'Us' undan şüphe duyan, uykusundan feragata düçar olurmuş (M.B.)*

Bugün doğu illerimizde Kandil'in ne yapmak istediğine anlam veremeyenler başını yastığa koyup rahat bir uyku uyuyamıyorlar.

Aklını 'Üst akıl'a kiraya veren Kandil'in mağara esnafı ise inlerinde her an bir füze ya da bombanın travmatik bekleyişi içersindeymiş gibi... Sanıyorlar, yanılıyorlar...

Onlar çıkacakları TV kanallarındaki röpörtaj ya da müstear isimle yazdıkları metin üzerine  odaklanıp, entelektüel faliyet yapmakla meşguller.

Bu durumu, başıboş saldırılardan, serpme mücadele yöntemlerinden, harakiri "vur-kaç"lardan, kayıplardan ve "kendi kaderiyle başbaşa kalmış" izlenimi veren "ydgh"lilerin çaresizliklerinden anlamak güç değil.

Ara vermediği ölçüde kayıp vermek...

Savaş denilen sanat, mağara esnafının elinde bir harcıalem ki, o kadar olur.

Cömertlik damarı kabaran Kandil'in bu çocukları harcamasını "hdp", Kandil'e sormayacak da, ben Merkel'e mi sorayım!

Amaç, kaotik atmosfer oluşturup halkın gündelik yaşantısını tasarruf altına alarak kimseye rahat uyku uyutmamak.

Bundan öteye geçmeyecek biçimsel bir mücadele yöntemi: Kazananı belli olmayan sürdürüp öngörülebilir ya da sonlandırılabilir kopuk bir kalkışma.

Hazır uykumuz kaçmışken Kandil'in, bu cesaret ve gücü nereden aldığına dair fikir jimnastiği yapmakta fayda var.

Mesela:

Bırakmayacaklarını söyledikleri silah ve bombaların menşei, orijinal aparatları, değirmenin suyu gibi...

Koşul öne sürme alışkanlığından kurtulamayan mağara esnafı, savaş ilan ediyor.

'Üst akıl' ise düşmanını hep dost kuvvetlerinin içinden seçtiriyor, bir düşün.

Neden?

Özgürlüğün kapılarını açabilecek çilingir edasıyla gelip, savaşın yıkıntıları arsında bîçare bırakıyorlar.

Hep böyle oluyor.

Onlarca ülkenin cirit attığı (Bomba) Suriye'yi düşün mesela.

Siz de düşünün sayın eş başkan!

'Öz yönetim' ilan ettiğiniz bir çok ilçede, yaşamın tek belirtisi, bomba ve kurşun seslerinin duyulmasından ibaret.

Sayenizde sokaklar, olgunlaşmamış bireylerin kitlesel stüdyolarına dönüştü.

Hendek kazıp direnç göstererek amaca ulaşmak, bedeli ağır olan kurgusal bir  gerçekliktir sayın eş başkan!

Devletin o mahalleleri Kandil'in keyfe-keder insafına terk etmeyeceğini bildiğiniz halde, neyin 'öz yönetim'i bu hal, yoksa amaç, 'ohal' mi?

'Ohal'de durumunuzu gözden geçirin...

Daha dün, 'TOMA'lara taş attırılan bu gencecik çocukların bugün, ellerine boylarından büyük silahlar tutuşturularak trajik öykülere özne olmasında sizlerin sorumluluğu yok mudur!..

'Çözüm süreci' adına, gücünü sizden saklayan 'taciz edileni korumak dışında' ölçülü ve hassas davranan devleti yok saymak yanılgısından kurtulup, mağara esnafıyla aranıza çizgi çekmenin vakti gelmedi mi!..

Sayın "eş başkan", halk sizi Kandil'in ulaşmak istediği şeyleri ayaklarına götürmeniz için seçmedi.

Darbelere ilham kaynağı olan bir kısım "paralel"in ve dahi güne kendini kandırarak başlayan 'Hürriyet'in dolmasına gelmeyin!

Paralel Medya'nın göçüğü altından bas bas bağırıp şahsiyetlerini yırtan liberallerin "darbe olmasa da 'NATO' el koyar dayanın!.." söylemlerine değil, halkın sesine kulak verin.

Bırakınız onlar içeriği tehdit dolu hava tahmin raporları yayınlamaya devam etsinler.

"Bu kış hava çok sıcak geçecek"miş, "Fırtına yakın"mış... Kulak asmayın!

Barış içinde yaşamak ve kucaklaşmaktan sıcak ne olabilir.

Halka rağmen Kandil'e bel bağlamak zafiyettir.

Halka eziyettir.

Yazık ve de günahtır.

Ahmet Beyaz dikGAZETE.com için yazdı

(M.B.)* Medya Berberi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.