});
Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray Avrupa sınavında olunca, Trabzonspor için ‘analiz’ kaçınılmaz oldu. Bir futbolcu için Avrupa maçlarında mücadele etmesi, ligde ortaya koyduğu performansa nasıl yansır, her defasında merak konusu olmuştur.
Bu durum takımlar için de geçerli.
Bordo-mavili ekibin bu kulvarın dışında olmasının artı ve eksileri neler, bordo-mavili ekip için merak uyandırıyor.

Ligin geride kalan haftalarına baktığımızda, Karadeniz ekibi sevenlerine umut veriyor.
Beşiktaş’tan sonra Kayseri deplasmanında alınan üç puan, içerde ve dışarıda oynanan maçların birbirlerinden ayrıt edilmeden, açık oynayan ve kazanma yönünde istekli, puana yönelik bir oyun sergilediği, bunun bir göstergesi olarak neticeye yansımakta. Haklı olarak futbolseverler, ‘Bu oyunun devamı gelir mi?’ şeklinde, merakını dillendiriyor!

Yazımızın özeti de olacak sözü, şimdi söyleyelim.
Teknik Direktör Shota Arveladze ne diyor; ‘Trabzonspor güçlü bir kadroya sahip...’ Evet, bordo-mavili ekip çok güçlü bir kadroya sahip, bunun canlı örneğini Kayseri maçında gördük. Oyuna sonradan giren futbolcular maçın skoruna etki yapacak yeteneğe sahip.

Yine Shota için birkaç konuya dikkat çekmek istiyoruz. Ülkemizde bulunduğu dönemde oyuncu ve teknik direktör olarak hizmet veren teknik adam, elindeki malzemenin kıymeti ne denli bildiğini, 1,5 ay takımdan ayrı olan Mehmet Ekici’nin Milli Takıma çağrılması ile ilgili soruya ‘Ben de olsam çağırırdım. Sonuçta 5 dakika da oynayabilir ve duran toptan gol atabilir’ şeklindeki sözleri, tecrübeli çalıştırıcının Milli Takımımıza duyduğu sevgi, futbolcusuna olan güvenin göstergesi.
Böyle bir anlayışın ortaya çıkaracağı ekip-takım, içinde yer aldığı yarışta başarıyı sonuna kadar devam ettireceği izlenimi veriyor. 

Önce Galatasaray, geçen akşam da Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın Avrupa maçları vardı.
Kadro zengini takımlar için farklı kulvarlarda olmak dezavantaj olmasa da, bir de bu oyuncular maç ayırt etme gibi (Avrupa-Lig) olumsuzluğa kapılması, dezavantaj olarak performansa yansır. Böyle bir durum ‘bordo-mavili’ ekip için geçerli olmadığı için, Trabzonspor için mazeretten öte geriye ‘başarmaktan’ başka bir seçenek kalmıyor.

Teknik direktör, futbolcu, kısacası kadro yapısı olarak Bordo-Mavili ekip için ortaya olumlu tablo çıkıyor. Buna rağmen, bugünlerde geçmişte izlediğimiz ve her defasında Karadeniz ekibinde kafa karışıklığına neden olduğu için, başarıyı olumsuz etkileyen ‘şike’ dedikodusu gündeme getirilmeye çalışılıyor. 

Bakın kişi-kurum, her kim oluyorsa, eğer bir haksızlığa uğramış ise hak arama mercileri ulusal-uluslararası mahkemelerdir. Trabzonspor bu kararı mahkeme yolu ile halletmek için süreci işletti.
Bu süreç dört yıla yakındır devam ediyor.
Trabzonspor, 2010-2011 Sezonu'nun Şampiyonluk Kupasının, Fenerbahçe’nin ‘şike’ yaptığı gerekçesi ile kendisine verilmesi için hukuksal süreci başlatıp sonuna kadar takipçisi de oldu...

Bordo-mavili ekip, söz konusu ‘şike’ olayı ile ilgili hukuksal sürecin son aşamasında, TFF’yi UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu’na şikayet etmesi ve sonuç alamaması neticesinde, bu kez UEFA Temyiz Kurulu’na başvurmuştu. Bu süreç ilerlerken bir grup taraftar UEFA Genel Merkezinde ‘protestodaydı’. 

Sonuç mu, ‘hak arama’ adına bu ve buna benzer durumlar için işleyen sürecin ‘provoke’ edilmemesine dikkat edilmesi gerek.
Bu sezon, sahada başarılı olmak için bordo-mavili ekipte her şey hazır.
Kısacası bu başarılı süreç, ‘şike’ konusuyla gölgelenmemeli.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.