Ortadoğu’nun siyasi tarihinin ekonomik krizler, totaliter rejimler ve sivil rejimleri deviren askeri darbe veya darbe teşebbüsleri ile malul olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun son örneğini Sudan’da gördük. Yönetimi deviren askeri oligarşi, istikrar vaad eden ve hukuka dayalı bir yönetime geçiş için hazırlık içinde mi yoksa farklı aktörlerin elinde bir kukla mı? 

Başkenti Hartum olan resmi adıyla Sudan Cumhuriyeti, Afrika’nın 3. en geniş ülkesi. 1956’da bağımsızlığını kazanan Sudan, parlamenter rejimi esas alan bir yönetim benimsedi ancak 1989’da Tuğgeneral Ömer El-Beşir darbeyle yönetimi ele geçirdi.

Petrol ve su yönünden zengin olan Sudan’da açlık en büyük sorun, bunun en önemli sebebi de siyasal karmaşa, zira ülke Kuzey ve Güney Sudan olarak yıllardır çatışma halinde. 

Geçtiğimiz hafta, uzun protestolar ile siyasal gündemin iyice gerildiği günlerde, Sudan ordusu, Ömer El-Beşir’in tutuklandığını, 2 yıllık bir geçiş döneminin başladığını bildirdi. Askeri darbe sonrası, mevcut yönetim tamamen feshedildi ve olağanüstü hal ilan edildi.

Ortadoğu’da darbeye destek veren ülkeler arasında Birleşik Arap Emirlikleri de bulunmakta. Bu gelişme, Sudan’daki yönetim değişikliğinin komşu ülkeler için ifade ettiği anlam bakımından önemli.

2018 yılı sonundan beri devam eden iç huzursuzluklar, Ömer El-Beşir’i istifaya ikna edemeyince artan protestolar, darbenin fitilini ateşledi denebilir.

Protestoların ardında, ekmek fiyatlarının artması, benzine zam gibi ekonomik faktörler yatıyor (tabii bu yorum, buzdağının bazı medya organları eliyle aydınlatılan yanı), ancak büyük resme bakılacak olursa, uluslararası arenada aktörler yine çıkar maksimizasyonu için sıradalar. 

2018 itibariyle “Sudan Poundu”nun bir yılda değerinin yaklaşık yüzde 90’ını kaybettiği biliniyor. Ancak bu, yönetimin başarısız ekonomik politikalarından daha fazla sebebe bağlı.

Sudan’daki askeri darbenin muhalefet cephesi tarafından, yaşanan kötü yönetime ve hukuksuzluğa karşı doğal bir tepki olarak gerçekleştiği değerlendiriliyor. Ülkedeki muhalefet partileri ve silahlı eylemciler protestoları destekledi ve Ömer El-Beşir’i iktidarı barışçıl yollarla terk etmeye davet etti. Ancak yönetimin ısrarı, darbeyi de beraberinde getirdi.

Uluslararası ilişkiler ve stratejik angajmanlar perspektifinden bir okuma yapılacak olursa, Sudan’da vuku bulan darbenin, ülkemiz açısından da önemli etkilerinin olacağı sonucuna varılabilir. Ülke, Türkiye’nin Afrika’ya açılan bir kapısı olması açısından önem arz etmekte. 

Öte yandan, Çin’in de ekonomik politikaları Sudan ile yakından ilgili. 2018 Eylül’ünde, Çin ve Sudan arasında ekonomik antlaşmalar imzalandı. Buna ek olarak, uranyum zenginleştirme programı kapsamında Sudan - Çin Ulusal Nükleer Şirketi ile Şubat ayında ortaklık antlaşması imzalamıştı.

Jeopolitik uzmanı Andrew Korybko, Sudan’daki askeri yönetimin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile arka plandaki lider olan ABD ile işbirliği yapacağı, fakat Rusya, Çin ve Türkiye ile ilişkilerini de sürdüreceği tahmininde bulunuyor.

Son gelişmelerde, protestolar yönetimin sivillere devredilmesi talebiyle sürüyor ve protestocular Genelkurmay önünde oturma eylemlerine devam ediyor. Sosyal medya üzerinden dile getirdikleri taleplerinin başında da “keyfi olmayan bir sivil idareye geçiş” geliyor.

.

Dr. Begüm Burak, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @begumburak1984 , @dikgazete

SON DAKİKA SUDAN HABERLERİ İÇİN TIKLAYIN...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir