişmeyi kendi açımızdan okuyup değerlendirirken, bu seferki süreci, Amerika tarafından okumak gerekiyor.

Yüce Tanrı'nın yarattığı, yine Yaratıcı'sının emrine girmiş şekilde hizmet ediyorsa, o yaratılmış olana paha biçilemez elbette.

Yaratılan, “Emir olunduğu gibi” yaşayarak, “Salih ameller” işliyorsa, hakkını teslim etmemek de Yaratan'a karşı (haşa) tabiri caizse "Had bilmezlik olur” diye düşünmek gerekir.

Türklük” demek; “Etten, kemikten” biyolojik bir varlığa vurgu anlamına gelmemektedir. 

Türklük” vurgusunun arka planında yatan ana temayı; 

tarih boyunca damıtılarak biriktirilmiş derin tecrübe ile hayatın topyekün devamlılığı esasına hizmet etmeyi kendisine şiar edinmiş bir “AKIL VE DÜŞÜNCE SİSTEMATİĞİ”ne atıf olarak algılamak elzemdir.

Bir Türk dünyaya bedeldir” demek, Türk olmayan bir başkasının aşağılanması anlamını taşımaz.

Şekilci kalıplara sahip şablonlarımızdan, her kesimin yardımları ile hep birlikte kurtulup, mana odaklı anlayış ve algı kodlarımızı yeniden yapılandırmamız kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

Düşmanlıkların olmamasını dileriz. 

Örneğin; 

Bir Kürt'ün düşmanlığını kazanmış ‘birey'in en güvende olacağı yer, düşmanı olduğu Kürt'ün evinin içerisi olduğunu bilmeyenimiz yoktur” dersek, Kürt’ün hakkını teslim etmiş oluruz. 

Çünkü bir Kürt, evine gelen bir misafire ki bu şahıs düşmanı da olsa asla zarar vermez; veremez. 

Bu davranış şekli Kürtleri daha farklı ve insani vasıfları yönünden özel kılar. 

Bu manada;

Bir Kürt dünyaya bedeldir” denilirse, “diğerleri misafirperver değildir” anlamını çıkartamayacağımız gibi algılamamız gerekmektedir.

Böylelikle diyebiliriz ki;

“Türk Akıl Ve Düşünce Sistematiği”nin takipçileri topyekün kardeştirler.

Yanisi;

Bu şiarın etrafında toplanarak, Zalime karşı duran, Mazluma kol-kanat geren ve bunun için her türlü bedeli ödemeye hazır olan bir akıl ve düşünce sistematiğinin kanunlaşmış (töre halini almış) hayat tarzından bahsetmekteyiz.

Gelelim Suriye konusuna;

ABD’nin gönderdiği onca silah ve mühimmatın akibeti nedir, ne kadarı kullanıldı, silah ve mühimmatların kalanı nerede? listelemek elzemdir.

Aslında ABD içinde bitmeyen bütçe tartışmaları ve ABD dışında yapılan bütün operasyonların sebebi, bir türlü kapatılamayan bütçe açığı ve süper güç olmanın getirdiği maliyetin finanse edilmesinden kaynaklı harcamaların yüksekliğidir.

Suriye’ye gönderil(meye)en silah ve mühimmat ile bütçe açığının bir kısmının hesabı bu şekilde (kapatıldı) verildi.

Bu da demektir ki ABD, CIA üzerinden ekonomik olarak ciddi bir kıskaç içerisindedir.

Ekonomik kıskaca sokulan ABD'nin ya bir yerlere savaş açıp saldırması gerekir, ya da maliyetli bölgeleri anlaşabildiği (bölgesel) güçlü askeri yapılara devir etmesi gerekir.

ABD, mecburen Suriye’nin hamiliğini bazı ön şartlar sunarak, yüksek maliyetlerden kurtulmak adına devir etmek zorunda.

Batı İttifakı, yüksek maliyetlerden kaynaklı hem yorgun, hem de ekonomik olarak yetiştiremiyor.

Kadim Akıl”, her yön ve alandan hesabını yaparak uzun bir süre hamlesiz kaldı.

Doğru kodlamalar ile hem sahayı hazırladı, hem de Batı İttifakı’nın yorgun düşmesinin yol taşlarını döşedi.

Erenler, arınabilenleri aralarına beklerler…

Erenlerden feyz alan, “Kadim Türk akıl ve düşünce sistematiği”nin takipçilerine bin selam olsun.

.

Ali Karani, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Necdet Çelikdönmez 2019-10-21 09:55:12

Dik gazete com yazarı Ali Karani bey'i makalesi için tebrik ederiz.Kalemine kuvvet yüreğine sağlık yazının metnine katılıyorum.Varsayımları doğrudur.Esen kalasın selamlar...


sanalbasin.com üyesidir