Daha önceki yazılarımda sistemin Türkiye'ye verdiği zararlar üzerine değinmiştim, fakat önümüzdeki referandum hasebiyle yeni ve eski sistem hakkındaki fikirlemi aktarmaya çalışacağım.
        Öncelikle eleştirdiğim nesneyi anlamamız lazım eleştirdiğim şey parlementer sistem değil parlementer sistem kılıfına bürünmüş bir yapının Türkiye'yi yönetmesidir. Şu anki mevcut sistemin, parlementer sistem mantığıyla alakası yok. Sistemi tasarlayanlar, "Hükümet seçilsin hangi partiden olursa olsun hükümeti biz kontrol edelim Cumhurbaşkanını da meclise verdiğimiz talimatlarla biz seçtirelim. Baktık işler kötü gidiyor darbe yaparız alırız geri." mantığıyla bu sistemi tasarlamışlar. Ne zaman Türkiye'yi refaha kavuşturma çabasında bir parti çıktı bu yapı Özal'a yaptığı gibi suikast, Erbakan hocaya yaptığı gibi darbe yaptı. Türkiye'nin son 30-40 yıllık tarihi, faili meçhul cinayetler ile dolu. Öldürülen siyasetçiler, gazeteciler; baskınlar, provokasyonlar ve daha neler neler... Kimse bilmiyor, Allah Allah kim yapabilir ki bunu (!)? Bu yapı, bir çırak gibi FETÖ'yü büyüttü zamanla. Bu sistemi oluşturan mimarlar FETÖ'ye işi iyi öğretti, sistem tam onların büyümesi için tasarlanmıştı. Kontrolu kaybedince en güçlü kozları FETÖ'yü sahaya sürdüler. Ellerinde patladı. FETÖ'de ellerinde patlayınca hani aksiyon filmlerinde olur ya kendi elemanı işi bitiremezde "Kendi işini kendin göreceksin" diye havalı bir kalkış yaparlar işte aynı bu durum yaşanıyor. Tayyip bey diyor ya "Maşalarıyla silah verdikleri, sırtını sıvazladıkları terör örgütleriyle 1 dolara satın aldıkları ajanlarıyla bizi sıkıştırmaya çalışanlar artık bizzat sahaya indi. Kardeşlerim "Maskeli balo" sona erdi."
        Bu bataklık içinden gül çıkarmayı başaran AK Parti iktidarı, geldiğimiz günde bu pisliği kökünden temizlemeyi amaçlamaktadır. Mesele "Başkanlık sistemi mı daha iyi, parlementer sistem mi ?" sorusu değil; esas olay Türkiye'yi kilitleyen mekanizmanın kırılmasıdır.
        Başka bir sorun da şayet bu parlementer sistem devam ederse Tayyip bey vefat ettiğinde AK Parti muhtemelen tek başına iktidar olamaz gibi duruyor. Kısacası krizler kaldığı yerden devam edecek. Türkiye'nin geri kalmış siyasi konjonktürü, koalisyonun bu ülke için zararlı olduğu düşüncesini akla getiriyor. Bu gibi sorunların da ortadan kalkması gerekiyor. 
        "Cumhurbaşkanı çok güçlü olacak ya hain birisi gelirse ?" Klişeyi yıkalım. Bu taslağı oluşturanlar bunu düşünemediler zaten, biz yine de değinelim. Devlet başkanının yeni yetkileri kontrollü, aynı zamanda sınırlı da. Yeni teklifin 8. Maddesinden alıntıyla:
"...Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder. Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar. Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir. Kanunları yayımlar. Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir. Kanunların, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açar. Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir. Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler. Yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyetinin temsilcilerini gönderir, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul eder. Milletlerarası andlaşmaları onaylar ve yayımlar. Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunar. Milli güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır."
       Yetki verdiğim devletin en üst makamının bu yetkilere sahip olmasındaki sorun nedir? Zaten yukarıdaki maddelerin çoğu, Cumhurbaşkanının şu anki yetkilerinin aynısı. Peki her istediğini yapabiliyor mu? Bakıyoruz: 
"...Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir. Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilir..."
       Kısacası Devlet başkanı, kanuna aykırıysa o işi yapamaz. Şu an Cumhurbaşkanı vatana ihanet dışında, yargılanamadığı gibi yeni sistemde meclisin salt çoğunluk oyu olursa artık yargılanabilecek. Cumhurbaşkanı şu an isterse seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Eski sistemde bu yetkisi var, yeni sistemde meclisi fesh ederse kendi başkanlığı da düşecek. Diktatörlük şimdi var, yeni sistemde diktatör yargılanabilecek alooooo. 
       Sual: Yahu madem eski sistem ona çok güç veriyor neden değiştiriyorki sistemi? 
       El Cevab: Nefsinin derdinde değil ülkenin derdindeysen bunu yaparsın. Nefsinin derdinde olan bunu yapmaz. Amaç bu istikrarı devam ettirmek ve Türkiye'yi kontrol etmeye çalışan mekanizmayı devletten temizlemek. 

       En üzücü nokta ise bu tarz önemli bir referandumun yine taraflar üzerinden ilerlemiş olmasıdır. Siyasilerin sloganik konuşmasını anlayabilirim ama halkın, tartışmaktan eleştirmekten uzak sloganik konuşması yine bir seçim zaiyatı olarak kayıtlara geçti. Hele hele tasarıyı okumayanların "Diktatörlüğe ne meraklısınız, Tek adamlık gelecek" gibi laflarla koca bir referandum sürecini geçiştirmesi ise ayrı bir dramdır.
        Velhasılı kelam yeni sistemin en mükemmeli olduğunu savunmuyorum fakat eski sistemi korumak için en ufak bir gerekçe dahi yokken hayır demek bu ülkenin zararınadır. Bu sistemi korumak ise ölümcül bir hatadır. İster hayır deyin, ister oy kullanmayın, yaptığınız tek şey bu sistemi korumak olacaktır. Bu sistem böyle devam ederse en iyi ihtimal Türkiye yerinde sayacaktır. En kötüsünü düşünmek istemiyorum. Eğer yeni sistem Tayyip Erdoğan varken kurulmazsa bir daha Türkiye'nin ne zaman böyle bir şansı olabilir bilmiyorum. Bir daha bu şansı da mumla ararız gibime geliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir