Toplumlar kendi iç dinamikleriyle: değerleriyle, inançlarıyla, sistemleriyle, hukuklarıyla var olurlar. Bu dinamikler toplumun kimliğine göre şekillendirilip tasarlanmazsa, Cumhuriyetin kuruluşunda olduğu gibi ithal edilirse toplum kendi içinden çökerek meşruiyetini kaybeder. Bilhassa İslam toplumları bu entegrasyon sonucu çok işkence çektiler ve hala çekmeye devam ediyorlar. İslam toplumları acı çekmesinin yanı sıra Japonya gibi ülkeler için durum biraz daha farklı oldu. Japonya 19. yy sonlarına doğru batı toplumlarını örnek alıp modernleşti, kapitalistleşmeye başladı. Katana'yı taşımayı, samuraylığı yasakladı. Toplum sancılı bir dönemin ardından kimlik değiştirdi. Fakat Orta Doğu coğrafyasına karşı yürütülen tüm entegrasyon operasyonlarına rağmen ciddi bir direniş söz konusu. Ne yazık ki devletler bazında Arabistan gibi Türkiye gibi ülkeler kapitalistleştikten sonra toplumlara zarar verilmesi de kaçınılmaz oldu. İslam toplumları artık Vakıf toplumu değildi, Para toplumuydu. Halbuki biz Vakıf toplumuyuz. Öğrencilerin pikniğe götürülmesi için vakıf kurmuş bir toplumun torunlarıyız. Üstünlüğü takva ile, hayatın anlamını da İslam ile bulmuş bir toplumun tohumlarıyız. Biz hasırların üzerinde uyuyan bir peygamberin (s.a.v.) ümmetiyiz.

            Para toplumu da batıya, Yahudiler tarafından tasarlanmış bir sistemdir. Tüm felsefesi,sırasıyla para-güç-üstünlük üçlemesi üzerine inşa edilmiş bu sisteme biz KAPİTALİZM diyoruz. Bugün en basitinden, toplumumuzda parası olan daha kolay evleniyor mu? Evet. Parası olan daha iyi sağlık hizmeti alıyor mu ? Evet. Parası olanın oğlu iyi eğitim alıp mühendis doktor vs. oluyor mu ? Evet. Parası olan iyi avukat tutuyor mu ? Evet. Meslekler maddi getirisine göre seçiliyor mu ? Evet. Bunun sonucunda ilim insanı yetiştiremiyor muyuz ? Evet. İnsanlar parası olana rağbet gösteriyor mu ? Evet. Hayatlarını para ile anlamlandırıp din bilincinden sıyrılıyor mu ? Evet.  İslam toprakları kapitalizmin kölesi mi ? Evet. Kısacası kendi felsefesi insan üstünlüğü olan Yahudilikten devşirilme bu sistemle karada yaşamaya çalışan balık misali can çekişiyoruz. İşin kabil olmadığını fark etmeden çırpınıyoruz duruyoruz. Toplum inşa etmeden devrim istiyoruz.

           İslam devrimi devletten değil toplumdan başlar, tabandan tavana. Devlet buna zemin hazırlar toplum silahlanır, sistemleşir, meşruiyetini kazanır, cevaplarını hazırlar, mücadele eder ve kazanır. Bugün tüm Müslümanlar bir araya gelse ne olur ki ? Ne yaptığını bilmeyen, düşünmeyen, üretmeyen çalışmayan, en önemlisi de inanmayan bir toplum nasıl ayakta kalabilir ? Dünyanın en büyük gücü olsan da kendi kimliğin, inançların, iraden, fikrin, mücadelen yoksa Titanik'ten de farkın yok demektir. Okyanusa açıldıktan 5 gün sonra batarsın.
           
           Müslümanların sorunu siyonizm fitne vs. değildir. Müslümanların esas sorunu kendileridir. Başkasını kafesten kurtarmak kolaydır, zor olan kendi kafesini parçalamaktır. Kendi kafesini parçalamış bir Müslümanın önünde de hiçbir şer güç duramaz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.