Ülkemizde ekonomi/dolar üzerinden "15 Temmuz" benzeri bir durumu tekrarlamak isteyen ihanet şebekelerini ilgi ile takip edip, bir yandan da bu hain girişime, kişisel olarak, nasıl karşı koyarız düşüncesindeyiz.

Böyle bir durumda insan düşünmüyor değil; "Alçaklar, alçaklığını yaparken, bizim bunlara karşı aldığımız karşı savuma ne olabilir?” Bu soru, net bir cevap bulur ve bizler bu süreçte vicdani ‘rahatlık’ içinde olursak, işte o vakit ülke değerlerinin yeşermesi için bir ‘tohum’ saçmış oluruz.

Yaptığımız her işin kaynağı Kur’an ve Peygamber sünneti olur, uygulamalarımızın özü Allah’ın rızasını kazanma amacı taşırsa, işte o vakit ‘kazananlardan’ oluruz inşallah…

Bir önceki yazımızda başlığı "YÖK ve TMOK örneği ile engelli sporu" idi. 

Kaldığımız yerden devam etme adına, her yazımızda olduğu gibi hayırlara vesile olması amacıyla, besmeleyle kaleme sarıldık.

Evet, "Engelli birey üniversiteli olmalı yetmiyor" derken, her ne kadar engelli bireyler 100 TYT puanı alması durumunda sınav hakkı ve kontenjan desteklense de, asıl önem taşıyan durum "Sağlam alt yapıya, nitelikli eğitim-öğretim ortamına ve alanın uzman akademisyenlere ihtiyaç duyulması…”

İşin ehemmiyeti bununla da sınırlı olmayacağını mail (gulumseyen@hotmail.com) adresimize düşen bilgiden anladık…

NASIL ANTRENÖR OLACAKLAR?

Üniversitelerin Beden Eğitimi ve Spor Bölümlerine öğrenci alımları devam ediliyor.

Yüksek Öğrenim Kurulu’nun (YÖK) yüzde 10 engellikontenjanından yararlanmak isteyen yüzde 40 üzeri engelliraporuna sahip öğrenci adayı ile Spor Bilimlerine (Fakülte veya Yüksekokul fark etmiyor) başvuran öğrenci adayı, sınavı yapacak heyete soruyor.

- Koşabilir misin?

- Hayır.

- Jimnastik veya güreş yapabilir misin?

 - Hayır.

Öğretmenlik bölümü hariç (dense de bu öğrenci okulundan mezun olduktan sonra pedagojik formasyon eğitimi alıp öğretmen olur mu olur!) diğer bölümlerde yüzde 10 engelli kontenjanından yararlanacak bu "Süreğen Hastası" (Siz buna Kalp, Böbrek, Diyabet v.b. raporu yüzde 40 üzeri olan hastalıkları katabilirsiniz) antrenör olacak, öyle mi!..

150 PUANLA MÜHENDİS, 200 PUANLA TIP...

Kendisi engelli raporuna haiz, YÖK de bu vatandaşa 100 TYT ile üniversiteli olma yolunu açıyor.

YÖK’ün puan dışında, engelli bireyleri yetenek sınavları için her üniversiteye kendi yönetimiyle baş başa bırakmış.

Spor Bilimleri (fakülte veya yüksel okul fark etmiyor) kendi sınavyönetmeliğini kendileri hazırlıyor.

Bazıları, sınav için sadece engelli raporunu yeterli görürken, bazı üniversiteler engelli bireyler için belli yıl aralığında sporcu geçmişi şartı arıyor.

YÖK’ün Spor Bilimleri için aldığı kararı (Engelliye yüzde 10kontenjanı) uygulamaya geçirmeyen üniversite ise, gözden düşmemesi için, deneme/yanılma yöntemi ile bu süreci işletiyor.

Bu kargaşanın önüne geçmenin yolu, YÖK’ün Spor Bilimleriyleilgili komisyonunda, engellilerle ilgili alt komisyon/kurulun oluşturması kaçınılmaz.

Akademisyen büyüğümüzün değindiği gibi, “Madem 100 puan alan engelli kardeşlerimiz antrenör olabilecek ise, aynı şekilde 150 puan alan bu kardeşlerimiz mühendis, 200 puan ise tıp doktoru neden olmasın?.."

LİYAKAT, EHLİYET VE SADAKAT...

Engelli kardeşlerimize YÖK tarafından, pozitif ayrımcılık (içi henüz daha doldurulmayan) sağlanırken, spor liselerinden mezun olan ve Spor Bilimlerine girecek olan öğrencilere tanınan ek puanı 2012yılından sonra kaldırılmasına, milli sporculara tanınan ‘kontenjan’ sınırlamaya ne demeli?

Sözün özü, dolar üzerinden üretilmeye çalışılan ‘komplo’ teorilerinin kaynağında, uluslararası terör mafyasının olduğu her halinden belli.

Öyle ise iş dönüp dolaşıp işin kaynağında ‘liyakat, ehliyet’ ve sadakat (15 Temmuz’da daha çok önem taşıdı) taşıyan kişilere işi teslim etme gerekliliğinin ‘mecburiyeti’ yatıyor.

Madem bilgi paylaşıldıkça değer kazanır. Gelin, doğru bildiğimizi şahsımız kadar, kamu yararı için de kullanalım, inşallah…

.

Ahmet Gülümseyen, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir