Matbuat alemi.. 

Dipsiz kile, boş ambar..

Hepsi mi?.

Değil elbette ama çoğu eksantrik..   

Maalesef!.. Maatteessüf.. 

Sağ cenahta takılanında da, solculuk filmi çevireninde de durum ayni..

Hatta eskileri koyun bir kenara, yeniler daha da berbat..  

Erkeğinden vaz geçtik, bayanı da aynı.. 

Başı bağlısından başı açığına kadar, pek değişen bir şey yok medya denen kulvarda..

Biraz daha eşeleyelim..

Bu sektörde hemşehricilik adeta kavmiyetçilik kadar sıkıntılı bir şey.. 

Bir misâl;

Adam müflis bir tüccar.. 

Ya da ailesini idare edemeyecek kadar yeteneksiz..

Daha daha;

İki kaz güdemeyecek kadar da kabiliyetsiz..

Dahasının dahası da; yareninin koltuğunu altından kaydıracak kadar cibilliyetsiz..

Ancaaakk; 

Gazetenin patronu şayet akrabasıysa veya bilmem hangi koordinatör köylüsüyse ya da hangi sayfa redaktörü dayı-amca çocuğuysa, iş biter.. 

Ardından çektir bir yakışıklı fotoğraf, oldun köşe yazarı..  

Türkçeyi düzgün kullanmıyormuş, kelime noksanı varmış, ifade eksikmiş, hepsi boş!.. 

İki kelime yaz, birkaç da uydurukça cila yap, yeter!..

Sonra?..

Bir anda gazetelerde arz-ı endam et, birkaç yazın da çıktıysa artık değmeyin keyfine, pozundan yanına yaklaşamazsınız..

Pozu da geçtik, “ben neymişim be abi” deyip megaloman olur, çıkar..

Evet değerli dostlar;

Geçmişte durum farklıydı.. 

O devirlerde çok kaliteli kalemlere şahit olduk.. Fikren ve siyaseten ayni yolun yolcusu olmadığımız pek çok kişilerin de yazılarını dikkatle okurduk, mekanlarında da bulunurduk..

O zaman da olumsuz figürler, ayarsız tipler vardı, ama azınlıktaydı.. 

Birbirleriyle tenakuz içinde olan yazıların müellifleri fikri karşıtlıklarını birbirlerine sunarlarken bile nezaketi elden bırakmazlardı..

Şimdi bakıyorum, işin cılkı çıkmış..

Vefa yok!..

Selam yok!.. 

Sevgi yok!..

Hatır yok..

Gönül yok!.. 

Üstüne üstlük; muhbirlik var.. 

Yalancılık var..

Medyanın yöneticilik kısmında da durum farklı değil..

Adam yılların idarecisi..

Gazetesinden kovulmuş.. 

Haftası dolmadan, gitmiş bir başka gazetede üst seviyede yer bulmuş..

Sanki bulunmaz Hint kumaşı.. 

Demek ki tezgah güzel işliyor.. 

Sahiplenme de iyi..

Pastayı kaptırmama ise daha da alâ..

Ya solcu ve Kemalist  geçinenler?.. 

Onlarda da durum farklı değil.

Onlar da kendi sahalarında ayni şekilde paslaşıyorlar..

Hele onlar daha da acayip, çünkü peşin hükümlüler, art niyetliler..
Kafalarına takmışlar bir ilericilik safsatası, bir ulusalcılık hikayesi habire bağırıp çağırıyorlar..
Kendilerini ne hikmetse bu aziz milletin fevkinde görüyorlar..

Ama millet de onları kale almıyor..   

Gelelim televizyon alemine..

Karasalından uydusuna kadar yayın yapan kaç tane televizyon varsa programlara çıkanlar üç aşağı beş yukarı ayni kişiler.. 

Kadın olsun, erkek olsun, sanırsınız ki Türkiye’de bunlardan başka insan yok!..

Öylelerine şahit oluyorum ki, konuşurken bir cümleyi belki yüz kere döndürüp renkli ifadelerle cafcaflı yabancı terimlerle millete yutturmaya çalışırlar..

Ayrıca;

Bir mecliste aralarında bulunsanız küçümserler, tepeden bakarlar..

Yetmedi, kulis yaparlar..

Daha daha, triplere girerler..

Tabii zaman zaman meslek icabı böyle tiplerle karşıya gelsem de böyle pozlar bana sökmez.. 

İplemem çünkü.. 

Netice-i kelam; durum bu.. 

Türkçesi eksik, diksiyonu bozuk, akidesi flu, pek çok  kişiyi de böylece anmış oldum..  

Neymiş?..

Yazarmış!..

Neymiş?..

Programcıymış!..

Ya da, yorumcuymuş!..

Ne diyelim; izle ve gül.. 

Evet, gül Allah gül.. 

Allah gülmekten ayırmasın!.. 

Vesselam!.. 

:

Sami Özey, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.