Yaşam sözcüğü "Yaş" kökünden türemiştir,

"Yaş" tabiri, kurunun zıddı ve taze/körpe anlamında kullanıldığı gibi, olguların geçirdiği yıl/süre dilimlerini de ifade etmektedir. (yaşlanmak/yıllanmak gibi..)

"Yeşil" kavramı da Yaş/Yaşıl kök sözcüğünden türemiştir, mesela "bitkilerin yeşermesi" tabirindeki "Yeşermek" fiili, yeşillenmek/yaşlanmak anlamını taşır.

Arapça'da "Yeşil" kavramı Hadra/Hıdır sözcükleri ile tabir edilir, "Hızır" sözcüğü de buradan türemiştir.(Bahar'ın gelişini / Doğanın yeşillenmesini müjdeleyen "Hıdır/ellez" Bayramını konu ile ilintili düşünebiliriz.)

*

Yaşam sözcüğü, Arapça'daki "Hayat" kavramı ile anlamsal benzerlik taşır, yine Arapça’da Diri/Canlı anlamında kullanılan "Hâyy" sözcüğü de bulunmaktadır.

"Hâyy" sözcüğü ayrıca "Yılan" anlamına gelmektedir.

Yılan sembolü, birçok kadim medeniyet açısından önemli bir figür olarak kullanılmıştır, mesela 12 Hayvanlı Türk Takvimi'nde "Yılan" kavramı bir yılın ismiydi.

Hâyy/Yaşam/Yılan kavramları bir arada düşünülünce "Y" vurgulu ilginç bir bileşke oluşmaktadır,

Bu bağlantılar, insanın aklına Tıbbın simgesi olan "Kadüse" sembolünü getirmektedir.

Kadüse, "Y" harfini andıran bir asaya dolanmış Çift Yılan'ı simgelemektedir,

Peki "Asa ve Yılan" sembolleri bize Kitap’ta geçen hangi kıssayı hatırlatıyor?

Taha Suresi’nde Hazreti Musa'nın Asa'sını yere atarak yılana dönüşmesi olabilir mi? (Musa'nın, Hızır ile bir yolculuk yaptığını da hatırlayalım)

Bu dönüşüm misalinde de yine bir canlanma/diriliş anlatılıyordu.

Yılan sembolü adeta doğadaki canlanışı simgeliyordu (Taha suresi "Ta ve Ha" harflerinin vurgusundan dolayı bu ismi almıştır, "Ha" önemli bir semboldür).

*

Yılan, kabuk değiştiren bir hayvandı, görünüşünü yeniliyordu/örtüsünü değiştiriyordu; tabiat da bir "Yılan” misali, sürekli kendini yeniliyordu, örtüsünü değiştiriyordu.

Peki Yılan/Yaşam olgularının "Kadın/Dişil" kavramları ile bir bağı yok mu? 

Tabii ki var! 

Mesela, Tevrat'ın Yaratılış/Genesis bölümünde Havva'yı "Etz Hayyim" denilen "Yaşam Ağacına" yönelten Şeytan figürü, bir Yılan olarak tasvir edilmiştir. (Hayyim İbranice'de 'Yaşam' anlamına gelmektedir; buradaki söyleniş benzerliğine dikkat edelim /Hâyy/Hayyim)

Şimdi semboller ile bağ kurmaya devam edelim ve elimizde toplanan verilere bakalım.

ŞeytanYılanKadınYaşam, bu semboller bizi kime götürüyor? 

Tabii ki "Yılanların Şah"ı olan Yılan Kadın >> Şahmeran'a...

Şahmeran yarı insan yarı yılan bir varlıktı. 

Bilgeydi fakat yardım ettiği bir genç, onun ölümüne sebep olmuştu… (Mitolojideki Yılan saçlı kadın "Medusa" örneğini de konuyla ilintili düşünebiliriz.)

Mitolojik anlatımlardaki "Yılan kadın" gibi "Denizkızı" sembolünün de dişil bir formda olması, geçmiş medeniyetlerin zihinlerinde insanımsı türlerin yer edindiğini ve bunların mitolojik figürler olarak tasvir edildiğini göstermektedir.

*

Bilindiği üzere Evrimleşme Piramidi’nde balıklardan sonra hem suda hem de karada yaşayabilen "Amfibi" isimli bir geçiş formu vardır.

Tamamen karaya uyum sağlayan ilk tür ise sürüngenlerdi, bu açıdan düşünülünce "Yılan" sembolünün insanoğlunun zihninde derin şekilde yer edinmiş olması daha anlaşılır olmaktadır.

*

"Yaşam ve Yılan" üzerine olan konumuzu daha fazla karmaşık hale getirmeden yazımızı şu sorumuzla bitirelim:

"Bize dokunmayan yılan" bin yıl daha yaşasın mı?

Yoksa bize dokunmasını mı beklemeliyiz?

.

Cengiz Han Güven, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir