Öncelikle belirtmeliyim ki; Soner Yalçın’ın yazılarını kendi sitesinden takip etmeye çalışırım.

1 Kasım’da yayınlanan “Alkış” tartışması” başlıklı yazısını da okudum.

Özet olarak; “Camide “alkış” için yıllar geçmesine gerek yok, zaten kültürümüzde var! diye başladığı yazıda; “En son -eski komşum- Ara Güler'in cenaze töreninde yaşandı: Camide, kilisede, sinagogda alkış olur mu?

Kilisede ve sinagogda alkış olur mu, bilemem.

Peki camide olur mu? Konumuz bu.

…Şeyh Tevfik Efendi'yi bilir misiniz; II. Abdülhamit'in “baş/ser alkışçısı” idi.

Sarayda altı kişilik “alkış bölüğü” vardı!

Konumuz cami olduğu için örneği buradan vereyim:

Padişah cuma namazını kılmak için saraydan çıkarken seralkışçının işaretiyle, alkış çavuşları bağırarak şöyle derdi:

Uğurun hayır ola, yaşın uzun ola, hak Teâlâ efendimize ömürler vere devletinle çok yaşa…

…Bayram namazlarında, Kadir Gecesi'nde de benzer alkış merasimleri yapılırdı.

…Bizim kültürümüzde camide “alkış” geleneği var.

…“Alkış” insanların; kendileri, yakınları ve sevdikleri için övgü, kutsama, iyilik dilemek amacıyla söyledikleri kalıplaşmış sözlerdi.

Tanrı'ya seslenme idi.

Kaşgarlı Mahmut'un Divanü Lûgati't-Türk sözlüğünde de “alkış”, övgü-dua olarak tanımlanıyor.

…Kimileri…

Camiyi halkın toplanma yeri olmaktan çıkarıp, salt ibadet edilen yere dönüştürdü. Bin bir yasakla camiyi hayata kapattı.

…Cami avlusunda “Allah rahmet eylesin”, “Mekânı cennet olsun”, “Nur içinde yatsın”, “Allah taksiratını affetsin” diyerek alkış tutmayı dinen yasak eyledi!

...Camide “alkış” için yıllar geçmesine gerek yok, zaten kültürümüzde var!

“Alkış” bir duadır…”

Soner Yalçın’ın yazdıkları doğrudur hatta bahsettiği gibi, Osmanlı’da var olan padişahı alkışlama, İzmir’in işgaline kadar sürmüş; işgali takip eden ilk Cuma selamlığında Sultan VI. Mehmet, Hamidiye Camii önünde kendisinin alkışlanması esnasında Başmabeyinci Yaver Paşa’ya; hiddetli bir şekilde; “Paşa, sustur şunları!” dedikten sonra; “Bunun artık mağrur olacak tarafı kalmadı. Acemane taraflara lüzum yok” demesiyle alkışlama bir daha yapılmamıştır!

Evet, doğrudur fakat “Alkış” bir duadır” satırında bir saptırma ve yanlış vardır!

Burada Şamanizm’i anlatacak değilim fakat alkış bir Şamanizm gerçeği ve ibadetidir.

Dede Korkut kitabından örnek; “Oğuz beyleri el kaldırıp dua ettiler. Beylerin alkışı alkış, kargışı kargıştı.” (Duası makbul, bedduası lanetli...)

“Boy beyleri başlarını göğe tuttular, alkış (dua) ettiler ve Dirse Han’ın oğlu dünyaya geldi.”

“Tanrı, Mangdaşireye dedi: “Ey Mangdaşire, bugün var, Erlik’i göklerden süreceksin, maksadına erişeceksin, ondan çok güçlü olacaksın. Benim gücüm, kudretim, takdisim (alkışım) sana yetsin.”

Bugün daha çok güreş meydanlarında gördüğümüz ‘cazgırlık’ın da Şamanizm’den geldiği belirtilmektedir. Çünkü Şamanlar, hoplayıp, zıplayıp, yerlere yatıp bağırarak dua edip sonra da alkışla dua ritüellerini tamamlıyorlardı!

Ben kimsenin alkışına ya da ıslığına karışamam!..

İsteyen alkışla, isteyen ‘kopuz’la, isteyen ıslıkla, isteyen zılgıtla, isteyen de Fatiha ile cenazesini kaldırsın…

Benim vurgulamak istediğim, Türkler, Orta Asya’da yaşarken Şaman olduklarından Anadolu’ya gelmelerinden sonra İslam’ı kabul edenler de dahil bazı adet ve geleneklerini sürdürmüşler ve sürdürmeye de devam etmektedirler!

Dolayısıyla Soner Yalçın’ın ifade ettiği, “tarihimiz bilinmiyor…

...Camide “alkış” için yıllar geçmesine gerek yok, zaten kültürümüzde var!” ifadesi Şaman kültüründe var fakat İslam’da ve Müslümanlıkta yoktur! 

Ortaya bir karışık yaparak, alkışın ibadet olduğunu ve camilerde yapılması gerektiğini söylerseniz, bu doğru değildir!

“Bizim aslımız Şaman’dır, dolayısıyla Şaman kültürümüzde alkış duadır…” diye yazmış olsaydınız doğru olurdu!

Yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu iddia edilen bir ülke için yazdığınız yanlıştır.

Çünkü ‘Kur’an-ı Kerim’ ve ‘Hadisler’de alkışın ibadet olduğuna dair bir emir ve bir söz bulamazsınız!..

***

Tebrik

Arkadaşımız/kardeşimiz Halil Güner, 27 Ekim Cumartesi günü, Ankara Gölbaşı Vilayetler Evi’nde yapılan törenle dünyaevine girmiştir. 

Çelik ve Güner ailelerini tebrik eder; Halil ve eşi Sümeyye hanımefendiye ömür boyu mutluluklar dilerim.

.

Ali Mevlüt Kaya, dikGAZETE.com

Twitter: @alimevlutkaya

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir